AVM Sektöründe Kozmetik ve Teknoloji Rüzgarı: 2026 İlk Yarı Verileri Açıklandı
Alışveriş merkezlerinde yılın ilk yarısında kozmetik ve teknoloji kategorileri zirveye ortak olurken, Anadolu şehirleri büyüme hızıyla İstanbul'u geride bıraktı.
Türkiye genelindeki alışveriş merkezlerinde (AVM) 2026 yılının ilk yarısı, perakende sektörünün yüksek adaptasyon yeteneği ve tüketici taleplerindeki dinamizm ile geride kaldı. Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı, yılın ilk altı aylık dönemine ilişkin sektörel verileri değerlendirerek, özellikle belirli kategorilerde çok güçlü bir talep canlılığı yaşandığını vurguladı. Şapkacı, uzun süredir liderliği elinde bulunduran kişisel bakım, kozmetik ve teknoloji sektörlerinin bu dönemde de zirvedeki yerini koruduğunu belirtti.
Enflasyon Kaygısı Teknolojik Alımları Öne Çekti
Teknoloji kategorisindeki hareketliliğin arka planında tüketici davranışlarındaki değişimlerin yattığını ifade eden AYD Başkanı Nuri Şapkacı, küresel maliyet artışları ve enflasyonist beklentiler sebebiyle tüketicilerin teknoloji alışverişlerini öne çekme eğiliminde olduğunu kaydetti. Yiyecek ve içecek sektöründe ise özellikle hızlı servis (fast-food) segmentine doğru belirgin bir yönelim gözlendi. Mayıs 2026 döneminde, Kurban Bayramı tatilinin uzun olması ve baz etkisinin katkısıyla eğlence ile hobi kategorilerinde yıllık bazda yüzde 74 seviyesinde rekor bir büyüme kaydedildi.
AVM endekslerindeki tüketici harcamalarının dönemsel kampanyalara son derece duyarlı olduğunu belirten Şapkacı, yılın ikinci yarısında da bu hassas dengenin korunacağını öngörüyor. 2026 yılının ilk yarısında ciro performansının oldukça güçlü seyrettiğini dile getiren Şapkacı, Mart ayında yüzde 3,5 ve Mayıs ayında yüzde 6,9 oranında sevindirici reel büyüme rakamlarına ulaşıldığını açıkladı. Fiziksel ziyaretçi trafiğinde ise Mart'ta yüzde 6,7, Nisan'da ise yüzde 4,5 oranında yıllık artışlar elde edildi.
Yeni Yatırım Yerine 15 Yaş Üstü AVM’lere Modernizasyon
Türkiye genelinde şu an itibarıyla 450 AVM, yaklaşık 14 milyon metrekare kiralanabilir alan ve 43 ila 45 bin aktif mağazadan oluşan devasa bir ekosistemin bulunduğunu hatırlatan Şapkacı, yeni yatırımların azaldığı bu dönemde sektörün ana odağının mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi olduğunu söyledi. Özellikle 15 yaşını doldurmuş yaşlı binaların modernizasyonu, renovasyonu, fonksiyon değişiklikleri ve el değiştirmelerinin öncelikli gündem maddesi olduğunu ifade etti.
Sektörün geleceği için ticari gayrimenkul kira rejiminin konut kira rejiminden tamamen ayrıştırılması gerektiğinin altını çizen Şapkacı, mevcut yasal düzenlemelerin yatırımcıların hareket alanını kısıtladığını belirtti. Şapkacı, "5 yıllık kira sözleşmelerine kanunen eklenen 10 yıllık uzama zorunluluğu gibi aşırı korumacı kuralların esnetilmesi, yeni markaların pazara girişini kolaylaştıracaktır. Ayrıca ciro üzerinden yapılan kira ödemelerinin şeffaf ve doğru beyan edilmesi de bağımsız denetimler ve benchmark analizleriyle yakından takip edilmektedir" dedi.
Anadolu’nun Dinamik Büyümesi İstanbul’u Gölgede Bıraktı
Anadolu şehirlerindeki yerel canlılığın ve büyüme iştahının 2026'nın ilk yarısında da güçlü bir şekilde sürdüğünü belirten AYD Başkanı Nuri Şapkacı, çarpıcı veriler paylaştı. 2025 yılı verilerine göre Anadolu’daki metrekare verimlilik artışı yüzde 35,3 seviyesinde gerçekleşerek, yüzde 25 seviyesinde kalan İstanbul'u geride bırakmıştı. Mutlak değer bazında metrekare başına ciroda İstanbul hala liderliğini korusa da (Nisan 2026 verilerine göre İstanbul verimliliği Anadolu’nun yüzde 38 üzerindedir), büyüme hızı açısından Anadolu sektörü sırtlamaya devam ediyor.
Anadolu'daki bu dinamizmi tetikleyen en büyük unsurların, yerel halkın sosyalleşme alanı olarak AVM’leri yoğun şekilde tercih etmesi ve henüz AVM yatırımı bulunmayan 13 şehrin sunduğu yüksek potansiyel olduğunu aktaran Şapkacı, yüksek finansman maliyetleri nedeniyle sıfırdan inşaat yerine mevcut nitelikli yapıların modernizasyonuna odaklanılacağını söyledi. Şapkacı son olarak, sürdürülebilir bir gelecek için yeşil dönüşüm adımlarının hızlandırılması ve uluslararası standartlarda "sözleşme serbestisi" anlayışının hakim kılınması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!