Tarihi Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi: Selçuklu, Osmanlı ve Bizans İzleri
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yer alan Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izlerini bir araya getiriyor.
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yer alan ve 14. yüzyıla tarihlenen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu ve Osmanlı mimarisini bir araya getiren tarihi bir yapıdır. 1940'lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, Bizans dönemine ait taşların kullanılması ve halk arasında 'Kırgızlar Mezarlığı' olarak bilinen ancak gerçek adı 'Kırk Kızlar Mezarlığı' olan mezarlık gibi ilginç detaylarıyla dikkat çekiyor.
Gebze’deki 'Çamlık Parkı' olarak bilinen tepenin üzerinde yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, çok katmanlı bir tarihin izlerini günümüze taşıyor. 1385 yılında inşa edilen bu yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait mimari unsurları da barındırıyor. Zaman içinde büyük tahribatlar geçiren türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon çalışmalarıyla tekrar hayata döndürüldü.
Türbenin mimari özellikleri üzerine değerlendirmelerde bulunan Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, “Bu türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin bir örneği. Aynı zamanda Osmanlı’nın ilk dönem yapılarıyla da büyük benzerlikler gösteriyor. Hem Selçuklu hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada sunan ender yapılardan biri. Türbenin, 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu belgeler ve kitabeler doğruluyor” şeklinde konuştu.
Yapının 641 yıllık geçmişinin belgelerle ortaya konduğunu belirten Kankal, “Bu türbenin tarihi, yaklaşık 641 yıl öncesine dayanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’de yapmış olduğu incelemeler ve sonrasında hazırladığı '787 tarihli kitabe' çalışması, türbenin Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu ortaya koyuyor. Hicri 787 tarihi, miladi olarak 1385 yılına denk geliyor” dedi.
Osmanlı’nın Balkanlardaki fetihlerinde etkin rol oynayan önemli bir akıncı ailesi olan Malkoçoğulları’ndan gelen Mehmet Bey’in bu geleneğin bir parçası olduğunu dile getiren Kankal, türbenin tarihi önemini vurguladı.
1940'larda sadece tek bir sütunu ayakta kalan türbenin o dönem fotoğraflarında bu durumun açıkça görüldüğünü belirten Kankal, “O dönem çekilen fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbe ve diğer tüm bölümler çökmüş durumdaydı. Kitabenin de süreçte kaybolduğu ve daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit edildi. 1948’de Zeki Ergezen, restitüsyon çalışmaları gerçekleştirdi ve 1960’lı yıllarda Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon yapıldı. 1980’lerde ek onarımlar yapılarak, son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla türbe bugünkü görünümünü kazandı” ifadelerini kullandı.
Dr. Recep Kankal, bölgeyle ilgili halk arasında doğru bilinen yanlışlara da dikkat çekti. 'Kırgızlar Mezarlığı' olarak bilinen alanın adının aslında 'Kırk Kızlar Mezarlığı' olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu'nun çeşitli yerlerinde rastlandığını belirtti. “Burası halk arasında 'Kırgızlar Mezarlığı' olarak anılıyor ama bu doğru değil. Gerçek adı 'Kırk Kızlar Mezarlığı'. Anadolu’nun birçok bölgesinde benzer isimlendirmeler mevcut. Zamanla yanlış telaffuzla bu şekilde anılmaya başlanmış. Tokat, İznik ve Manisa gibi bölgelerde de benzer örnekler görüyoruz” dedi.
Kankal, türbenin inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğunu belirterek, “Yapının bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Sütun başlıklarındaki haç motifleri ve diğer bezemeler, Bizans dönemine özgü. Ayrıca, tuğla dizimlerinde de Bizans’ın almaşık tekniği dikkat çekiyor. Bu, bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını gösteriyor” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!