Türkiye'nin Ses Hafızasını Koruyan Koleksiyon: Raif Kara’nın Gramofon ve Plak Tutkusu Ankara’da Müze Yolunda
Koleksiyoner Raif Kara, 20 bin plak ve 165 gramofondan oluşan devasa koleksiyonunu Ankara'da kurulacak bir müze ile gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.
Türkiye’nin kültürel ve işitsel mirasını koruma misyonunu üstlenen koleksiyoner Raif Kara, onlarca yıllık emeğin ürünü olan devasa ses arşiviyle tarihe ışık tutuyor. Bünyesinde binlerce plak, yüzlerce gramofon ve nadide ses cihazı barındıran bu benzersiz koleksiyon, yakın zamanda Ankara’da açılması planlanan bir müze veya sanat galerisiyle geleceğe taşınacak. Kara'nın en büyük arzusu, Türkiye'nin ses hafızasını başkentte kalıcı bir mekanda sergilemek.
"Beş Duyuya Değil, Ruha Hitap Eden Bir Tutku"
Koleksiyonculuk serüveninin eski eşyalara duyduğu merakla başladığını belirten Raif Kara, ilk gramofonunu aldığında bu cihazların sadece fiziksel duyulara değil, insanın ruhuna da hitap ettiğini fark ettiğini dile getiriyor. Bu keşfin ardından ilgisini tamamen gramofon ve taş plaklara yönlendiren Kara’nın koleksiyonunda bugün, tamamı çalışır durumda 165 adet çevirmeli gramofon bulunuyor. Cihaz çeşitliliği bununla da sınırlı değil; yaklaşık 100 pikap, 20’ye yakın lambalı radyo, 6 makara teyp, günümüzde neredeyse hiç bilinmeyen 2 adet tel teyp, manyetik ve kartuş teypler de bu zengin arşivin parçası. Toplamda 20 bine yakın 45'lik, 30'luk ve taş plağa sahip olan koleksiyonun en değerli parçaları arasında 5 adet altın plak da yer alıyor.
Dünyada Eşi Benzeri Olmayan 1890’lı Yılların İlk Türk Kayıtları
Türkiye’nin ses tarihinin adeta kendisinde saklı olduğunu ifade eden Kara, dünyada ses kaydetme teknolojisinin 1877’de başladığını hatırlatıyor. Koleksiyonunun en nadide parçalarının 1890’lı yıllarda İstanbul’da kaydedilen ve Türk milletinin ilk ses kayıtlarını içeren 24 adet özel plak olduğunu vurgulayan ünlü koleksiyoner, "Bu plakların her biri tek kopya ve dünyada başka bir eşi yok. 30 yıldır Türkiye'de bu plakların ikincisine sahip olduğunu söyleyen kimse çıkmadı" diyerek arşivin hem kültürel hem de maddi değerine dikkat çekiyor. Bu hassas eserler, özel çelik dolaplarda büyük bir titizlikle muhafaza ediliyor ve dijital ortama aktarılarak koruma altına alınıyor. Cihazların bakım ve onarımını ise Türkiye’nin son gerçek gramofon ustalarından Kadir Usta gerçekleştiriyor.
Papağan Sanılan "Yeşil Gramofon"un Unutulmaz Hikayesi
Koleksiyondaki her parçanın ayrı bir hikayesi olduğunu belirten Kara, "Yeşil Gramofon" olarak bilinen özel cihazın öyküsünü şu sözlerle paylaşıyor: "2005 ya da 2007 yıllarıydı. İzmir’deki antikacı bir arkadaşım, bir Ermeni hanımefendiden aldığı bu pırıl pırıl yeşil gramofonu bana teklif etti. O dönem bütçem elvermediği için kibarca reddettim. Daha sonra iş için İzmir’e gittiğimde beni evinde akşam yemeğinde ağırladı. Yemek masasının yanında üzeri örtülü bir şey duruyordu, ses çıkarmasın diye üstü kapatılmış bir papağan olduğunu düşündüm. Yemekten sonra örtüyü açtığında altından bu muhteşem gramofon çıktı. Arkadaşım, 'Bu senin koleksiyonunda olmalı' diyerek bana hediye etmek istedi. Israrlarım sonucu, bedelini daha sonra taksitle ödemek şartıyla kabul ettim. İyi ki de almışım."
"Bu Koleksiyonun Türkiye’de Başka Bir Benzeri Yok"
Türkiye’de bu kapsamda ikinci bir koleksiyonun bulunmadığını, benzerlerinin ancak yüzde 25'lik bir hacme ulaşabildiğini belirten Raif Kara, arşivini Ankara'da kurulacak bir müze çatısı altında toplamayı hedefliyor. Başka şehirlerden gelen cazip teklifleri, Ankaralı olması ve bu değerli mirasın başkentte kalması gerektiğine inanması sebebiyle geri çeviren Kara, müzenin insanların kolayca ulaşabileceği, o tarihi atmosferi soluyabileceği merkezi bir noktada açılmasını istiyor. Gençlere de seslenen usta koleksiyoner, "Koleksiyon yapmak insanı rehabilite eder, terbiye eder ve entelektüel olarak popülerleştirir" diyerek genç nesilleri bir şeylerin koleksiyonunu yapmaya davet ediyor. Haberi aktaran muhabirler: İdris Ali Kayabaşı - Gülçin Kazancı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!