Avrupa'nın İsrail'e Yönelik Tutarsız Politikaları: İlişkiler Güçleniyor
Avrupa Birliği, insan hakları savunuculuğunu vurgulasa da İsrail ile ilişkilerini Gazze'deki olaylara rağmen sürdürmesi eleştiri konusu oluyor.
Avrupa Birliği'nin Çelişkili İsrail Politikaları
Kendisini insan hakları ve demokratik değerlerin savunucusu olarak tanıtan Avrupa Birliği (AB), İsrail ile ilişkilerini Gazze'deki olaylara rağmen sürdürmeye devam ediyor. Bu durum, AB'nin uluslararası arenada sergilediği tutumun sorgulanmasına neden oluyor.
2000 yılında yürürlüğe giren AB-İsrail Ortaklık Anlaşması, iki taraf arasındaki siyasi, ticari ve sosyal ilişkilerin çerçevesini çiziyor. Anlaşmanın 2. maddesi, ilişkilere insan hakları ve demokratik ilkeler temelinde yön verilmesini öngörüyor ve bu ilkelere uyulmaması durumunda anlaşmanın askıya alınabileceğini belirtiyor.
Eylül 2025'te Hollanda'nın öncülüğünde 17 AB üyesi ülkenin talebiyle, AB Komisyonu İsrail ile ilişkilerin gözden geçirilmesi önerisini sundu. Ancak bu öneri, İsrail'i cezalandırma amacı taşımadığını vurguluyor ve sadece belirli hükümlerin askıya alınmasını öneriyordu.
Öneriler arasında, Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrailliler ve aşırı sağcı bakanlara yaptırımlar uygulanması da yer alıyordu. Ancak, AB üyeleri arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle bu yaptırımlar hayata geçirilemedi.
AB Komisyonu, Filistin topraklarındaki gelişmeleri yakından izlemeye devam ettiğini belirtse de, İsrail'e yönelik 20 milyon avroluk sembolik bir kesinti dışında ilişkilerde ciddi bir değişiklik görülmedi.
AB ve İsrail Arasındaki Ticari İlişkiler Güçleniyor
İsrail'in en büyük ticaret ortağı AB olmaya devam ediyor. İsrail'in dünya ile yaptığı mal ticaretinin yüzde 32'si AB ile gerçekleşiyor. İthalatının yüzde 34,2'si ve ihracatının yüzde 28,8'i AB ülkeleri ile yapılıyor.
İki taraf arasındaki mal ticaret hacmi yaklaşık 42 milyar avro seviyesinde. Ayrıca, İsrailli şirketler 450 milyonluk AB pazarına erişmeye devam ediyor.
AB'li yatırımcılar İsrail'deki girişimlere yatırım yaparken, İsrailli teknoloji şirketleri de Avrupa pazarında genişliyor.
Horizon Europe Programı Kapsamındaki İşbirliği
İsrail, AB'nin araştırma ve inovasyonu destekleyen "Horizon Europe" programına dahil olmaya devam ediyor. Bu program aracılığıyla her yıl 1 ila 2 milyar avro fon İsrailli kuruluşlara aktarılıyor.
Programın kuralları sivil amaçlı araştırmalara odaklanılması gerektiğini belirtse de, bazı projelerin İsrail ordusuyla ilişkili olduğu ortaya çıktı.
Örneğin, İsrail Savunma Bakanlığı'nın ortağı olduğu bir proje için hibe aldığı biliniyor.
Vize Serbestisi ve Diğer İlişkiler
AB, vize politikalarını dış politika aracı olarak kullanıyor. Ancak, İsrail vatandaşları Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebiliyor. Aynı şekilde, Avrupa vatandaşları da İsrail'e rahatça giriş yapabiliyor.
Eğitim alanında İsrail, AB'nin "Erasmus+" programından yararlanmaya devam ediyor. İsrailli öğrenciler ve eğitimciler her yıl belirli fonlardan faydalanabiliyor.
İsrail, Avrupa'nın müzik ve film festivallerine katılımını sürdürüyor. Eurovision'da bazı ülkeler boykot uygulasa da İsrail hala yer alıyor. İsrail filmleri ise Berlin, Venedik ve Cannes gibi festivallerde gösterilmeye devam ediyor.
Futbol organizasyonlarında da benzer bir durum söz konusu. UEFA ve FIFA, İsrail'in katılımını engellemediği için İsrail'in milli takımı ve kulüpleri Avrupa organizasyonlarında yer alıyor.
Askeri İşbirlikleri Devam Ediyor
AB üyesi ülkeler, savunma alanındaki kararları egemen bir hak olarak değerlendiriyor. Almanya ve Romanya, İsrail'e en fazla askeri teçhizat sağlayan ülkeler arasında öne çıkıyor.
Yunanistan da İsrail ile askeri ilişkilerini güçlendirmekte. Gazze'deki olaylara rağmen AB, İsrail'e genel bir silah ambargosu uygulamıyor.
Siyasi Diyalog Sürüyor
AB üyesi ülkelerin liderleri İsrail'i ziyaret etmeye devam ederken, AB ve İsrail arasındaki siyasi diyalog da sürüyor. Geçtiğimiz yıl AB-İsrail Ortaklık Konseyi gibi önemli toplantılar düzenlendi.
AB'nin Değerleri ile Çelişen Tutumu
AB, insan hakları ve demokrasi savunucusu olarak tanınmak istese de, Gazze'deki ihlallere karşı İsrail'e karşı somut adımlar atmaması eleştirilere neden oluyor.
AB anlaşmaları, Birliğin insan hakları ve uluslararası hukuka saygıyı desteklemesi gerektiğini öngörüyor. Ancak, mevcut tutumu kendi anlaşmalarıyla çelişiyor.
Üye ülkeler arasındaki bölünmüşlük, AB'nin bu konuda daha kararlı adımlar atmasını engelliyor. Ancak, uluslararası konjonktürde etkili bir rol oynamak isteyen AB'nin, bu tür ihlallere karşı daha güçlü tepkiler vermesi önem arz ediyor.
Muhabir: Şerife Çetin
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!