İzmir'de Yenilikçi 'Yara Örtüsü' Kronik Yaralar İçin Çözüm Sunuyor
İzmir'de geliştirilen probiyotik ve oksijen salınımlı yara örtüsü, kronik yaralar için yeni bir umut oluşturuyor.
İzmir
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Biyomedikal Mikro ve Nano Sistemler Laboratuvarı'nda Doç. Dr. Seda Kehr ve ekibi, kronik yaraların iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla iki yıl önce bir proje başlattı.
Geliştirilen ve klasik yara bantlarından farklı yapısıyla dikkat çeken 'Oksijen Taşıyıcı, Esansiyel Yağ ve Probiyotik Metabolitler İçeren Canlı Bir Hidrojel Bazlı Yara Örtüsü', Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi.
Doç. Dr. Seda Kehr, projeleri hakkında AA muhabirine verdiği röportajda, bu yeni sistemin çeşitli bileşenlerin bir araya getirilmesiyle sinerjik bir etki yaratacak şekilde tasarlandığını ifade etti.

Geleneksel Yara Bantlarından Farklı
Kehr, geliştirdikleri yara örtüsünün esansiyel yağlarla zenginleştirildiğini ve en önemli özelliğinin probiyotik içermesi olduğunu belirtti. Ayrıca, bu ürünün oksijen salınımı yapabilen nano parçacıklar içerdiğini de sözlerine ekledi.
Yara örtüsünün başta deri hastalıklarında kullanılmasının planlandığını açıklayan Kehr, bu ürünün potansiyelinin bununla sınırlı olmadığını ve enjekte edilebilir formu sayesinde vücut içindeki yaralarda da kullanılabileceğini belirtti.
Kehr, ürünün farklı formlarda kullanılabileceğini, püskürtülebilir, jel formunda ve üç boyutlu yazıcılarla hastalara özel boyutlarda uygulanabileceğini dile getirdi.

Probiyotik İçerik Üstünlüğü
Probiyotiklerin faydalı mikroorganizmalar olduğunu vurgulayan Kehr, bu bakterilerin yaraların iyileşme sürecinde kullanılmasını amaçladıklarını söyledi. Probiyotikleri çevresel etkilerden korumak için kapsüllediklerini, bu sayede metabolitlerin salınımını kontrol ettiklerini ve yara örtüsünün ömrünü uzattıklarını belirtti.

Laboratuvar aşamasında bakteriyel ve hücresel testlerin tamamlandığını belirten Kehr, bir sonraki adımda hayvan testleri ve klinik çalışmalara geçmeyi planladıklarını açıkladı.
Ürünün ilk olarak yarayı destekleyici bir formda piyasaya sürülmesinin hedeflendiğini ifade eden Kehr, vücut içi uygulamalar için gereken biyomalzeme çalışmalarının daha uzun bir klinik süreç gerektirdiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!