ABD-İran Arasındaki Ateşkes ve Küresel Enflasyonun Tehditleri
ABD ve İran arasındaki ateşkes, küresel enflasyon riskini artıran jeopolitik ve ekonomik faktörlerle çevrili.
28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırılar, İran'ın karşılık vermesiyle bölge ülkelerine yayılan çatışmalara dönüştü. Bu gelişmelerin ardından, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan'da iki haftalık bir ateşkesi kabul ettiğini açıkladı.
Ateşkes duyurusu, altın fiyatlarında ve dünya borsalarında artışa yol açarken, petrol ve doğal gaz fiyatlarında ise düşüşler gözlemlendi. Ancak İran'ın ateşkesi ihlal ettiği yönündeki iddialar, küresel risk algısını yeniden artırdı.
Uzmanlar, ABD ve İran arasında kalıcı bir ateşkes sağlansa bile, bölgede devam eden çatışma riskleri ve Hürmüz Boğazı'ndaki mayın iddialarının güvenlik endişelerini artırdığını belirtiyor. Bu durum, bölgedeki altyapı hasarları ve operasyonel engellerle birleşerek arz dengesinin toparlanmasını geciktiriyor. Artan taşımacılık maliyetleri, sigorta primleri ve navlun giderleri de küresel enflasyonda kalıcılık riskini artırabilir.
8 Nisan'da Dünya Bankası tarafından yayımlanan bölgesel raporlar, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının enerji ve kamu altyapısını nasıl etkilediğine dikkat çekiyor. Bu durum, piyasaları istikrarsızlaştırıp 2026 yılı büyüme görünümünü zayıflatıyor.
Raporlar ayrıca, yüksek enerji maliyetlerinin üretimi etkilediğini, iç talebi daralttığını ve belirsizliklerin yatırımları olumsuz etkilediğini belirtiyor. Çatışmaların verimliliği düşürdüğü ve özel sektör dinamizmini sınırladığı vurgulanıyor.
Marmara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Arzu Al, geçici ateşkesin piyasalardaki spekülatif fiyatlamaları zayıflatmaya başladığını belirtti. Ancak, kalıcı iyileşmenin uzun vadeli ve yapısal toparlanma gerektirdiğini söyledi.
Al, enerji altyapısındaki tahribat ve lojistik sorunların, maliyetlerin düşmesini engellediğini ekledi. Uluslararası ekonomi mimarisinin güvenlik odaklı bir modele kaydığını ve enerji fiyatlarının imalat sektörünü olumsuz etkilediğini ifade etti.
Sigorta masraflarının ve üretim kapasitesindeki kayıpların toparlanmayı yavaşlattığını belirten Al, bölgesel gerilimlerin piyasa dengesinin sağlanmasını zorlaştırdığını söyledi.
Hürmüz Boğazı geçişlerinin normale dönmesi halinde bile arz krizindeki yapısal sorunların hızlı toparlanmayı sınırlayacağını belirtti.
Al, bölgedeki enerji üretim tesisleri ve lojistik altyapısındaki tahribatın arz kapasitesinin eski seviyelere dönmesini zorlaştırdığını ifade etti. Mevcut gemi yığılmasının ve yeni taleplerin taşımacılık maliyetlerini artırdığını belirtti.
Jeopolitik konjonktürdeki enerji krizi, arz şokları ve güvenlik endişelerinin fiyatları yüksek seviyelerde tutarak enflasyon riskini artırdığını söyledi.
Hürmüz Boğazı kaynaklı arz sarsıntılarının kalıcı enflasyon baskılarına yol açacağını belirten Al, para yönetimlerinin sıkı duruşlarını korumaları gerektiğini vurguladı.
Arzu Al, çıktı açığının ekonomideki yavaşlama ile mücadele kararlılığını şekillendirdiğini ve faizlerin yüksek kalma süresini etkilediğini söyledi.
Faiz artırımı ihtimalinin, maliyet baskılarının ücretlere yansıması ve fiyat artışlarının yapısal hale gelmesi durumunda gündemde kalacağını belirtti.
Küresel istikrarı sağlamak için kararlı ve kısıtlayıcı adımların sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!