8 Mart'ta Güçlenme Çağrısı: Haklarımız ve Gücümüz Bizimle
8 Mart'ta UN Women, kadın hakları gündeminde adalete erişimi vurguluyor. Adalet sağlandığında, haklar güvenliğe ve söz sahibi olmaya dönüşür.
Maryse Guimond / UN Women Türkiye Ülke Direktörü - Dünyadaki hiçbir ülke, kadınlar ve erkekler arasındaki yasal eşitsizlikleri tamamen ortadan kaldırabilmiş değil. Küresel düzeyde kadınlar, erkeklerin sahip olduğu yasal hakların yalnızca yüzde 64'üne sahip. Mevcut ilerleme hızına bakıldığında, tam yasal eşitliğe ulaşmak için 286 yıl geçmesi gerektiği öngörülüyor. Bu, kimsenin kabul edemeyeceği kadar uzun bir süre.
Bu sebeple, UN Women 8 Mart'ta “Haklarımız, Gücümüz” sloganını kullanarak kadın hakları konusunun merkezinde adalete erişimi vurguluyor. Çünkü adalet olmadan haklar sadece kâğıt üzerinde kalır. Adalet sağlandığında ise haklar, güvenlik, duyulma ve kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olma gücüne dönüşür.
Adalete erişim ne anlama gelir?
Kadınlar ve kız çocukları için adalete erişim, sadece mahkemeye gitmek anlamına gelmez. Bu, öncelikle haklarını bilmekle başlar. Bilgiye, hukuki yardıma ve destek hizmetlerine mali, sosyal veya kurumsal engeller olmadan ulaşabilmeyi ifade eder.
Ülkelerin yaklaşık yüzde 70'inde kadınlar, erkeklere kıyasla adalete erişimde daha fazla engelle karşılaşıyor. Adli süreçteki masraflar, ulaşım maliyetleri, çocuk bakım sorumlulukları ve kaybedilen gelir, milyonlarca kadının hukuki yollara başvurmasını zorlaştırıyor.
Hukukun dönüştürücü gücü
Hukukun güçlü bir dönüşüm aracı olduğunun farkındayız. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi de bize hatırlatıyor: “Herkes kanun önünde eşittir ve kanunun eşit korumasından yararlanma hakkına sahiptir.”
Bu ilke, dünya genelinde mahkeme salonlarında, polis karakollarında, dijital ortamlarda, iş yerlerinde ve toplumlarda gerçeğe dönüşmelidir.
Adalet, kadınları ve kız çocuklarını şiddet, ayrımcılık ve sömürüden koruyan yasaları içerir. Hayatta kalanların seslerinin duyulduğu ve cezasızlığın sona erdiği adli süreçleri kapsar. Uygun maliyetli ve erişilebilir hukuki destek anlamına gelir. Tarafsız, hesap verebilir ve hayatta kalanları merkezine alan sistemler gerektirir.
UN Women olarak ilerlemenin mümkün olduğunu biliyoruz. Hukuki destek alan her kadında, eğitimine devam eden her kız çocuğunda ve toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar benimseyen her kurumda bunu görüyoruz. Ancak, bu ilerlemeyi hızlandırmamız ve korumamız gerektiğine inanıyoruz.
2026'da Kadının Statüsü Komisyonu'nun 70. oturumunda bir araya geldiğimizde, tüm kadınlar ve kız çocukları için adalet konusunda yeniden güçlü bir bağlılık gösterme şansımız var. Bu, yalnızca yasal reformlarla ilgili bir mesele değildir. Kurumlara duyulan güveni artırmak, toplumsal sözleşmeyi güçlendirmek ve eşitliğin bir seçenek değil, bir zorunluluk olduğunu göstermekle ilgilidir.
Adalet kendiliğinden ve tek başına gerçekleşmez. Siyasi irade, kamu yatırımları, kurumsal reformlar ve sağlam ortaklıklarla inşa edilir. Bu nedenle iş birliği hayati önem taşır. Uluslararası, yerel ve ulusal düzeyde hükümetler, sivil toplum, özel sektör, akademi ve gençlerin birlikte hareket etmesi gerekir. Kadın örgütleri ve kadın hareketleri desteklenmeli ve yeterli kaynaklarla güçlendirilmelidir. Eşitlik, her düzeyde bilinçli ve kararlı bir şekilde tercih edilmelidir.
Bu Dünya Kadınlar Günü'nde, haklar, adalet ve eylem için birlikte duralım. Çünkü kadınlar ve kız çocukları adalete eriştiğinde, toplumlar daha güçlü, daha istikrarlı ve daha eşit olur.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!