Sanayi Sektöründe Maliyet Baskısı ve Gelecek Yönelimleri
DSO Mayıs Ayı Meclis Toplantısı'nda, sanayi sektörünün karşılaştığı ekonomik zorluklar ve geleceğe yönelik stratejiler ele alındı.
Denizli Sanayi Odası (DSO), Mayıs Ayı Meclis Toplantısı'nda global ekonomik eğilimlerin üretim sanayisine olan etkilerini masaya yatırdı. Özellikle enerji maliyetleri, ihracat koşulları ve finansmana erişimdeki zorluklar toplantının ana gündem maddeleri arasında yer aldı.
DSO'nun Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu'nun önderliğinde DSO Hizmet binasında yapıldı. Toplantıya Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Köle konuk olarak katıldı.
Açılış konuşmasını yapan DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu, Güney Kore ve Çin'e gerçekleştirdikleri ziyaretlerden elde ettikleri bilgileri meclis üyeleriyle paylaştı ve bu ülkelerin üretim stratejilerindeki hızlı değişimlerin önemine dikkat çekti. Konyalıoğlu, bu ülkelerin teknolojiye dayalı üretimi kültürlerinin bir parçası haline getirdiğini ve bu sayede rekabette avantaj sağladıklarını belirtti. Denizli sanayisinin de bu dönüşümü doğru okuyarak, yenilikçi ve katma değeri yüksek üretime yönelmesi gerektiğini vurguladı.
DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, toplantıda Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri değerlendirdi ve sanayicilerin karşılaştığı temel sorunları ele aldı. Kasapoğlu, Türkiye ekonomisinde sanayisizleşme eğiliminin arttığına dikkat çekerek, mevcut enflasyonla mücadele programının reel sektöre ciddi baskı yaptığını ifade etti.
"Reel sektör, enerji, faiz ve jeopolitik risklerin zinciri altında eziliyor"
Küresel ekonomik değişikliklere de değinen Kasapoğlu, "Enerji maliyetleri, yüksek faizler, jeopolitik riskler, düşen talep ve sıkılaşan finansman koşullarıyla aynı anda mücadele ediyoruz. Uluslararası Para Fonu'nun Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünümü raporuna göre, küresel büyüme 2026'da %3,1, 2027'de ise %3,2 olacak. Orta Doğu'daki savaş, küresel büyümeyi ve enflasyonla mücadeleyi doğrudan tehdit ediyor." dedi.
Enerji arzına dair olumsuz gelişmeler, dünya ekonomisinin dengelerini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında olan Brent petrolün varil fiyatı son üç ayda %63, son bir yılda %77 artarak 110 dolara yaklaştı. Bu durumun enflasyonist ortamı besleme endişelerini artırdığını söylemek yanlış olmaz. Sanayici için bu tablo, doğrudan üretim maliyetlerine yansıyan yeni bir baskı anlamına geliyor. Enerji fiyatlarındaki her artış birim maliyetleri yükseltiyor, fiyatlama gücünü zayıflatıyor ve uluslararası rekabetçiliği zorluyor." ifadelerini kullandı.
Kasapoğlu: "Sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir"
Sanayicilerin artan maliyet baskısı altında üretimlerini sürdürdüklerini, buna karşın ihracat pazarlarındaki daralma ve döviz gelirlerindeki herhangi bir gerilemeyle kur şoku riskinin daha da belirgin hale geldiğini belirten Kasapoğlu, mevcut koşulların sanayiciyi döviz borcuna dayalı bir yapıya zorladığını ifade etti. Kasapoğlu, "sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir" diyerek büyüme modelinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Kur riskine teslim olmuş bilançoların ne yatırımı taşımayacağını ne de üretimi büyütebileceğini dile getiren Kasapoğlu, çözümün sanayiciyi döviz borcuna mecbur bırakmayan, uygun maliyetli ve erişilebilir Türk lirası kredi imkanlarının artırıldığı ve kur riskinden korunma araçlarının daha etkin kullanıldığı bir finansman yapısının kurulması olduğunu söyledi. Kasapoğlu, ithal ara malı bağımlılığının da azaltılmasına yönelik üretim politikalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
"Küresel Pazarlarda tutunma mücadelesi artıyor"
İhracat tarafında kur hareketlerinin maliyet artışlarını yeterince karşılayamamasının kâr marjlarını ciddi biçimde daralttığını belirten Kasapoğlu, birçok firmanın artık büyümeden çok mevcut pazardaki varlığını korumaya odaklandığını, işletmelerin zararına ihracat yapmak zorunda kaldığını ifade etti.
Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemeleri, sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve tedarik zinciri denetimleri gibi yeni kuralların da bu tabloya eklendiğini vurgulayan Kasapoğlu, ihracatın artık kurallara uyum ve iklim politikalarıyla da şekillenen çok katmanlı bir rekabet alanına dönüştüğünü vurguladı. "Mesele artık pazara girmek değil, pazarda kalabilmektir" ifadesiyle bu dönüşümü özetleyen Kasapoğlu, dayanıklılık, uyum ve finansmana erişimin bugün her zamankinden daha belirleyici hale geldiğini belirtti.
Merkez Bankasının Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasının süre uzatımı kararına da değinen Kasapoğlu, "Reel sektörün beklentisi, bu düzenlemenin çok daha uzun vadeli ve daha güçlü bir çerçevede sürdürülmesi yönündedir" ifadesini kullandı.
"Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir"
Başkan Kasapoğlu, enerji alanında yapılan yeni düzenlemelere de değinerek lisanssız elektrik üretiminde aylık mahsuplaşma yerine saatlik mahsuplaşma uygulamasının yatırım planlamalarını zorlaştırdığına, nakit akışı ve geri dönüş süreleri açısından belirsizlik oluşturduğuna dikkat çekti. Kasapoğlu, "Oyunun kuralı, maç başladıktan sonra değişmemelidir. Bu nedenle saatlik mahsuplaşma uygulamasının sanayimizin üretim gerçekleri, yatırım güvenliği ve ülkemizin yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesini; mahsuplaşmanın aylık bazda ve doğrudan kWh üzerinden yapılmasına imkân sağlayacak daha öngörülebilir bir yapının oluşturulmasını önemli buluyoruz." dedi.
"İstihdam sanayiden uzaklaşıyorsa, ekonomi üretimden uzaklaşıyor demektir"
Türkiye ve Denizli’ye ilişkin istihdam verilerini Meclis Üyeleriyle paylaşan Kasapoğlu, "Ücretli çalışan verileri, istihdam kompozisyonunu net biçimde ortaya koymaktadır. 2026 Şubat itibarıyla sanayi sektöründe istihdam yıllık bazda yüzde 3,2 gerilerken, özellikle emek yoğun alanlarda kayıplar daha belirgin hale geldi. Buna karşılık inşaat ve hizmet sektörlerindeki artış, istihdamın üretimden ziyade daha düşük katma değerli alanlara kaydığını gösteriyor. Denizli örneğinde tekstil ve giyim gibi sanayinin omurgasını oluşturan sektörlerdeki sert istihdam kaybı, üretim gücündeki erozyonu somut biçimde ortaya koymaktadır. Bizim meselemiz, istihdamın niteliğidir. Nerede, nasıl ve hangi sektörlerde istihdam oluşturduğumuzdur. Eğer sanayide istihdam kaybediyorsak, eğer ana sektörlerimiz güç kaybediyorsa, bugün gördüğümüz iyileşmeler kalıcı olmayacaktır." yorumunda bulundu.
Kasapoğlu’ndan sanayide güven ve öngörülebilirlik vurgusu
Sanayicinin ancak öngörülebilir bir ortamda yatırım yapabildiğini, yatırımın ise büyümenin temelini oluşturduğunu söyleyen Kasapoğlu, "İçinden geçtiğimiz dönem, sanayicinin dayanıklılığını sınayan sıradan bir dalgalanma değil; yönümüzü yeniden tayin etmemizi gerektiren bir eşiktir. Bu nedenle ihtiyaç duyduğumuz şey; geçici rahatlama sağlayan adımlar değil, güven veren, öngörülebilirliği tesis eden ve üretimi merkeze alan güçlü bir politika çerçevesidir. Sanayici önünü görebildiği ölçüde yatırım yapar, yatırım yaptığı ölçüde büyüme mümkün olur.Üretim varsa istihdam vardır, ihracat vardır, daha fazla refah vardır. Üretim yoksa, geri kalan her şey tartışmalıdır" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Denizli Orman Bölge Müdürlüğü faaliyetleri DSO Meclisinde görüşüldü
DSO’nun Mayıs Ayı meclis toplantısına konuk olarak katılan Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Köle, Bölge Müdürlüğünün Denizli’deki faaliyetlerine ilişkin sunum gerçekleştirdi. Köle, yürütülen projeler ve planlanan çalışmalar hakkında meclis üyelerini bilgilendirirken özellikle ağaçlandırma, orman bakımı ve yangınla mücadele kapsamında yapılan çalışmalara dikkat çekti.
Orman varlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdüğünü ifade eden Köle, yeşil alanların artırılması ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların aralıksız devam ettiğini vurguladı. Toplantı Meclis Üyelerinden gelen soruların Köle tarafından yanıtlanmasıyla son buldu.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!