İtalya'da Meloni Hükümetinden Tarihi Rekor: Son 80 Yılın En Uzun Ömürlü Kabinesi Oldu
İtalya'da Giorgia Meloni başbakanlığındaki sağ koalisyon hükümeti, 1413. gününü doldurarak ülkenin son 80 yıldaki en uzun ömürlü hükümeti unvanını aldı.
Siyasi istikrarsızlıklar ve sık değişen kabineleriyle tanınan İtalya'da tarihi bir dönüm noktasına ulaşıldı. 25 Eylül 2022'de gerçekleştirilen erken genel seçimlerden zaferle çıkan sağ ittifakın lideri Giorgia Meloni, 22 Ekim 2022 tarihinde kurduğu hükümetle ülkenin siyasi tarihinde eşine az rastlanır bir istikrar başarısına imza attı. Meloni hükümeti, görev süresi bakımından İtalya'da önemli bir rekorun yeni sahibi oldu.
Cumhuriyetle yönetilmeye başlandığı 1946 yılından bu yana geçen yaklaşık 80 yıllık süreçte, aralarında teknokrat kabinelerin de yer aldığı tam 68 farklı hükümetin kurulduğu İtalya, kronikleşen siyasi istikrarsızlığıyla biliniyordu. Ancak ilk kadın başbakan olarak tarihe geçen Giorgia Meloni, kabinesinin görevde kalma süresiyle bu makus talihi tersine çevirmeyi başardı.
İtalya Siyasetinde Tarihi Eşik: Meloni Koalisyonu Rekora Koşuyor
Meloni hükümeti, bugün itibarıyla görevindeki 1413'üncü gününü geride bırakarak tarihi bir başarı elde etti. Bu süreyle birlikte, daha önce 2001-2005 yılları arasında 1412 gün boyunca görev yapan Silvio Berlusconi'nin 2. hükümetine ait olan "en uzun ömürlü hükümet" rekoru resmen kırılmış oldu. Meloni, ülkenin ilk kadın başbakanı olmasının yanı sıra, İtalya tarihinin en uzun süre kesintisiz görev yapan hükümet başkanı unvanını da hanesine yazdı.
İç ve dış politikadaki uygulamalarıyla hem ülke içinde hem de uluslararası arenada sıkça tartışılan Meloni kabinesi, Avrupa'nın diğer dev ekonomileriyle kıyaslandığında oldukça istikrarlı bir grafik sergiledi. 2022 sonbaharından bu yana geçen süreçte Fransa'da 5, İngiltere'de ise 4 kez başbakan değişikliği yaşanırken, Roma yönetimi siyasi istikrarını korumayı bildi.
Uzlaşma Kültürü ve "Homojen Koalisyon" Başarısı
Roma'daki Luiss Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vera Capperucci, Meloni hükümetinin bu uzun soluklu başarısının arkasındaki temel dinamikleri değerlendirdi. Capperucci, hükümetin uzun ömürlü olmasının en önemli nedeninin "homojen bir koalisyon" yapısına sahip olması olduğunu vurguladı.
Koalisyonun, Giorgia Meloni liderliğindeki İtalya'nın Kardeşleri (FdI), Antonio Tajani liderliğindeki Forza Italia ve Matteo Salvini liderliğindeki Lig Partisi olmak üzere sağın üç büyük aktöründen oluştuğunu hatırlatan Capperucci, partiler arasında fikir ayrılıkları olsa da genel siyasi program ve değerler noktasında güçlü bir birliktelik sergilendiğini belirtti. FdI'nin büyük seçmen desteğiyle baskın ortak olduğunu, Forza Italia ve Lig'in ise küçük ortaklar olarak uzlaşıyı tercih ettiklerini ifade eden Capperucci, koalisyonun kriz anlarında hükümeti düşürmek yerine ortak bir çizgide buluşmayı seçtiğini aktardı.
Hükümetin kuruluşu aşamasında Rusya-Ukrayna Savaşı, ABD ile ilişkiler ve Avrupa Birliği (AB) vizyonu gibi konulardaki görüş ayrılıklarının ciddi soru işaretleri yarattığını belirten Capperucci, tüm bu zorluklara rağmen kabinenin kompakt bir duruş sergileyerek yasama döneminin büyük bölümünü başarıyla tamamladığını dile getirdi. Gelecek yıl yapılacak seçimlere de değinen Capperucci, sağ blokta Lig partisinin zayıfladığını, buna karşın anketlerde yükselişte olan aşırı sağcı Roberto Vannacci'nin Ulusal Gelecek (FN) partisinin dengeleri değiştirebileceğini, muhalefetteki sol ittifakın ise kendi içinde liderlik tartışmaları yaşadığını ifade etti.
Dış Politikada "Egemenlikçi" Çizgi ve Türkiye ile İlişkiler
Luiss Üniversitesinde uluslararası ilişkiler dersleri veren emekli Büyükelçi Pasquale Ferrara ise Meloni hükümetinin dış politika performansını mercek altına aldı. Ferrara, hükümetin benimsediği "egemenlikçi" yaklaşımın AB'nin ortak karar alma mekanizmalarını zayıflattığını ve uzun vadeli bir gelecek vizyonundan yoksun olduğunu savundu.
İtalya'nın tarihsel olarak Orta Doğu krizlerinde üstlendiği aktif role değinen Ferrara, mevcut hükümetin İsrail'e olan belirgin yakınlığı nedeniyle Gazze'deki insani dramı durduracak adımları atmakta yetersiz kaldığını belirtti. İspanya gibi ülkelerin aksine Filistin Devleti'ni tanıma konusundaki isteksizliğe ve Binyamin Netanyahu hükümetindeki bazı bakanların istenmeyen kişi ilan edilmemesine dikkat çeken Ferrara, diplomatik araçların kullanılması konusunda siyasi irade eksikliği yaşandığını vurguladı.
Meloni'nin ABD Başkanı Donald Trump ile olan yakınlığına da değinen Ferrara, 28 Şubat'taki İran saldırısı sırasında İtalya'nın ABD'ye askeri üslerini açmaması üzerine yaşanan sert polemiklerin ilginç bir tezat oluşturduğunu söyledi. Gelecek yılki seçimler öncesinde Meloni'nin, Trump ile tam bir ideolojik örtüşme içinde olmadığı mesajını vermesinin iç politika açısından stratejik bir hamle olabileceğini belirtti. Ayrıca İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Sebte'de (Ceuta) yaşanan düzensiz göç dalgası sonrası İtalya'nın sınır kontrollerini sıkılaştırmasını, dış politikadan ziyade iç seçmene yönelik bir hamle olarak nitelendirdi.
Büyükelçi Ferrara, tüm bu dış politika dinamikleri içinde Meloni döneminde Türkiye ile ilişkilerin pek çok farklı alanda ivme kazandığına dikkat çekerek, bu durumun hem her iki ülke hem de Akdeniz bölgesinin genel istikrarı açısından son derece olumlu bir gelişme olduğunu sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!