Şah Damarı Tıkanıklığı Felç Nedeni Olabilir: Prof. Dr. Bilal Boztosun'dan Hayati Uyarılar
Şah damarında sinsi bir şekilde ilerleyen daralmalar felce yol açabiliyor. Prof. Dr. Bilal Boztosun, erken teşhis için Doppler ultrasonun önemini vurguladı.
Beynin sağlıklı çalışabilmesi ve fonksiyonlarını eksiksiz yerine getirebilmesi, onu besleyen damarların açık ve sağlıklı olmasına bağlıdır. Şah damarlarında meydana gelen daralmalar, çoğunlukla fark edilmeden ilerleyerek geri dönüşü zor olan nörolojik hasarlara ve felç durumlarına zemin hazırlayabiliyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, kalp sağlığını olumsuz etkileyen şeker, yüksek tansiyon, kolesterol ve sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin şah damarı sağlığı üzerinde de doğrudan belirleyici olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Boztosun, özellikle ailesinde damar hastalığı öyküsü olan ve birden fazla risk faktörünü bir arada taşıyan bireylerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Sonbahar aylarında vücut direncini artırmak ve bağışıklık sistemini desteklemek için dikkat edilmesi gereken hayati kuralları uzmanlar paylaştı.
Gözlerde meydana gelen ani kızarıklıkların basit bir yorgunluktan ziyade ciddi bir ülser belirtisi olabileceği konusunda uzmanlar uyarıyor.
Alzheimer tedavisinde çığır açan yeni nesil yaklaşımlar ve modern tedavi yöntemleri Medipol bünyesinde gerçekleştirilen özel bir oturumda detaylarıyla ele alındı.
Beyni Besleyen Hayati Damarlar ve Karotis Sistemi
Beynin kan ihtiyacının birden fazla damar yoluyla karşılandığını açıklayan Prof. Dr. Bilal Boztosun, bu sistemin işleyişini şu sözlerle aktardı: "Beynimizi besleyen toplam dört ana damar mevcuttur. Bunların ikisi boynun ön kısmında yer alan karotis damarları, diğer ikisi ise arka tarafta bulunan vertebral damarlarımızdır. Beyin dokusu, bu dört damardan gelen dengeli kan akışı sayesinde beslenir." Kalp damarlarında tıkanıklığa yol açan tüm olumsuz etkenlerin şah damarlarını da doğrudan tehdit ettiğini belirten Boztosun; şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yoğun stres ve sigara kullanımının bu damarlarda da benzer hasarlar ve daralmalar oluşturduğunu vurguladı.

Sinsi İlerleyen Tehlike: Belirti Vermeyen Daralmalar
Karotis damarlarındaki daralmanın başlangıç evrelerinde hiçbir şikayete yol açmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Bilal Boztosun, asıl tehlikenin bu sinsi seyirden kaynaklandığını ifade etti. Erken dönemde fark edilmeyen darlıkların aniden ciddi klinik tablolarla ortaya çıkabileceğini belirten Boztosun, "Şah damarındaki daralmayı zamanında tespit edemezsek, ne yazık ki felç gibi istenmeyen ve geri dönüşü zor durumlarla karşılaşabiliyoruz. Hastalar aniden konuşma yetisini kaybedebilir, el veya kollarında güç kaybı yaşayabilir ya da tamamen hareketsiz kalabilir" şeklinde konuştu. Uzmanlar; ani gelişen konuşma bozuklukları, tek taraflı yüz, kol veya bacak uyuşmaları gibi belirtilerin geçici olsa bile inme habercisi olabileceğini ve vakit kaybetmeden acil müdahale gerektirdiğini hatırlatıyor.
Doppler Ultrason ile Erken Teşhis ve Kişiye Özel Tedavi
Şah damarlarındaki darlık oranının ve damar yapısının incelenmesinde Doppler ultrason yönteminin kritik bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Boztosun, teşhis sürecini şöyle özetledi: "Damar yapısını dışarıdan, invaziv olmayan Doppler ultrason yöntemiyle detaylıca inceliyoruz. Damarda daralma olup olmadığını, varsa bunun derecesini ve beyin kan akışına olan klinik etkilerini net bir şekilde ortaya koyuyoruz." Tedavi planlamasının sadece darlık oranına bakılarak yapılmaması gerektiğini, her hastanın durumunun özel olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Boztosun, "Tıpta hastalık yoktur, hasta vardır prensibiyle hareket ediyoruz. Her hastayı kendi özelinde değerlendirerek ilaç tedavisi, stent, balon anjiyoplasti veya cerrahi müdahale seçeneklerinden hangisinin uygun olduğuna karar veriyoruz" dedi. Amerikan Kalp Birliği (AHA) verilerine göre de sigara, yüksek tansiyon, diyabet ve genetik yatkınlık gibi faktörlerin karotis damar hastalıklarında birincil risk unsurları olduğunu belirten Prof. Dr. Boztosun, bu risk gruplarındaki kişilerin tarama testlerini aksatmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!