AB, Kamu İhalelerinde 'Made in EU' Koşulunu Uygulamaya Hazırlanıyor
AB, kamu ihalelerinde 'Made in EU' şartı getirerek Avrupalı üreticilere öncelik tanımayı planlıyor.
Brüksel'den Yeni Sanayi Hamlesi
Avrupa Birliği (AB), yerli üretimi teşvik etmek amacıyla kamu ihalelerinde Avrupalı firmalara öncelik tanıyacak olan 'Made in EU' şartını getirecek yeni planını duyurdu.
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında, AB sanayisini desteklemek ve istihdamı artırmak amacıyla hazırlanan Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifi hakkında bilgi verdi.
Sejourne, "Stratejik sektörlerimizi güçlendirmemizin gerekliliğini her geçen gün daha iyi anlıyoruz." diyerek, Avrupa'nın güçlü bir sanayi temeli olmadan stratejik özerkliğe sahip olamayacağını vurguladı.
Sejourne, "Avrupa'da sanayinin GSYH'deki oranını 2035 yılına kadar yüzde 20'ye çıkarmayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu.
Vergi mükelleflerinin parasının Avrupa üretimine ve Avrupa'daki istihdama katkı sağlaması gerektiğine değinen Sejourne, "Avrupa'nın kamu alımlarında ve doğrudan sübvansiyonlarında Avrupa önceliğini uygulamaya koyuyoruz." dedi.
Başlangıçta 'Made in Europe' olarak adlandırılan ancak sonradan 'Made in EU' olarak değiştirilen bu girişim, enerji yoğun sektörler, alüminyum, çimento, çelik, kimya ve otomotiv gibi sektörleri kapsayacak. Ayrıca elektrikli araçlar, şarj edilebilir araçlar, kamyonlar, otobüsler, bataryalar, rüzgar türbinleri, elektrolizörler, ısı pompaları, fotovoltaikler ve nükleer enerji gibi alanlar da dahil edilecek.
Her sektör için belirli bir Avrupa üretim oranı talep edileceğini belirten Sejourne, hangi ülkelerin bu kapsama gireceğinin mütekabiliyet ilkesi ve ekonomik güvenlik değerlendirmesi çerçevesinde belirleneceğini belirtti.
Sejourne, "AB ile ticaret anlaşması olan ülkeler dışlanmayacak. Bu anlaşmalı ülkelerin kriterlerimize uygunluğuna bakacağız. Kamu alımlarında karşılıklılık ilkesine dikkat edeceğiz. Ayrıca, bu ülkelerle sanayi bağımlılığı ve ekonomik güvenlik değerlendirmelerimizi yapacağız." açıklamasını yaptı.
AB Komisyonunun Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifine ilişkin açıklamada, girişimin düşük karbonlu Avrupa üretimi teknolojilere ve ürünlere olan talebi artırmak için yapıldığı belirtildi.
Bu girişimin, Avrupa'da üretim ve istihdamı artırarak işletmeleri büyüteceği ve endüstrinin temiz dönüşümünü destekleyeceği ifade edilen açıklamada, "Yasa, kamu alımları ve kamu destek programları için hedefli ve orantılı bir şekilde düşük karbonlu ve Avrupa üretimi olma şartları getiriyor." denildi.
Açıklamada, düzenlemelerin özellikle çelik, çimento, alüminyum, otomobil ve net sıfır teknolojiler gibi stratejik sektörlere uygulanacağı ve uygun durumlarda kimya gibi diğer enerji yoğun sektörlere de genişletilebileceği belirtildi.
'Made in EU' girişiminin Avrupa'nın üretim kapasitesini güçlendireceği ve temiz Avrupa teknolojilerine olan talebi artıracağı vurgulandı. "Sanayi Hızlandırıcı Yasa, artan haksız küresel rekabet ve stratejik sektörlerde AB dışı tedarikçilere bağımlılığın artması karşısında AB'de değer yaratmayı artırmayı ve sanayi tabanımızı güçlendirmeyi amaçlamaktadır." değerlendirmesi yapıldı.
Gümrük Birliği Olan Ülkeler de Kapsama Dahil
Açıklamada, AB'nin dünyanın en açık pazarlarından biri olmaya devam ettiğine işaret edilerek, "Bu teklif, AB şirketlerine pazarlarına erişim imkanı sunan ülkelere eşit muamele sağlayarak kamu alımlarında daha fazla karşılıklılığı teşvik etmektedir. AB ile serbest ticaret bölgesi veya Gümrük Birliği anlaşması yapmış ya da Kamu Alımları Anlaşması'na taraf olan ve bu anlaşma kapsamında Birliğin ilgili yükümlülüklerinin bulunduğu ortaklardan gelen içerik, Birlik menşeli kabul edilecektir." denildi.
Tek bir dış ülkenin küresel üretim kapasitesinin yüzde 40'ından fazlasını kontrol ettiği stratejik sektörlerde 100 milyon avroyu aşan büyük yatırımlar için de şartlar getirileceği belirtilen açıklamada, bu tür yatırımların kaliteli işler yaratması, yenilik ve büyümeyi teşvik etmesi, teknoloji ve bilgi transferi yoluyla AB'de gerçek değer ortaya koyması ve yerel içerik gerekliliklerine uyması gerektiği kaydedildi.
AB üyesi 27 ülke ile Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn'ın bulunduğu Avrupa Ekonomik Alanı ülkelerini kapsayan 'Made in EU' girişimi konusunda AB Komisyonunun çeşitli birimleri ile AB üyesi ülkeler farklı görüşler savunuyordu.
Bu girişimin öncüsü konumunda olan Fransa, Almanya'nın da dahil olduğu bazı AB ülkeleri ise yerel ürün satın alma şartlarının yatırımı caydırabileceği, kamu ihalelerinde fiyatları yükseltebileceği ve AB'nin küresel rekabet gücüne zarar verebileceği görüşünü taşıyor.
Korumacı politikalara karşı temkinli bir tutum sergileyen Almanya, 'Made in Europe' kavramının dar bir tanım olduğunu, ticaret ortaklarının da sürece dahil edildiği kapsayıcı bir 'Made with Europe (Avrupa ile Üretildi)' yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini savunuyor.
Türkiye ise Gümrük Birliği, mevcut ekonomik entegrasyon seviyesi ve mevzuat uyumu gibi unsurların dikkate alınarak Türk üreticilerin de 'Made in Europe' kavramı içinde yer alması gerektiğini ifade ediyor.
Avrupa'da otomotiv başta olmak üzere bazı sektörler, Made in EU yaklaşımında İngiltere ve Türkiye'nin de yer almasını istiyor.
Tartışmalara sahne olan teklifin, Komisyon tarafından yayımlanmasının ardından yasama sürecinde AB ülkeleri ile Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) müzakereler sırasında da değişikliğe uğraması öngörülüyor.
Teklifte, Türkiye'nin 'Made in EU' içindeki durumu hakkında doğrudan bir açıklama bulunmazken, AB ile Gümrük Birliği'nin bu kapsama dahil olabileceği ancak bunun için kamu ihalelerinde mütekabiliyet uygulanmasının önemli olabileceği anlamını taşıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!