Türkiye çam balı üretiminin yüzde 86'sını, dünya üretiminin ise yüzde 92'sini karşılayan Muğla'daki bal ormanlarında, Milas, Menteşe, Marmaris ve Köyceğiz ilçelerinde Eylül ayı başında başlayan son bal sağımı işlemleri devam ediyor. İklim şartlarının elverişli seyretmesiyle son üç yılda artış gösteren çam balı rekoltesinin, Eylül-Kasım döneminde yaklaşık 4 milyon kovandan 20-25 bin ton seviyesine ulaşması bekleniyor. 2017 yılından itibaren iklim değişikliği, pandemi ve orman yangınları nedeniyle 7-8 bin tona kadar gerileyen üretim, bu yıl son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Arıcılar üretim maliyetleri ve piyasa değerinden dertli
Muğla bölgesinde 20 yıldır üretim yapan Sivaslı arıcı Hasan Öz, arı sağlığının verim üzerindeki etkisine dikkat çekerek, 700 kovanla gerçekleştirdikleri üretimde rekoltenin ikiye katlandığını ifade etti. Hasan Öz, "Arı sağlıklı olduktan sonra bal var. Tabii balda iniş çıkışlar oluyor ama bal var. Değerinde satılamıyor. Kötü ballar üretildiği için bizim balımız, yani saf ve organik üretilen ballar yeterince değerini bulamıyor. Çok masraflarımız var, girdilerimiz çok yüksek. Mazot maliyetleri had safhada. Ürettiğimiz bal giderlerimizi karşılamıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Glikozlu ve şekerli ürünler haksız rekabet oluşturuyor
Organik üretim yapan arıcılar, piyasada bulunan glikozlu ve mısır şuruplu ürünlerin kendi emeklerini değersizleştirdiğini savunuyor. Arıcı Meliha Öz, laboratuvar onaylı kaliteli balların, hileli ürünlerle aynı kategoride değerlendirilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, "Şekerli, glikozlu, mısır şuruplu bilmem ne yapanlar bizim piyasamızı mahvediyorlar. Biz laboratuvarda ballarımızı inceletiyoruz. Çok güzel kaliteli ballar. Ama bizim ürettiğimiz ballar şekerli arıcılık, glikozlu arıcılık, mısır şuruplu arıcılık yapanlarla eşdeğer tutuluyor. Maalesef bizim ürettiğimiz şekersiz organik balın hiçbir değeri yok" ifadelerini kullandı.



Muğla'nın Milas, Menteşe, Marmaris ve Köyceğiz ilçelerinde Eylül ayı başında başlayan çam balı sağımı, iklim koşullarının iyileşmesiyle 20 bin tonu aşan bir rekolte beklentisiyle sürüyor. Üreticiler, yüksek mazot ve işletme maliyetlerinin yanı sıra piyasadaki glikozlu ve şekerli ürünlerin yarattığı haksız rekabet nedeniyle organik balın hak ettiği ekonomik karşılığı bulamadığını belirtiyor.
Gıda güvenliği ve taklit-tağşiş ürünlerle mücadele süreçleri, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen denetimler ve laboratuvar analizleri ile takip edilmektedir. Tüketiciler, şüpheli gördükleri gıda ürünlerini Bakanlığın "Alo 174 Gıda Hattı" üzerinden bildirebilir, işletmelerin kayıtlılık durumlarını ise Bakanlığın yayınladığı güncel taklit ve tağşiş listelerinden kontrol edebilirler.
Çıkarılacak sonuç
Muğla bölgesindeki çam balı üretimindeki artış, iklimsel iyileşmenin tarımsal verimlilik üzerindeki olumlu etkisini kanıtlar niteliktedir. Ancak rekolte artışına rağmen üreticilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, tarımsal girdilerdeki maliyet artışlarının ve piyasadaki denetimsiz ürünlerin, sektörün sürdürülebilirliği üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu göstermektedir.
Organik ve saf bal üreticilerinin, hileli ürünlerle aynı piyasada rekabet etmek zorunda kalması, yerel üreticinin emeğinin karşılığını alamamasına ve uzun vadede arıcılık faaliyetlerinden çekilmesine yol açabilecek bir risk teşkil etmektedir.
Muhtemel etkiler
Piyasadaki glikozlu ve şekerli ürünlerin denetimlerinin sıkılaştırılması, organik bal üreticilerinin pazar payını korumasına ve ürünlerin gerçek değerinde satılmasına katkı sağlayabilir. Aksi takdirde, maliyetlerini karşılayamayan üreticilerin üretimden vazgeçmesi, Türkiye'nin dünya çam balı üretimindeki lider konumunu olumsuz etkileyebilir.
Tüketicilerin bilinçlenmesi ve taklit ürünlere karşı gösterilecek hassasiyet, gıda piyasasında kalite standartlarının yükselmesini sağlayabilir. Bu durum, arıcılık sektöründe kayıt dışı ve hileli üretimin azalmasına yardımcı olabilir.
Kaynak: Haber7
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!