Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a: Anadolu’nun Ebedi Türk Yurdu Oluş Destanı
Anadolu’nun kapılarını açan 1071 Malazgirt Zaferi ile vatanı kurtaran 1922 Büyük Taarruz’un bilinmeyen detayları ve gün gün kurtuluş mücadelesi.
Aydın Hasan - Anadolu topraklarının Türk yurdu olma serüveni, askeri deha ve sarsılmaz bir inançla şekillenen iki büyük tarihi zaferle mühürlendi. Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan komutasındaki kahraman ordunun, Bizans kuvvetlerini tam 955 yıl önce, 26 Ağustos 1071'de Malazgirt'te bozguna uğratmasıyla bu toprakların kapıları Türklere açıldı. Bu şanlı zaferden tam 850 yıl sonra, 1921 yazında, Anadolu'daki Türk varlığını tamamen silmek isteyen emperyalist güçlerin askeri kanadı olan Yunan ordusu, Ankara'ya doğru büyük bir taarruz başlattı. Ancak Türk askeri, dünya harp tarihine altın harflerle yazılan 22 günlük efsanevi Sakarya savunmasıyla düşmanı Sakarya Nehri hattının ötesine geçirtmedi. 1922 yılına gelindiğinde ise artık tek bir çare kalmıştı: Topyekun bir taarruzla düşman ordusunu tamamen yok etmek ya da vatanı kaybetmek.
Anadolu’nun Kilidini Açan ve Mühürleyen Tarihi Dönemeçler
Başkomutan Mustafa Kemal, askeri dehasını ve stratejik zekasını konuşturarak 17 Ağustos 1922'de Ankara'dan kimseye haber vermeden gizlice ayrıldı. En büyük destekçisi olan annesi Zübeyde Hanım'a bile cepheye gittiğini söylemeyen Başkomutan, Ankara'da olduğu izlenimini vermek için dahi bir plan hazırladı. Anadolu Ajansı vasıtasıyla "21 Ağustos 1922'de Çankaya'da bir çay daveti verileceği" haberi tüm kamuoyuna duyuruldu. Bu sırada Mustafa Kemal sırasıyla Konya ve Akşehir üzerinden gizlice Şuhut'a ulaştı. Konya'daki telgrafhaneler tamamen kontrol altına alınarak bilgi sızması önlendi. Gece yarısı Kocatepe'ye intikal eden Mustafa Kemal'in yanında, "Hoca Paşa" diye hitap ettiği Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa bulunuyordu. Tam karşılarında konuşlanan Yunan ordusunun merkezine yönelik büyük bir yarma harekatı planlanmıştı.
Kocatepe’de Gizlilik İçinde Başlayan Büyük Taarruz
Büyük Taarruz, 26 Ağustos sabahı Kocatepe'den yükselen Türk topçusunun gürlemesiyle başladı. O kritik anlarda Başkomutanın cebinde, annesi Zübeyde Hanım’ın kendisine yazdığı duygu dolu bir mektup duruyordu. Mektupta, "Mustafam, bilirim gelmeyeceksin. Çay davetine gidiyorum dedin ama molla annen nereye gittiğini bilir. Sen cepheye gidersin. Senin için dua ediyorum bilesin. Bil! Ve de Mustafam, zaferi ele almadan dönme" yazılıydı. Taarruz emrini veren Mustafa Kemal Paşa'nın dudaklarından dökülen ilk sözler ise, "Rabbim! Yunanlıların kazandığını gösterme bana! Onlar kazanacaksa gökkubbe başıma yıkılsın, daha iyi. Anam! Bize dua et!" oldu.
Adım Adım Kurtuluş: Gün Gün Büyük Taarruz’un Seyri
Doçent Öğretmen Albay Hüsnü Özlü’nün titizlikle hazırladığı Milli Mücadele Albümü’ndeki verilere göre, Türk milletinin kaderini tayin eden o çetin mücadele gün gün şu şekilde gerçekleşti:
26 AĞUSTOS: Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte sabahın ilk ışıklarında Kocatepe’de yerini aldı. Büyük Taarruz, yoğun topçu ateşiyle resmen başladı.
27 AĞUSTOS: Hızla ilerleyen Türk ordusu Afyonkarahisar’ı düşman işgalinden kurtardı. Başkomutanlık ve Batı Cephesi karargahları derhal bu şehre nakledildi.
28 AĞUSTOS: Türk kuvvetlerinin başarılı taarruzu tüm hızıyla sürdü ve düşmanın 5’inci Tümeni kuşatıldı.
29 AĞUSTOS: Düşmanı tamamen çembere alma harekatı kararlılıkla devam ettirildi.
30 AĞUSTOS: Dumlupınar’da gerçekleşen Başkomutan Meydan Muharebesi ile düşman ordusunun ana gövdesi dört bir yandan sarılarak imha edildi. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat Zafertepe’den, ateş hatlarının içinden yönettiği bu tarihi zaferin ardından, Çalköy’de yıkık bir evin avlusunda kritik bir toplantı yapıldı. Mustafa Kemal, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa, düşman kalıntılarını takip etmek üzere ordunun büyük kısmının İzmir yönüne ilerlemesine karar verdi. Gazi Mustafa Kemal Paşa, tarihe geçecek o meşhur emrini verdi: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!"
659 Kilometrelik Dev Cephe ve Zafer Haftası
Gemlik ile Söke arasında adeta devasa bir yay çizen 650 kilometrelik geniş cephenin tamamında başlayan bu büyük harekatın kalbi Afyon ovasında attı. Mustafa Kemal Atatürk, 1 Eylül 1922’de yayımladığı tarihi bildiride, muharebenin gerçekleştiği alanı "Afyonkarahisar, Altıntaş ve Dumlupınar arasındaki meydan savaşı" olarak tanımlayacaktı.
Bugün her yıl 25-30 Ağustos tarihleri arasında büyük bir coşkuyla kutlanan Zafer Haftası, 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi ile 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un manevi mirasını tek bir potada eritiyor. Bu yılki kutlamalar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahlat’tan paylaştığı "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge" vizyonu doğrultusundaki güçlü mesajlarıyla çok daha stratejik ve derin bir anlam kazandı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!