Antalya Diplomasi Forumu'nda Stratejik İletişim Tartışıldı
Antalya Diplomasi Forumu'nda stratejik iletişim ve belirsizliklerin yönetimi, çeşitli uzmanlar tarafından değerlendirildi.
Antalya Diplomasi Forumu'nda, Al Jazeera İngilizce Televizyonu Kıdemli Muhabiri Resul Serdar Ateş moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, stratejik iletişimin belirsizliklerin yönetimindeki rolü ele alındı. Panel katılımcıları arasında Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Birleşmiş Milletler Çevre Programı New York Ofisi Direktörü Jamil Ahmad, TÜBİTAK Bilim Diplomasisi ve Arabuluculuk Alanında Misafir Seçkin Profesör Nancy Snow ve Middle East Eye Kurucu Ortağı ve Eş-Editörü David Hearst yer aldı.
Serdar Karagöz, AA ve Al Jazeera'nın Gazze'deki olayları doğru şekilde yansıtarak gazetecilik ilkelerini savunduklarını, bu süreçte büyük bedeller ödediklerini belirtti. Karagöz, Gazze'de yaşananların bir soykırım olduğunu ve Anadolu Ajansı'nın iki, Al Jazeera'nın ise 14 gazeteci kaybettiğini ifade etti.
Gazze'deki trajedinin boyutlarına dikkat çeken Karagöz, Ekim 2023'ten bu yana 70 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ve 200 bin kişinin yaralandığını söyledi. Bu ölümlerin çoğunun kadın ve çocuklardan oluştuğunu ve Gazze'nin neredeyse tamamen yıkıldığını vurguladı.
Medyanın Gazze'deki olayları yansıtma şekline ilişkin eleştirilerde bulunan Karagöz, küresel medyanın İsrail yanlısı bir tutum sergilediğini belirtti. Karagöz, Le Monde, BBC, Der Spiegel ve The New York Times gibi medya kuruluşlarının İsrail anlatısına daha fazla yer verdiğini söyledi.
Karagöz, kullanılan dilin çifte standartları derinleştirdiğini belirtti. İsrail saldırılarında kullanılan dilin açık ve net olduğunu, ancak Gazze'deki saldırılarda belirsiz ifadeler tercih edildiğini ifade etti.
Karagöz, New York Times örneği üzerinden medya dilinin nasıl değiştirildiğini gösterdi. Gazze'deki hastane saldırısında kullanılan ifadelerin zamanla nasıl yumuşatıldığını ve aktörün çıkarıldığını anlattı.
Karagöz, yayınladıkları üç kitaptan bahsetti. "Kanıt" adlı kitap savaş suçlarına dair delilleri sunarken, "Tanık" ve "Sanık" adlı kitaplar tanıklık ve suç kaydını ele alıyor.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, gerçeği savunurken stratejik anlatının da güçlü ve tutarlı olması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin iletişim stratejisinde kapsayıcılığa ve duyarlılığa önem verdiklerini belirtti.
Pirinççi, kriz yönetiminde hız ve koordinasyonun önemine dikkat çekti. Türkiye'nin birçok aktörle birlikte hızlı ve doğru yanıtlar vermesi gerektiğini vurguladı.
ABD-İsrail'in İran'a saldırısı öncesinde Türkiye'ye yönelik mülteci akınına dair endişelerin giderilmesi için yapılan çalışmaları anlattı. Gazetecilerin sınır bölgelerinde rahat çalışabilmesi için kolaylıklar sağlandığını söyledi.
Pirinççi, iletişimin bilgilendirme amaçlı olması gerektiğini ve dezenformasyona karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. İletişim Başkanlığının yapay zeka destekli izleme mekanizmaları kullandığını aktardı.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı Direktörü Jamil Ahmad, çevre ve iklim krizine karşı etkili iletişimin önemine dikkat çekti. BM'nin iletişim stratejisini çok katmanlı bir ekosistem üzerine kurduğunu söyledi.
TÜBİTAK'dan Nancy Snow, bilgi, propaganda ve gerçeklik arasındaki sınırların karmaşıklaştığını belirtti. Sosyal medyanın algı üzerindeki etkilerini ve devletlerin kamu diplomasisi yatırımlarını vurguladı.
David Hearst, stratejik mesajların medya üzerindeki etkisini tartışarak, kamuoyunun ana akım medyaya olan güvenini zayıflattığını söyledi. İsrail'in ABD kamuoyundaki etkisini kaybetmesinde bu güven erozyonunun rol oynadığını ifade etti.
Hearst, İsrail'in "ahlaki dava" ve "güvenlik devleti" anlatılarının sosyal medya çağında zayıfladığını, ana akım medyaya olan güven kaybının siyasi ve kurumsal sorunlardan kaynaklandığını belirtti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!