2026 STRATCOM Zirvesi: İklim Diplomasisinde Yeni Öncelikler Ele Alındı
2026 STRATCOM Zirvesi'nde iklim değişikliği ve diplomasi konuları ele alındı. İklim diplomasisinde yeni öncelikler tartışıldı.
Navarra Üniversitesi'nden Salaverria, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir mesele olmadığını, aynı zamanda bir iletişim sorunu teşkil ettiğini ifade etti.
Salaverria, iklim değişikliğini inkar edenlerin geçmişte küresel ısınmanın gerçekleşmediği, insan faaliyetlerinin bu durumdan sorumlu olmadığı ve iklim değişikliğinin ciddi sonuçlar doğurmayacağına dair söylemler geliştirdiğini, ancak son dönemde bu söylemlerin yerini çözüm önerilerinin uygulanabilirliğini sorgulamanın aldığını belirtti.
"Hasarın Önceliği Değişti"
Prof. Dr. Yıldız, iletişimin doğru yönetildiğinde etkili sonuçlar doğurabileceğini ifade ederek, bu konunun farklı bir perspektiften ele alınması gerektiğini vurguladı.
Greta Thunberg'in 2018'de iklimle ilgili ilk grevine başladığını hatırlatan Yıldız, Thunberg'in yıllar sonra Gazze için Sumud filosuna katıldığını anımsattı.
Yıldız, "2018'den 2025'e Greta'nın dönüşümünü anlamadan iklim meselesine bütüncül bir bakış açısı kazanamayız." diyerek, iletişimin diplomasi için önemli bir yönetim şekli olduğunu vurguladı.
İklim diplomasisinde duyguları yönetmenin öncelikli olması gerektiğini söyleyen Yıldız, iklim endişelerinin güvenlik kaygılarına dönüştüğünü belirtti.
Yıldız, geçmişte savaşların hasar önceliğinin askeri, sivil, çevre ve iklim gibi dolaylı hedefler olduğunu ancak bu sıralamanın artık değiştiğini ifade etti.
Yıldız, "Artık öncelik sivillerde, ardından çevre ve iklim, son olarak askeri hedefler gelmektedir." dedi.
Yıldız, ABD ve İsrail'in İran'a karşı saldırılarını değerlendirirken, medyada enerji odaklı savaşların konuşulduğunu, ancak insan ve iklim odaklı savaşların yeterince gündem olmadığını vurguladı.
"Çok Taraflılık Üzerinde Baskı Var"
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İletişim Müdürü Coghlan, iklim diplomasisinde güvenin kritik önem taşıdığını belirtti.
Coghlan, "Çok taraflılık, yalnızca iklim değil daha geniş kapsamda da ciddi baskı altında. Stratejik iletişim çalışmalarında, yalnızca iklim diplomasisinin ve çok taraflılığın karşı karşıya olduğu zorluklara değil, aynı zamanda elde edilen ilerlemelere de dürüst bir şekilde odaklanmalıyız." dedi.
Coghlan, Paris Anlaşması'nın önemine değinerek, "Paris Anlaşması ve ulusal hükümetlerin çabaları olmasaydı, küresel ısınma 4 ila 5 derece artabilirdi. Bu, pek çok ekonominin ve az sayıda insanın baş edebileceği bir durum değildir. Ancak çok taraflılık ve Paris Anlaşması sayesinde bu gidişat neredeyse yarı yarıya azaltıldı." şeklinde konuştu.
FAO İklim Değişikliği, Biyoçeşitlilik ve Çevre Ofisi Sorumlusu Nguyen, iklim krizinin gıda krizini tetiklediğine dikkat çekti.
Nguyen, "Son yıllarda iklim krizi nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşandı. Sıcak hava dalgaları veya uzun süreli kuraklıklar tarım topluluklarını vurduğunda, bu durum hızla gıdanın ötesine geçen daha büyük bir sorun haline geliyor. Gıda güvenliği ve iklim güvenliği birbirine bağlı, bu sürecin ne kadar hızlı ilerlediğini gözlemliyoruz." dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!