Toroslar’ın Zirvelerinde Geçen Hayatlar: Tahtacı Ailesi’nin Hikayesi
Toros Dağları’nda zor koşullarda ağaç kesimi yapan Güneş çifti, ata mesleklerini büyük bir özveriyle sürdürüyor. Bu meslekle ilgili geçmişten günümüze yaşadıkları değişimleri anlatarak, kültürel miraslarını nasıl yaşattıklarını paylaşıyorlar.
Toroslar’da Geçen Bir Ömür: Güneş Çifti’nin Zorlu Macerası
Mehmet ve Esen Gül Güneş çifti, Mersin'in Bozyazı ilçesinden Antalya'nın Akseki ilçesine gelerek Toros Dağları'nın zorlu arazilerinde ağaç kesim işleriyle hayatlarını kazanmaya devam ediyor. 40 yılı aşkın süredir bu mesleği sürdüren çift, ailelerinden kalan bu geleneği titizlikle yaşatıyor.Akseki Orman İşletme Müdürlüğü tarafından belirlenen ağaçları kesen Mehmet Güneş, eşiyle birlikte odunların kabuklarını soyup, bunları özenle düzenliyor ve teslim için hazırlıyor.
Ata Mesleklerinden Kopmayan Bir Aile: Tahtacılık Geleneği
Mehmet Güneş, Toros Dağları'nda mesailerini sürdürürken, çoğu zaman zorlu hava şartlarına rağmen işlerini büyük bir şevkle yapıyor.Toros Dağları'nın dik yamaçlarında, bu işi yapmanın zorluklarından ve emeğin ne denli çetin olduğundan bahseden Güneş, geçmişte işlerin daha da zor olduğunu anlatıyor. Traktör teknolojisi işlerini kolaylaştırsa da, eski günlerde katırlarla taşımacılık yaptıklarını ve bu işin ne denli meşakkatli olduğunu vurguluyor.
Tahtacılığın Tarihçesi ve Aile Mirası
Esengül Güneş, "tahtacı" lakaplarının kökenini anlatırken, bu unvanın Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethettiği dönemde Haliç'e indirilen gemilerin tahtalarını biçen atalarına dayandığını ifade ediyor. Aileleri yüzyıllardır bu geleneği sürdürmüş ve Esengül Güneş bu mesleği bir onur olarak taşıdıklarını belirtiyor. Göçebe Yörük kültürünün içinde büyüdüğünü ve bu zorlu işin içinde çocuklarına kadar süregelen bir hayat hikayesini, gururla paylaşıyor.Torosların Zorlu Şartlarında Bir Yaşam: Geçmişten Günümüze
Güneş çifti, Toros Dağları'nın zorlu şartlarına rağmen hayatlarını orman işçiliğiyle kazanırken, aynı zamanda çocuklarının geleceği için çalıştıklarını dile getiriyor. Mehmet ve Esengül Güneş, ailelerinden kalan bu ata mesleğiyle hayatta kalmayı başaran son nesil olduklarını düşünüyorlar. Gelecek nesillerin bu geleneği sürdürüp sürdüremeyeceğini sorguluyorlar, ancak bu işin gerek fiziksel gerekse manevi yükünün ağır olduğunu biliyorlar.Göçebe Yörük Kültürünün İzinde: Aile Tarihi ve Fedakarlıklar
Esengül Güneş, ailesinin göçebe Yörük kültüründen geldiğini ve bu geleneği sürdürmenin getirdiği sorumlulukları anlatıyor.Güneş, dedesinin Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları’nda şehit olduğunu, bu gibi tarihî fedakarlıkları hatırlatarak, bu mesleğin köklerinin ne denli derine indiğini gösteriyor.
Göçebe yaşam tarzının bıraktığı izleri, bu meslekle olan bağlarını ve Toroslar’da geçirdikleri her mevsimi, her zorluğu, ekmek davası olarak nitelendiriyor. .
Kaynak: IHA
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!