ABD ve İsrail'in İran'a Yönelik Yapay Zeka Kullanımı Hukuki Tartışmalara Yol Açtı
ABD ve İsrail'in İran'da yapay zeka kullanarak gerçekleştirdiği saldırılar, uluslararası hukukta tartışmalara yol açtı.
Ankara
Son dönemde ABD'nin İran'da gerçekleştirdiği saldırı planlamalarında, ABD merkezli teknoloji şirketi Anthropic'in geliştirdiği 'Claude' adını taşıyan yapay zeka modelinin kullanıldığı bilgisi basına yansıdı.
Bu yapay zeka sistemleri, insansız hava araçlarından gelen görüntüler, iletişim dinlemeleri ve insan istihbaratından elde edilen geniş miktardaki veriyi hızla analiz ederek potansiyel hedefleri tanımlama ve saldırı seçenekleri geliştirme konusunda etkin bir rol oynuyor.
Bu tür teknolojiler, çatışma esnasında hedef tespiti, hukuki değerlendirme ve saldırı kararlarının alınması süreçlerini hızlandırarak 'öldürme zinciri' olarak adlandırılan hedefleme süresini önemli ölçüde kısaltıyor.
ABD ve İsrail'in, İran'a yönelik saldırılarda yapay zeka modellerini kullanması, bu teknolojilerin savaşlardaki rolü ve uluslararası hukuk açısından ortaya çıkardığı riskleri yeniden gündeme taşıdı.
Yapay Zeka Destekli Hedefleme Sürecinde Öldürme Zinciri Kısalıyor
Kanada'daki York Üniversitesi'nde Uluslararası Hukuk Profesörü Heidi Matthews, yapay zekanın çatışmalardaki rolü ve uluslararası hukuk açısından doğurduğu riskleri değerlendirdi.
Matthews, yapay zekanın askeri operasyonlarda hedef belirleme süreçlerinde kullanımının, uluslararası hukuk ve insan hakları çevrelerinde uzun süredir ciddi kaygılar yarattığını ifade etti.
Uluslararası insancıl hukuk kapsamında, tarafların siviller ve savaşan unsurlar arasında net bir ayrım yapmaları gerektiğini vurgulayan Matthews, hedef belirleme süreçlerinde doğrulama, önlem alma ve sivillere saldırı öncesinde yeterli kaçış süresi tanınması gibi kuralların bulunduğuna dikkat çekti.
Matthews, yapay zekanın hedef belirleme süreçlerinde insan unsurunu önemli ölçüde azaltarak, hedef belirleme, önceliklendirme ve saldırı kararları arasındaki süreyi kısalttığını ifade etti. Bu durumun askeri açıdan avantaj sağlarken, siviller ve hukuki sorumluluklar açısından riskler doğurabileceğine dikkat çekti.
Matthews, insan unsurunun karar alma süreçlerinden giderek çekilmesinin, orantılılık ve hedef doğrulama gibi hukuki gerekliliklere uymayı zorlaştırabileceğini ve bu durumun sivillerin zarar görme riskini artırabileceğini belirtti.
İran'da Yapay Zeka Destekli Hedefleme Kullanımı
Matthews, İran'da sivillerin hayatını kaybettiği bazı saldırılarda yapay zekanın hedefleme süreçlerinde etkili olduğuna dair endişeleri dile getirdi.
ABD ve İsrail'in, İran'a yönelik saldırılarında yapay zeka sistemlerinin hedef belirleme süreçlerinde kullanıldığına dair haberler bulunduğunu hatırlatan Matthews, bu saldırılarda yapay zekanın rolünün olup olmadığının araştırılması gerektiğini vurguladı.
Matthews, yapay zeka araçlarının ABD tarafından İran'da hedef belirleme ve önceliklendirme amacıyla yaygın şekilde kullanıldığını belirtti. Bu da Minab'daki kız ilköğretim okuluna yapılan saldırıya yapay zekanın katkıda bulunmuş olabileceği şüphesini artırıyor.
Konuya ilişkin soruşturmaların sonuçlanmasını ve daha fazla bilginin açıklanmasını beklediğini ifade eden Matthews, yapay zeka ve hedef belirleme konusunda bildiklerimiz göz önüne alındığında, bu olayda yapay zekanın rol oynayıp oynamadığı konusunda ciddi sorular sormak gerektiğini vurguladı.
Matthews, yapay zekanın yaygın kullanımının sivil hastanelerin yanlış tanımlanması gibi riskler doğurabileceğini ve bu durumun kararları ciddi hatalara açık hale getirdiğini belirtti.
Gazze'de Yapay Zeka Destekli Hedefleme Kullanımı
Matthews, uluslararası hukuk ve insan hakları çevrelerinin, özellikle İsrail ordusu tarafından Gazze'de hedef belirleme ve önceliklendirme konusunda yapay zekanın kullanımının artmasına yönelik eleştirilerini dile getirdi.
İsrail ordusunun, Gazze'de hedef tespiti ve önceliklendirmede 'Lavender' ve 'Where's Daddy' gibi yapay zeka sistemlerini yoğun şekilde kullandığını belirten Matthews, bu sistemlerin savaşan unsurları tespit etmek ve evlerine girdiklerinde onları hedef almak için tasarlandığını söyledi.
Bu tür uygulamaların çoğu zaman sivillerin de zarar gördüğü ikincil hasarlara yol açabildiğini ve bunun uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi sorunlar doğurduğunu söyledi.
İsrail'in Gazze'deki saldırılarında yapay zeka teknolojilerinin kullanılmasının teknik hata riskini artırabileceğini belirten Matthews, bu durumun orduların orantılılık değerlendirmelerinde sivil kayıp eşiğini de genişletebileceğini ifade etti.
Yapay Zeka, Çatışmalarda Sahte Haber Üretmeye Yardımcı Olabilir
Matthews, yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaşarak birçok alanda kullanılmaya başlandığını söyledi.
Bu teknolojilerin pek çok sektörde hızla benimsenmesine karşın, yapay zekanın askeri operasyonlardaki rolüne dair yeterli politika tartışması yapılmadığını belirten Matthews, daha kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Matthews, yapay zekanın askeri operasyonlar dışında, yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasında da önemli bir rol oynayabileceğini ifade etti.
İran'ın Minab kentinde bir kız ilkokuluna düzenlenen saldırı sonrasında sosyal medyada yayılan bazı görüntülerle ilgili yapay zeka araçlarının yanlış değerlendirmelerde bulunduğuna dikkat çeken Matthews, bu durumun kamuoyunda yanlış bilgilerin yayılmasına yol açabildiğini kaydetti.
Matthews, yapay zeka araçlarının zaman zaman hatalı sonuçlar üretebildiğini ve bu durumun özellikle silahlı çatışma gibi hassas konularda ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasının gerçeklerin sorgulanmasına yol açabileceğine dikkat çeken Matthews, bu durumun savaş suçları gibi ciddi iddiaların değerlendirilmesini zorlaştırabileceğini söyledi.
Matthews, sahte haberlerin çatışmalarda suçları meşruymuş gibi gösterebileceğine ya da gizleyebileceğine dikkat çekerek, bu dilin kullanılabileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!