Almanya'da Çocuklara Sosyal Medya Kısıtlaması: 13 Yaş Sınırı ve Telefon Yasağı Gündemde
Almanya'da hükümet komisyonu, çocukları dijital dünyanın zararlarından korumak amacıyla sosyal medyaya 13 yaş sınırı ve okullarda telefon yasağı önerdi.
Almanya’da hükümetin uzman komisyonuna hazırlattığı yeni bir rapor, çocukların ve gençlerin dijital dünyadaki güvenliğini sağlamak adına radikal yasal düzenlemeler öneriyor. Genç nesillerin sosyal medya kullanımını kontrol altına almayı hedefleyen raporda, karar vericilere iki farklı yol haritası sunulurken, okullarda cep telefonu kullanımına yönelik de sert tedbirler getirilmesi talep ediliyor.
Çocukları Korumak İçin İki Kritik Senaryo ve Okullarda Telefon Yasağı
Hükümet komisyonunun sunduğu ilk seçenekte, çocuklar için sosyal medya kullanımına 13 yaş sınırı getirilmesi tavsiye ediliyor. Bu düzenlemeye göre, 13 yaşın altındaki çocukların yalnızca düşük riskli ve çocuklara uygun olduğu kanıtlanmış özel dijital hizmetleri kullanmasına izin verilmesi gerektiği belirtiliyor. 13-18 yaş aralığındaki gençler için ise kademeli koruma önlemlerinin devreye sokulması öneriliyor. İkinci alternatif olarak, yaş sınırından ziyade Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) çerçevesinde, yüksek risk barındıran platform ve özelliklerin belirli yaş gruplarına tamamen kısıtlanması talep ediliyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer önemli başlık ise okullardaki dijitalleşme süreci oldu. Uzmanlar, 7. sınıfa kadar olan öğrencilerin derslerde ve teneffüslerde kişisel cep telefonu kullanmasının tamamen yasaklanmasını istiyor. 8. sınıftan itibaren ise okulların, öğrencilerle birlikte bağlayıcı ve sınırları net çizilmiş "kullanım planları" oluşturması zorunlu kılınıyor. Araştırmalar, uzun süre ekran başında kalmanın çocukların uyku düzenini, konsantrasyonunu, görme yetisini ve kilosunu doğrudan olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Yapılan güncel bir çalışma, Almanya'da 10-17 yaş grubundaki gençlerin yüzde 25'inin sorunlu medya kullanım alışkanlığına sahip olduğunu, yüzde 4,7'sinin ise doğrudan bağımlı olduğunu gösteriyor.
Uzmanlardan Tam Destek: "Dijital İhmal" Yasal Suç Olmalı
Alman Çocuk ve Ergen Psikiyatri Derneği (DGKJP) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Eva Möhler, komisyonun önerilerini son derece olumlu bulduğunu belirterek, bu yasal düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle 0-2 yaş arasındaki bebeklerin ekrandan tamamen uzak tutulması, çocukların en az 3 yaşına kadar "analog bir çocukluk" yaşaması ve ortaokul düzeyinde akıllı telefon yasağı uygulanması önerilerine tam destek verdiğini ifade etti.
Prof. Dr. Möhler, dijital bağımlılıkla mücadelede aile hukukunun da devreye girmesi gerektiğine dikkat çekti. Çocukların saatlerce bilgisayar veya telefon başında denetimsiz bırakılmasının sadece bir ebeveyn tercihi olarak görülemeyeceğini belirten Möhler, "dijital ihmal" kavramının hukuken tanımlanması gerektiğini söyledi. Möhler, "Bir ilkokul öğrencisinin tüm öğleden sonrasını ekran karşısında geçirmesi, aile hukuku açısından kabul edilemez olmalıdır. Tıpkı şiddetsiz çocuk yetiştirme hakkının yasalaşmasında olduğu gibi, dijital ihmalin de yasal olarak yasaklanması ailelerin davranış modellerini zamanla değiştirecektir" dedi.
Algoritmaların Bağımlılık Tuzağı ve Beyin Gelişimine Etkileri
Sosyal medyanın sadece zararlı içeriklerden ibaret olmadığını, ekran süresinin kendisinin de çocuk gelişimine büyük darbeler vurduğunu belirten Prof. Dr. Möhler, çocukların sağlıklı gelişim için fiziksel harekete ihtiyaç duyduğunu hatırlattı. Ekran başında geçirilen kontrolsüz saatlerin beyin gelişimini olumsuz etkilediğini ifade eden Möhler, "Çocuk ne kadar küçükse, medya tüketiminin tahribatı o kadar ağır oluyor. Konsantrasyon bozuklukları, duygu düzenleme yetersizliği ve dürtüsellik tırmanışa geçiyor" uyarısında bulundu.
Möhler ayrıca, sosyal medya platformlarının çocukları siber zorbalık, cinsel taciz ve sürekli kendilerini başkalarıyla kıyaslama gibi psikolojik risklerle karşı karşıya bıraktığını ekledi. Son yıllarda kız çocuklarında yeme bozukluklarının patlama yapmasının sosyal medya kullanımıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Möhler, platformların algoritmalarının bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandığını söyledi. Renkli uyarıcılar ve dijital ödül mekanizmalarının çocuk beyninde dopamin salgısını artırarak bağımlılığı körüklediğini ifade eden Möhler, Alman Kızılhaçı (DRK) verilerine dayanarak, ülkede yaklaşık 300 bin çocuk ve gencin riskli veya bağımlı düzeyde sosyal ağ kullanım bozukluğu yaşadğunu sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!