ABD'nin Yeni Çıkmazı: İran Operasyonu Sonsuz Bir Savaş Döngüsüne mi Dönüşüyor?
ABD'nin İran'a yönelik askeri müdahalesi, milyarlarca dolarlık maliyeti ve belirsiz çıkış stratejisiyle Washington'ı yeni bir "sonsuz savaş" girdabına sürüklüyor.
ABD'nin İran'a karşı başlattığı askeri operasyonlar, Washington'ın son çeyrek asırdaki küresel askeri müdahalelerini ve bunların ağır bilançolarını yeniden dünya gündemine taşıdı. Saygın Amerikan gazetesi New York Times'ta yayımlanan kapsamlı bir analiz, bu yeni çatışmanın ABD'yi Afganistan ve Irak örneklerinde olduğu gibi ucu açık, maliyetli ve yıpratıcı bir sürecin içine çekebileceğini gözler önüne seriyor. Askeri gücün tek başına kalıcı bir siyasi başarı getirmeye yetmediğini vurgulayan analizde, şu can alıcı soru yöneltiliyor: "ABD yeni bir savaşı kazanıyor mu, yoksa daha önce Afganistan ve Irak'ta yaşanan uzun ve maliyetli savaş döngüsünün yeni bir versiyonuna mı giriyor?"

Trump'tan Kara Harekâtı Sinyali ve Genişleyen Savaş Konsepti
Operasyonun ilk aşamalarında Trump yönetimi, müdahalenin ağırlıklı olarak hava taarruzları, güdümlü füze sistemleri ve deniz kuvvetleri üzerinden yürütüleceğini ilan etmişti. Buna karşın, ABD Başkanı Donald Trump, bölgeye Amerikan kara birliklerinin sevk edilmesi ihtimalini tamamen göz ardı etmedi. Kara operasyonlarına doğrudan ihtiyaç duyulmayabileceğini belirtmekle birlikte bu kartı masada tuttuklarını belirten Trump, "Gerekli olması halinde bu seçenek değerlendirilebilir. Ayrıca saldırıların daha büyük bir dalgası gelecek" ifadelerini kullandı. Başkanın bu çıkışı, gerilimin bölgesel bir kara savaşına evrilme riskini ve sıcak çatışma potansiyelini zirveye taşıdı.
Avrupa'dan Çıkış Stratejisi Tepkisi ve Hürmüz Boğazı Gerilimi
Çatışmaların uzaması, Washington'ın Avrupalı müttefikleri cephesinde de derin çatlaklara yol açtı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, operasyon öncesinde Beyaz Saray'ın kendilerine yeterli düzeyde danışmadığını belirterek sitem etti. Mevcut tablonun Irak ve Afganistan'daki tarihi hataları anımsattığını dile getiren Merz, "Washington'ın İran Savaşı'ndan nasıl çıkacağını, çıkış stratejisini göremiyoruz. Bu savaş Avrupa ekonomisine çok para ve ekonomik güç kaybettirdi" diyerek tepkisini ortaya koydu. Buna karşılık Donald Trump ise Avrupalı NATO müttefiklerini, küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak ve boğazı yeniden trafiğe açmak için yeterli askeri sorumluluk üstlenmemekle suçladı.

Günlük 1 Milyar Dolarlık Devasa Fatura ve İnsani Yıkım
Savaşın ekonomik boyutu da dudak uçuklatan cinsten. Iran War Cost Tracker tarafından paylaşılan verilere göre, harekatın ABD bütçesine getirdiği yük şimdiden 30 milyar doları (yaklaşık 1 trilyon 20 milyar TL) aşmış durumda. Operasyonun sadece ilk altı günlük faturasının 11,3 milyar dolar (yaklaşık 384 milyar TL) olduğu belirtilirken, güncel harcamaların ise günlük ortalama 1 milyar dolar (yaklaşık 34 milyar TL) seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Geçmişte Afganistan müdahalesinin 2 trilyon dolara, Irak işgalinin ise 1 trilyon doların üzerine mal olduğu düşünüldüğünde, bu yeni cephenin Amerikan ekonomisinde açacağı yara endişeyle izleniyor. Üstelik İran'ın köklü devlet yapısı, gelişmiş balistik füze envanteri ve küresel petrol sevkiyatının geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki mutlak nüfuzu, bu çatışmayı Irak ve Afganistan'dan çok daha riskli bir denkleme dönüştürüyor.
Kamuoyu Desteğinde Çöküş ve Çözümsüzlük Çıkmazı
Savaş, ABD iç siyasetinde de ciddi bir kutuplaşmaya yol açıyor. Yapılan güncel anketler, Amerikan seçmeninin yaklaşık yarısının bu askeri müdahalenin ülkeyi daha güvenli hale getirmediğine inandığını gösteriyor. Brown Üniversitesi bünyesinde yürütülen Costs of War projesinin verileri ise acı bir gerçeği anımsatıyor: 11 Eylül saldırılarından bu yana savaş bölgelerinde en az 4,5 milyon insan yaşamını yitirdi. Bu tablo, askeri zaferlerin kalıcı bir barış ve siyasi istikrar getirmekten uzak olduğunu kanıtlıyor. Nükleer program, ekonomik yaptırımlar ve bölgesel nüfuz gibi karmaşık diplomatik başlıkların askeri yöntemlerle çözülemeyeceği gerçeği, Washington'ı diplomatik açıdan giderek daralan bir çemberin içine hapsediyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!