Sınırda Tarihi Dönüşüm: 'Terör Koridoru' Çöktü, 1255 Kilometrelik Huzur Hattı Şekilleniyor
Suriye'de SDG'nin tasfiye edilmesiyle Türkiye sınırındaki güvenlik açığı kapanıyor. Yayladağı'ndan Yüksekova'ya uzanan hatta "Terörsüz Türkiye" vizyonu güçleniyor.
Türkiye'nin güney sınırlarında uzun yıllardır oluşturulmak istenen terör koridoru girişimi, Ankara'nın kararlı askeri ve diplomatik hamleleriyle tamamen tasfiye ediliyor. Suriye sahasında yaşanan son jeopolitik kırılmalar, Yayladağı'ndan başlayıp Yüksekova'ya kadar uzanan bin 255 kilometrelik sınır hattında tarihi bir güvenlik kuşağının kurulmasını sağladı. "Terörsüz Türkiye" vizyonu, sınır ötesindeki bu büyük dönüşümle birlikte bölgesel ölçekte güçlü bir ivme kazandı.
Fırat Kalkanı’ndan Günümüze Sınır Ötesi Güvenlik Doktrini
Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan PYD, 2014 yılında Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin hemen güney sınır hattında Cezire, Kobani ve Afrin olmak üzere üç kanton kurduğunu ilan etmişti. Örgütün temel stratejisi, Cezire ve Kobani kantonlarını birleştirerek Afrin ile coğrafi bütünlük sağlamak ve Akdeniz'e uzanan bir "terör garnizonu devleti" inşa etmekti. Bu plan doğrultusunda, 2016 yılında ABD’nin yoğun desteğini arkasına alan ve YPG güçlerinin omurgasını oluşturduğu SDG, Menbiç’i ele geçirdi. Hedef, Menbiç’ten Azez’e uzanan hattın işgaliyle sınır boyunca kesintisiz bir koridor oluşturmaktı.
Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri, terörü kaynağında kurutma ve güvenli bölge tesis etme doktrini kapsamında 24 Ağustos 2016 tarihinde tarihi Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattı. Sınır güvenliğini tehdit eden bu projeyi baltalayan ilk askeri müdahalenin ardından, sırasıyla gerçekleştirilen Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekatları, bölgede kurulmak istenen terör yapılanmasına ağır darbeler indirdi.
Şam ile Entegrasyon Süreci: SDG Resmen Feshedildi
Suriye genelinde siyasi dengelerin tamamen değişmesi, sınır hattındaki askeri yapıların da sonunu getirdi. Esad rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından, yeni kurulan Şara yönetimi ile SDG arasında 10 Mart 2025 tarihinde kritik bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakatı takip eden süreçte, 29 Ocak 2026’da imzalanan Ateşkes ve Entegrasyon Anlaşması ile kademeli bir devir teslim süreci başlatıldı.
Takvimler 25 Ağustos 2026’yı gösterdiğinde ise SDG’nin resmen feshedildiği ilan edildi. Yapılan resmi açıklamalar doğrultusunda, SDG’ye bağlı tüm askeri, güvenlik ve idari yapılar tamamen lağvedilerek Suriye Ordusu ve resmi devlet kurumlarının bünyesine entegre edildi. Sınır kapıları, havalimanları ve petrol sahaları gibi kritik öneme sahip stratejik kaynaklar doğrudan Şam merkezi yönetimine devredildi. Bu tasfiye sürecinde, SDG lideri Ferhat Abdi Şahin’e Cumhurbaşkanı Danışmanlığı, İlham Ahmed’e ise milletvekilliği teklif edildi. Yaşanan bu gelişmeler, Suriye’deki Kürt nüfusun anayasal statüsü, hakları ve ana dilde eğitim gibi mutabakat başlıklarıyla doğrudan ilişkilendirildi.
Ankara’nın Bölgesel Barış Vizyonu ve Sınır Güvenliği
Ankara’daki güvenlik kaynakları ve stratejistler, SDG’nin feshedilmesini Suriye krizinin başlangıcından bu yana yaşanan en büyük jeopolitik kırılma noktalarından biri olarak tanımlıyor. Bu gelişme, Türkiye’nin "Terörsüz Türkiye" hedefinin sınır ötesindeki yansıması olan "Terörsüz Bölge" stratejisinde kritik bir aşamayı temsil ediyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve sınırda paralel, silahlı illegal bir yapılanmanın önlenmesi hedefi böylece başarıyla tamamlanmış oldu.
Türkiye’nin kendi içinde yürüttüğü Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamındaki süreçler, Suriye sahasındaki bu büyük tasfiyeyle bölgesel bir boyut kazandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahlat’ta ilan ettiği "Terörsüz Türkiye" hedefi, sınırın diğer tarafındaki çözülmeyle eş zamanlı bir başarıya ulaştı. Yayladağı’ndan Yüksekova’ya kadar uzanan bin 255 kilometrelik Suriye ve Irak sınır hattındaki tarihi güvenlik boşluğu, atılan bu kararlı adımlarla tamamen kapanma evresine girdi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!