ABD'den İran'a Yeni Ekonomik Kuşatma: Tahran'da Dolar Şoku ve Tarihi Riyal Çöküşü
ABD'nin yaptırımları ve askeri baskısı sonrası İran riyali dolar karşısında tarihi düşüş yaşayarak 2 milyon eşiğini aştı. İşte krizin perde arkası.
Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik askeri hamlelerinden beklediği siyasi neticeyi alamaması, Washington yönetimini bir kez daha ekonomiyi silah olarak kullanmaya yöneltti. ABD'nin devreye soktuğu yeni finansal abluka stratejisiyle birlikte, İran riyali Amerikan doları karşısında tarihinin en büyük değer kaybını yaşayarak kritik bir eşiği geride bıraktı. Tahran pazarında yaşanan bu döviz şoku, İran ekonomisi üzerinde hem reel hem de psikolojik açıdan yıkıcı bir etki yaratıyor.
ABD'nin "Azami Baskı" Stratejisi Yeniden Sahnede
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından 24 Ağustos'ta ilan edilen yeni yaptırım kararları, İran'ın can damarı niteliğindeki petrol gelirlerini, uluslararası finansal işlemlerini ve dış ticaret kanallarını doğrudan hedef aldı. Bu hamlenin ardından serbest piyasada Amerikan doları 2 milyon 30 bin riyal seviyesine kadar tırmandı.
Yaşanan bu sert yükselişle birlikte riyal, savaşın patlak verdiği 28 Şubat tarihinden bu yana yaklaşık yüzde 22, yıl başından bu yana ise yüzde 42'yi aşan bir oranda eridi.
Washington'ın bugün uyguladığı bu sert ambargo politikası aslında yabancı bir strateji değil. ABD, 2018 yılından itibaren uygulamaya koyduğu "azami baskı" programıyla Tahran'ın nükleer faaliyetlerini ve bölgesel gücünü sınırlandırmak için benzer yollara başvurmuştu. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onaylı nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilerek 2018'in 7 Ağustos ve 5 Kasım tarihlerinde iki büyük yaptırım dalgası başlatmıştı. İlk aşamada İran'ın dolar, altın ve değerli madenlere erişimi engellenirken; çelik, kömür, alüminyum, otomotiv ve havacılık sektörleri felç edilmek istendi. İkinci aşamada ise enerji sektörü hedef alınarak İran Merkez Bankası dahil birçok finans kuruluşu küresel sistemden dışlandı.
Savaş Kıskacındaki Ekonomi ve 2 Milyon Riyal Eşiği
Doların serbest piyasada 2 milyon riyal sınırını aşması, İran halkı ve piyasa aktörleri için çok kritik bir eşiğin aşılması anlamına geliyor. 28 Şubat 2026'da askeri çatışmalar başladığında 1,66 milyon riyal seviyesinde olan dolar kuru, Haziran ayında barış müzakerelerinin gündeme gelmesiyle geçici olarak 1,54 milyon riyale kadar gerilemişti. Ancak çatışmaların yeniden alevlenmesiyle kur tarihi bir rekor kırarak ilk kez 2 milyon riyalin üzerine çıktı. Bu durum, Trump'ın ilk yaptırım döneminde 1 doların 60 bin riyal olduğu dönemden bu yana paranın yaklaşık 30 kat değer kaybettiğini gösteriyor.
Askeri çatışmalar ve deniz ablukası, İran'ın üretim ve lojistik kapasitesini de ciddi şekilde baltaladı. OPEC'in Ağustos 2026 tarihli raporuna göre, İran'ın günlük ham petrol üretimi Temmuz ayında 2,478 milyon varilde kaldı. Bu rakam, savaş öncesi dönemle kıyaslandığında petrol arzında yüzde 25'lik bir daralmaya işaret ediyor. Döviz girdisinin azalması ve artan ithalat maliyetleri, halkı riyalden kaçarak dolar ve altına yönelmeye sevk ediyor.
Çin'in Rolü ve Küresel Yaptırımların Geleceği
ABD'nin bu yeni ekonomik kuşatma planında en kritik halkayı petrol ticareti oluşturuyor. Tahran yönetimi, geçmiş dönemlerde yaptırımları aşmak için gölge filolar, paravan şirketler ve alternatif ödeme yöntemleri geliştirmişti. Bu ticaretin merkezinde ise İran petrolünün en büyük alıcısı konumundaki Çin yer alıyor. Washington'ın Çinli şirket ve bankalara yönelik uygulayacağı ikincil yaptırımların sertliği, bu ekonomik savaşın seyrini belirleyecek en önemli unsur olarak öne çıkıyor.
İranlı yetkililer ise bu baskılara boyun eğmeyeceklerini sert bir dille ifade ediyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD'nin ekonomik savaşına destek veren ülkelerin çıkarlarını doğrudan hedef alabilecekleri uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de geçmiş yaptırımların başarısız olduğunu hatırlatarak, yeni baskıların da Tahran'ı teslim almaya yetmeyeceğini vurguladı. Ancak askeri abluka ile birleşen bu yeni ekonomik kuşatmanın, Tahran yönetiminin stratejik kararlarını ne ölçüde etkileyeceği önümüzdeki dönemin en büyük sınavı olacak.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!