Aile İçi Şiddetin Korkutucu Yüzü: 'Karakterolojik Şiddet' Tehlikesi
Aile içi şiddet türleri arasında yer alan 'karakterolojik şiddet', kalıcı ve yıkıcı etkiler taşıyabilir. Doç. Dr. Meryem Batık Vural, bu şiddet türünün patolojik bir yapıda olduğunu belirtiyor.
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi'nde görevli Doç. Dr. Meryem Batık Vural, aile içi şiddeti iki farklı kategoride değerlendirerek, önemli açıklamalarda bulundu. Vural, şiddet türlerini 'durumsal' ve 'karakterolojik' olarak ayırarak, özellikle karakterolojik şiddetin patolojik bir yapı sergileyebileceğini ifade etti. Bu tür şiddetin kalıcı ve yıkıcı etkiler yaratabileceğini belirten Vural, mağdurların güvenlik planları yaparak bireysel destekle güçlenmelerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Aile içi şiddetin her zaman engellenemeyebileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Vural, şiddetin ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirterek, durumsal ve karakterolojik şiddetin doğru şekilde ayırt edilmesinin önemini vurguladı. Durumsal şiddetin genellikle öfke kontrolü veya baş etme yollarını bilmemekten kaynaklandığını ve bu tür şiddet sonrası kişinin pişmanlık duyduğunu belirtti. Çiftlerin bireysel veya çift terapisi ile durumsal şiddeti aşabileceklerini ifade etti. Ancak karakterolojik şiddetin daha karmaşık ve tehlikeli bir boyutta olduğuna dikkat çeken Vural, John Gottman'ın 'kobralar ve pitbullar' metaforunu kullanarak bu tür şiddet uygulayıcılarını tanımladı. Kobralar, antisosyal davranışlar sergileyen, dürtüsel ve eşlerini kontrol altında tutmaya çalışan bireyler olarak tanımlanırken, pitbullar daha çok eşlerine duygusal bağımlılık gösteren ve yoğun kıskançlık krizleri yaşayan bireyler olarak açıklandı.
Karakterolojik Şiddetin Tamamen Yok Edilmesi Zor
Doç. Dr. Vural, karakterolojik şiddet uygulayan bireyler için bireysel terapilerin pek etkili olmadığını ve çift terapilerinin de zararlı sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Yapılan araştırmaların, bu tür şiddetin tamamen ortadan kaldırılamayacağını gösterdiğini ifade etti. Bu şiddet türünün ayırt edilmesinin ve mağdurun bireysel terapi ile güçlenmesinin, içinde bulunduğu durumu tanımlayabilmesinin ve güvenli kaçış planları yapabilmesinin hayati önem taşıdığını belirtti. Şiddet mağdurlarının istismarcı ilişkileri sonlandırmasının zaman aldığını ve bu süreçte güvenli bir planlama yapmaları gerektiğini söyledi. Ayrıca ekonomik güvence sağlama ve terk fikrine alışma süreçlerinin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Vural, durumsal şiddeti önlemeye yönelik müdahalelerin karakterolojik şiddette etkili olmayacağını, bu nedenle şiddet faillerini engellemeye yönelik politikaların geliştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Ülkemizde mağdurların uzun süreli korunması ve güvenli kaçış politikalarının uygulanması gerektiğini belirtti. Karakterolojik ve durumsal şiddetin, evlilik öncesinde de kendini gösterebileceğini, ancak gençlerin romantik aşk döneminde bu tür istismarları fark etmeyebileceğini söyledi. Evlilik öncesi çift danışmanlığı ve psikoeğitim programları ile farkındalık kazanılabileceğine dikkat çekti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!