ABD ve İran Arasındaki Gerginlik Piyasalarda Arz Krizini Tetikliyor
ABD ve İran arasındaki gerginlik, enerji piyasalarında ciddi arz sorunlarını tetiklerken, küresel piyasalarda endişe yaratıyor.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın 48 saat içinde açılmaması halinde İran'a yönelik yaptırımlarını sertleştireceğini belirtmişti. Ancak hafta sonu yaptığı açıklamada, İran'a tanıdığı süreyi 8 Nisan'a kadar uzattığını duyurdu.
Trump, son açıklamalarında İran ile yapılan müzakerelerin olumlu ilerlediğini ancak belirlenen süre içinde bir anlaşma sağlanamaması durumunda İran'ın sivil altyapısını hedef alacaklarını ifade etti. "Planımız hazır, yarın gece yarısına kadar İran'daki tüm köprüler yıkılacak ve elektrik santralleri devre dışı kalacak," şeklinde konuştu.
Buna karşın, İran tarafından yapılan açıklamalarda, "Gelecek saldırıları önlemek için düşmanı pişman edecek seviyeye gelene kadar mücadeleye devam edileceği" mesajı verildi.
Karşılıklı bu sert açıklamalar, ABD'nin İran'ın enerji altyapısını hedef alacağına yönelik endişeleri artırırken, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda küresel arz kesintilerinin daha da derinleşeceği kaygılarına yol açtı.
Küresel Arz Daralması Tehlikesi Kapıda
Uluslararası veri merkezi Primary Vision Network'ten Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi, AA'ya yaptığı değerlendirmede, Trump'ın tehditlerini gerçekleştirmesi halinde enerji piyasalarının ciddi bir darbe alacağını ifade etti.
Rizvi, mevcut jeopolitik gelişmelerin petrol arzı üzerindeki olumsuz etkisinin, geçmişte yaşanan diğer arz daralmaları ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek seviyelere ulaştığını belirterek, "Trump'ın tehdidi gerçekleşirse, enerji piyasaları eşi benzeri görülmemiş bir arz daralmasıyla karşı karşıya kalabilir. Bu durum petrol fiyatlarının 200 dolara kadar çıkmasına neden olabilir ve uluslararası piyasalarda ciddi bir yıkıma yol açabilir," dedi.
Enerji altyapılarına olası saldırıların sadece fiyatlar üzerinde değil, arzın yapısal bütünlüğü açısından da etkili olabileceğini vurgulayan Rizvi, bazı Körfez ülkelerinde halihazırda "mücbir sebep" ilanlarının devreye girdiğini ve LNG arzının dünyanın birçok yerinde olumsuz etkilendiğini dile getirdi.
ABD'nin İran'ın enerji altyapısına geniş çaplı bir saldırı düzenlemesi durumunda, bölgede petrol üretiminin yeniden başlatılmasının yıllar alabileceğini belirten Rizvi, bu durumun özellikle enerji ithalatına bağımlı olan gelişmekte olan ülkeler ve Asya ekonomileri üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini söyledi.
Öte yandan, piyasaların bu tehditleri henüz fiyatlamadığını belirten Rizvi, "Piyasalar oldukça karışık bir görünüm sergiliyor. Endişeden ziyade belirsizlik hakim ve ne olacağı öngörülemiyor. Bu nedenle belirsizlik, enerji piyasalarında yüksek ve öngörülmesi güç bir oynaklık olarak kendini gösteriyor," diye konuştu.
Ucuz Enerji Dönemi Sona mı Erdi?
Rizvi, gerilimin kontrol altına alınması durumunda piyasaların kısa süreliğine rahatlayabileceğini ifade ederek, "Mevcut durumda jeopolitik gerilimlerin kalıcı bir unsur haline geldiği yeni bir döneme giriliyor. Bu da enerji piyasalarında risklerin yapısal olarak arttığına ve ucuz enerji döneminin sona erdiğine işaret ediyor," dedi.
Avrupa'nın enerji arz güvenliğinin de bu süreçten doğrudan etkilendiğini vurgulayan Rizvi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Rusya'dan gelen tedarikin kesilmesi ve alternatiflerin sınırlı kalması, Avrupa'yı az sayıda tedarikçiye daha bağımlı hale getirdi. Bu durum, boru hatları ve enerji altyapısına yönelik yatırımların artırılmasıyla seçeneklerin genişletilmesini gündeme getirebilir. Böylece Avrupa'nın Hürmüz Boğazı, Bab el-Mendeb ve diğer stratejik geçiş noktalarına olan bağımlılığı azaltılabilir. Ancak bugün itibarıyla Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji akışını ikame edebilecek bir alternatif bulunmuyor."
Rizvi, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin 400 milyon varillik acil petrol stoklarını devreye alma kararının fiyat artışlarını sınırlamada kayda değer bir etki yaratmayabileceğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu rezervler doğrudan piyasaya sürülmeyip yalnızca erişime açılıyor ve alıcıların yine satın alması gerekiyor. Ayrıca lojistik süreçler ve yüksek savaş riski sigorta maliyetleri devam ediyor. Sunulan ham petrolün türü ile rafinerilerin teknik uyumu da piyasaları rahatlatma çabalarının önüne geçen belirleyici bir teknik unsur olmaya devam ediyor."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!