Kısaca
- İstanbul'da yaşanan yoğun yağışlar sonrası uzmanlar, sel afetlerini önlemek için beton yerine suyu emen "sünger şehir" sistemine geçilmesi gerektiğini vurguladı.
- İstanbul'da bazı bölgelerde metrekareye yaklaşık 273 kilogram yağış düşmesi, şehirlerin aşırı yağışlara karşı hazırlıksız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
- İklim bilimciler ve meteoroloji uzmanları, yoğun yağışların gelecekte de devam edeceğine dikkat çekerken, çözüm olarak "suya duyarlı" veya "sünger şehir" olarak adlandırılan sistemin uygulanması gerektiği belirtiliyor.
İstanbul'da bazı bölgelerde metrekareye yaklaşık 273 kilogram yağış düşmesi, şehirlerin aşırı yağışlara karşı hazırlıksız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İklim bilimciler ve meteoroloji uzmanları, yoğun yağışların gelecekte de devam edeceğine dikkat çekerken, çözüm olarak "suya duyarlı" veya "sünger şehir" olarak adlandırılan sistemin uygulanması gerektiği belirtiliyor. İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayriye Eşbah Tunçay, şehirleşmede beton odaklı yapılaşmadan vazgeçilerek suyun doğasına uygun bir tasarımın şart olduğunu ifade etti.
Dere yatakları imara neden açılmamalı?
Prof. Dr. Hayriye Eşbah Tunçay, yağışların sel afetine dönüşmesindeki temel nedenin yanlış şehir yapılanması olduğunu belirterek, "Suya bir kalıp veremezsiniz, özgür olması gerekir. Ancak suyla birlikte bir tasarım yapmalısınız" dedi. Dere yataklarının imara açılmaması ve beton kanallar içinde hapsedilmemesi gerektiğini vurgulayan Tunçay, betonla kapatılan dere yataklarının sel riskini artırdığını ve bu uygulamanın kesinlikle terk edilmesi gerektiğini belirtti. 
Sünger şehir modeli nasıl uygulanır?
Şehirlerdeki beton kanal sisteminin esnek olmadığını, bu nedenle yağmur suyunu yer altına gönderecek veya yeşil alanlara yönlendirecek sistemlerin kurulması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tunçay, Çin’in Vuhan kentindeki uygulamaları örnek gösterdi. Sünger şehir modelinin beş temel adımda uygulanabileceğini belirten Tunçay; çatı bahçeleri, yağmur bahçeleri, su geçirgen parklar, ağaçlandırma ve biyolojik kanallar ile su toplama göletlerinin hayati önem taşıdığını ifade etti. 
İstanbul'da yaşanan yoğun yağışların ardından gündeme gelen sünger şehir modeli, betonlaşan kentlerde yağmur suyunun akışını yavaşlatmayı ve yer altına sızmasını sağlamayı amaçlıyor. Prof. Dr. Hayriye Eşbah Tunçay, bu sistemin uygulanmasıyla sel riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini ve doğanın limitlerine uygun şehirleşmenin zorunlu olduğunu savunuyor.
Şehir planlama süreçlerinde yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların sorumluluğunda olan bu dönüşüm, imar mevzuatında yapılacak düzenlemeler ve yeşil alanların su yönetimi odaklı tasarlanmasıyla mümkün olabiliyor. Vatandaşlar, yaşadıkları bölgelerdeki yapılaşma ve su yönetimi politikaları hakkında yerel belediyelerin çevre ve şehircilik birimlerinden bilgi alabilir, kentsel dönüşüm projelerinde bu tür sistemlerin uygulanmasını talep edebilirler.
Çıkarılacak sonuç
Yaşanan afetler, geleneksel beton odaklı altyapı sistemlerinin artık iklim değişikliği kaynaklı yoğun yağışları karşılamakta yetersiz kaldığını kanıtlıyor. Şehirlerin dirençli hale gelmesi için suyun betonla hapsedilmesi yerine, toprağa ve bitki örtüsüne kavuşturulması, yani "sünger" işlevi görmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Doğanın limitlerini göz ardı eden yapılaşma anlayışı, her yağışta sel riskiyle karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır. Sünger şehir modeli, sadece sel önleme değil, aynı zamanda kurak dönemlerde suyun depolanması ve kentsel ısı adalarının azaltılması gibi ekolojik faydalar da sağlamaktadır.
Muhtemel etkiler
Sünger şehir modeline geçilmesi, özellikle altyapı sorunları yaşayan yoğun nüfuslu bölgelerde sel kaynaklı can ve mal kayıplarını önemli ölçüde azaltabilir. Bu sistemin uygulanması, kentsel yeşil alanların artmasına ve şehirlerin daha yaşanabilir, ekolojik açıdan dengeli bir yapıya kavuşmasına yardımcı olabilir.
Bununla birlikte, mevcut beton altyapının dönüştürülmesi ciddi bir yatırım ve uzun vadeli bir planlama gerektirebilir. Ancak bu dönüşümün hayata geçirilmesi, uzun vadede afet sonrası oluşan yüksek maliyetli hasarların önlenmesini sağlayarak kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını destekleyebilir.
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!