Kemik İliği Bağışında Doğru Bilinen Yanlışlar ve Hayat Kurtaran Gerçekler
Kemik iliği bağışına dair ameliyat korkusu gibi yanlış inanışlar hastaların hayatını etkiliyor. Prof. Dr. Didem Atay, bağış sürecinin detaylarını anlattı.
Lösemi başta olmak üzere pek çok ciddi kan hastalığıyla mücadele eden hastalar için en büyük yaşam kaynağı olan kemik iliği nakli, binlerce insana yeniden hayata tutunma şansı tanıyor. Her yıl eylül ayının üçüncü cumartesi günü dünya genelinde kutlanan Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü, bu hayati konudaki toplumsal farkındalığı artırmayı hedefliyor. Yapılan her bağış, nakil bekleyen bir hastanın ve ailesinin geleceğe umutla bakmasını sağlıyor.

"Başka Bir İnsana Can Veriyorsunuz"
Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, kemik iliği bağışının önemine dair kritik açıklamalarda bulundu. Bu özel günün farkındalık yaratmak adına büyük bir fırsat sunduğunu belirten Prof. Dr. Atay, "Kemik iliği bağışçısı olmak, son derece ulvi ve özel bir sorumluluktur. Aslında bu süreci standart bir kan bağışı gibi düşünebilirsiniz. Ancak bağışınız, çaresizce bekleyen bir hastaya ve onun ailesine yeni bir yaşam, taze bir umut sunuyor. Bu yüzden kemik iliği bağışı, sıradan bir yardımdan çok daha fazlasıdır" dedi.
Ameliyat Korkusu ve Doğru Bilinen Yanlışlar
Toplumda kemik iliği bağışına yönelik ciddi ön yargılar ve yanlış bilgiler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Atay, süreci şu sözlerle anlattı: "Birçok insan bağış yaparken ameliyathaneye gireceğini, kemiklerinin açılacağını ve oradan ilik çekileceğini düşünüyor. Oysa gerçek tamamen farklı. Bu işlem, son derece basit bir kan verme işlemine benziyor. Bağışçı olmak isteyen 18-35 yaş aralığındaki sağlıklı bireylerin öncelikle gerekli testleri yaptırması gerekiyor. Test sonuçları temiz çıkan gönüllüler, veri tabanına kaydediliyor. Uygun bir hasta ile eşleşme sağlandığında ise kan merkezlerinde veya toplama ünitelerinde, tıpkı kan bağışında olduğu gibi basit bir hazırlık aşamasının ardından kök hücreler güvenle toplanıyor."
Sağlıklı bireylerin bağış sonrasında herhangi bir kayıp yaşamadığını da vurgulayan Atay, insan vücudunun eksilen kök hücreleri çok kısa sürede yeniden üretebildiğini belirtti. Bağış işleminin vericiye hiçbir kalıcı zararının olmadığını ifade eden uzman, herkesi bu konuda güvenle adım atmaya davet etti.
TÜRKÖK ile Türkiye'de Bağışçı Sayısı 1 Milyonu Aştı
Türkiye'de kemik iliği bağışı yapmak isteyenlerin izlemesi gereken yolları aktaran Prof. Dr. Didem Atay, başvuruların Kızılay üzerinden kolayca yapılabildiğini belirtti. Kızılay şubelerinde "Gönüllü kök hücre bağışçısı olmak istiyorum" seçeneğinin işaretlenmesinin yeterli olduğunu söyleyen Atay, Türkiye'deki mevcut tabloya dair güncel verileri paylaştı: "Ülkemizde erken teşhis ve gelişmiş tedavi yöntemleri sayesinde kök hücre nakline yönlendirilen hasta sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye'nin ulusal kök hücre veri tabanı olan TÜRKÖK, 2014 yılından bu yana aktif bir şekilde faaliyet gösteriyor. Bugün itibarıyla bağışçı sayısı 1 milyon 230 bini aşmış durumda. Şu an Türkiye'de arama yapılan hastaların üçte ikisine uygun bağışçı bulunabiliyor. Ancak bu oranı çok daha yukarı taşımak bizim elimizde."
Vazgeçilen Bağışlar Hayal Kırıklığı Yaratıyor
Bağışçı olmaya karar veren kişilerin, eşleşme gerçekleştikten sonra kararlarından dönmemelerinin hayati önem taşıdığına değinen Prof. Dr. Atay, yaşanan dramatik süreçleri şu sözlerle özetledi: "Gönüllü olan ancak uygun bir hasta çıktığında çeşitli endişelerle vazgeçen bağışçılarımız oluyor. Bu durum, nakil bekleyen hasta ve ailesi için tarifsiz bir yıkım yaratıyor. Bir Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı olarak, o ailelerin bekleyiş sürecindeki kaygılarına ve umutlarına her gün şahit oluyorum. Uygun bir donör bulunduğunda yaşanan büyük sevinç, bağışçının vazgeçmesiyle yerini derin bir hayal kırıklığına bırakıyor. Unutmamalıyız ki kök hücre bağışlamak, sadece bir doku vermek değil; bir insana hayatını geri vermektir."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!