Türkiye'nin Önderliğindeki Yeni Ortadoğu İttifakı: İsrail İçin Endişe Verici
Türkiye'nin liderliğinde kurulan yeni diplomatik ittifak, Ortadoğu'da dengeleri değiştiriyor. İsrail için endişe verici bir tehdit olarak görülüyor.
Jerusalem Post'ta Elie Podeh'in kaleme aldığı detaylı analiz, Ortadoğu'da yeni bir diplomatik eksenin oluşumuna işaret ediyor. Analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyon kararından vazgeçip müzakere yolunu tercih etmesinin, Türkiye, Mısır ve Pakistan'ın arabuluculuk rolü sayesinde mümkün olduğu belirtiliyor. Bu üç ülkenin oluşturduğu ittifak, özellikle 7 Ekim'den bu yana bölgede oluşan yeni jeopolitik gerçekliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor ve İsrail için ciddi bir tehdit unsuru olarak görülüyor.

YENİ GÜVENLİK MİMARİSİNİN TEMELLERİ
Bu yeni diplomatik oluşum, Gazze'de patlak veren çatışmaların ardından Kasım 2023'te Riyad'da düzenlenen ve 22 Arap ile 57 İslam ülkesinin katıldığı zirveye dayanıyor. Zirvenin en önemli sonuçlarından biri, büyük güçlerle temasları sürdürmek ve Gazze'de ateşkesi sağlamak amacıyla kurulan sekizli temas grubunun oluşturulmasıydı. Başlangıçta Nijerya ve Filistin'in yer aldığı bu grup, zamanla Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni kapsayarak genişledi ve Trump'ın Gazze stratejisine destek vererek ortak bir amaç etrafında birleşti.
İran'a karşı yapılan iki askeri harekat ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının yaratabileceği güvenlik ve ekonomik tehlikeler, bu ülkelerin bölgesel istikrar konusundaki endişelerini artırdı.

18 Mart'ta Riyad'da gerçekleştirilen ve Türkiye'nin de katıldığı 12 ülkenin dışişleri bakanlarının buluştuğu toplantı, bu endişelerin somut eyleme dönüştüğü bir nokta oldu. Toplantıda sadece İran'ın saldırıları değil, aynı zamanda İsrail'in Lübnan'a yönelik adımları ve genişleme politikaları da kınandı.
Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanları, bölgede karşılaşılan zorluklarla başa çıkmak ve savunma sanayisinde iş birliğini artırmak amacıyla yeni bir güvenlik platformu oluşturma anlaşmasını gündeme getirdi.
Pakistan'dan Suudi Arabistan'a Açık Mesaj: Nükleer Güçle İşbirliği

BÖLGEDEKİ KAOSUN KAYNAKLARI: İSRAİL VE İRAN
Analizde, bu ülkeleri bir araya getiren etkenlerin sadece ortak çıkarlar değil, aynı zamanda stratejik iş birlikleri olduğu vurgulanıyor. Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki savunma anlaşması, Mısır ile Türkiye ve Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme adımları bu bağların temelini oluşturuyor. Podeh, bu yeni ittifakın sadece ABD ile ilişkileri güçlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda İran, İsrail ve muhtemelen Hindistan'ın bölgesel etkisini azaltmayı hedeflediğini belirtiyor.
"Bu blok, Ortadoğu'da hem İran'ı hem de İsrail'i kaosun ana aktörleri olarak gören bir anlayışın güçlenmesine yol açtı."
İSRAİL'İN YALNIZLAŞMA KORKUSU
Anlatıya göre, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın oluşturduğu bu güçlü birlik, yaklaşık 500 milyon kişilik bir nüfusu temsil ediyor. Nükleer kapasiteye sahip Pakistan, dünyanın önde gelen petrol üreticilerinden Suudi Arabistan, Süveyş Kanalı'nı kontrol eden Mısır ve güçlü savunma sanayisiyle NATO üyesi Türkiye'nin bir araya gelmesi, küresel ölçekte önemli sonuçlar doğurabilir.
İsrail'in, bölgedeki şiddetli ve yıkıcı saldırılar nedeniyle zorba olarak algılandığını belirten yazar, İsrail'in asıl endişe duyması gereken durumun yalnızlaşma ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle normalleşme umutlarının suya düşmesi olduğunu ifade ediyor.

TÜRKİYE'NİN ARTAN LİDERLİK ROLÜ
Podeh, İran'ın zayıflamasıyla birlikte bölgedeki güç dengelerinin değiştiğini ve Türkiye'nin artan etkinliğini şu şekilde değerlendiriyor:
"Suudi Arabistan'ın İran saldırılarına verdiği sınırlı askeri yanıt ve Mısır'ın yıllar içinde gerileyen bölgesel etkisi göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'nin bölgesel Müslüman liderliğinin birincil adayı olmaya devam ettiği söylenebilir. İsrail, Türk perspektifinde şüphesiz bir engel olarak görülüyor."
İSLAM DÜNYASININ BİRLEŞMESİ
Analiz, savaşın bitiminden sonra Arap ve İslam dünyasında Filistin sorununa çözüm bulma çağrılarının daha güçlü bir şekilde yükseleceğini öngörüyor. Yeni oluşan bu Arap-Müslüman ittifakının, Gazze ve Batı Şeria'nın merkezde olduğu bir çözüm talebinde ortak bir zemin bulacağı ve İsrail'in bölgedeki diplomatik hareket alanını giderek daraltacağı tahmin ediliyor.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!