Küresel Ekonomik Güç Mücadeleleri Yeni Dünya Düzenini Şekillendiriyor
Küresel ekonomik güç mücadeleleri dünya düzeninde köklü değişikliklere yol açıyor. Uzmanlar, yeni dengelerin oluştuğunu ve gelecekte neler olacağını tartışıyor.
Küresel ekonomi ve siyaset dünyasını bir araya getiren Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), Capital, Ekonomist ve Start Up dergilerinin ortak organizasyonuyla düzenlenmeye devam ediyor. Bu yıl 15. kez yapılan zirve, dünyanın dört bir yanından gelen önemli siyasetçileri, iş dünyası liderlerini ve akademisyenleri ağırlıyor.
‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ ana teması altında gerçekleştirilen etkinliğin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor.
Zirvenin dikkat çeken beşinci paneli, “Çoklu Krizler Çağında Yeni Dünya Düzeni ve Riskler” başlığıyla düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü gazeteci Ahu Tanrıkulu üstlenirken, Zurich Sigorta bu oturumun sponsorluğunu yaptı.
Tanrıkulu, günümüzdeki savaş ortamının zorlu süreçlerine dikkat çekerek, içinde bulunduğumuz krizin sadece ekonomik değil, siyasi etkiler de yaratabileceğini belirtti. “Eski dünya düzeni sona eriyorsa, gelecekte bizi ne bekliyor?” sorusuna yanıt aramaya çalıştıklarını ifade etti.

‘KÜRESEL KÖTÜMSERLİK HÂKİM’
Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, küresel risklerle ilgili görüşlerini paylaştı. “Her yıl global riskler raporumuzu yayımlıyoruz. 17 yıldır süregelen bu rapor, birçok riskin öngörülebilir olduğunu gösteriyor. Jeoekonomik karışıklıklar, olağanüstü hava olayları, yanlış bilgilendirme ve toplumsal kutuplaşmalar gibi riskler bu yıl için ön görülenler arasında. Ancak genel tabloya baktığımızda, yüzde 90’lık bir kötümserlik hâkim.” dedi.
Çok kutuplu ve krizlerle dolu bir dünya beklediklerini belirten Yıldız, sözlerine şu şekilde devam etti:
“İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzen değişiyor. Ekonomik entegrasyon ve barış için oluşturulan bu düzenin yerini yeni güç dengeleri alıyor. ABD’nin dünya ekonomisindeki payı, 1945’te yüzde 50 iken 2024’te yüzde 24’e düşecek. Amerika, eski gücünü yeniden kazanma çabasında. İran bu büyük resmin sadece küçük bir parçası. Asıl mesele, Amerika’nın ekonomik gücünü yeniden tesis etmesi üzerine kurulu. Geleceği, yapay zekâ gelişmeleri ve Amerikan iç politikası üzerinden okumalıyız.”

‘HÜRMÜZ KRİZİ YENİ BİR DÖNEMİN HABERCİSİ’
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Deniz Ülke Kaynak, zirvede yaptığı konuşmada önemli noktalara değindi:
“Savaşın başlaması ve barışın sağlanması, büyük resmin küçük parçalarıdır. İklim değişikliğinin sonuçlarına odaklanmalıyız. Bulunduğumuz dönem, krizler çağı. Ekonomik zirvede siyaset konuşuyor olmamız, dönüşümün ne denli derin olduğunu gözler önüne seriyor. 21. yüzyıl, küresel krizlerle şekillenen bir çağ. 11 Eylül ile başlayan bu süreçte, jeopolitik önem kazandı. Askeri harcamalar arttı. Tüm krizleri bir bütün olarak değerlendirmeliyiz. Pandemide devletlerin bireyler üzerindeki etkisini gördük. Hürmüz krizi bir petrol krizi olarak algılansa da, büyük bir değişime işaret ediyor. Petrodolar sisteminin yıkılma sinyalleri var. Yeni enerji ve lojistik hatlarının şekilleneceği bir döneme giriyoruz. Devletlerin müdahale alanları genişliyor.”

‘ÇİN’İN ETKİ ALANI GENİŞLİYOR’
Özyeğin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Profesörü Prof. Dr. Evren Balta, küresel güç dengeleri üzerine görüşlerini paylaştı:
“İran krizine bakalım; askeri olarak ABD ve İsrail’e karşı üstünlüğü yok. Ancak Hürmüz Boğazı’nı etkin bir şekilde kullandı. Enerji dönüşümü sürecindeyiz, bu da farklı kazanç ve kayıplar yaratıyor. Amerikan gücünün dönüşümü, hegemonik yapının evrimi anlamına geliyor. Dünya düzeninin yeni kurucusu kim olacak? Bu sorunun cevabı henüz net değil. Ara dönemdeyiz. Eski düzende Amerika, üretim, tüketim, güvenlik ve finansal sistemlerde etkin rol oynuyordu. Ancak üretim Asya’ya kaydı. ABD tüketici olarak kaldı ve açıklar vermeye başladı. Orta sınıf daraldı ve Çin’in yükselişi tehdit olarak algılanmaya başladı. Çin, ABD tahvillerini azaltıp, Yuan ile ticareti artırıyor. ABD'nin beklemediği sonuçlar ortaya çıkıyor. Doların rezerv para birimi olması, İran savaşıyla daha da sarsıldı. Amerikan gücünün sınırları, düşmanlarına da gösterilmiş oldu.”
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!