Bahçeli: Halkın İçindeki Birliği Çözmek Muhasım Güçlerin Başarısını Engeller
Devlet Bahçeli, uluslararası krizler ve terörsüz bir Türkiye hedefini ele alırken, halkın içindeki birliğin korunmasının önemini vurguladı.
Ramazan ayı süresince Türkiye'nin çevresinin savaşın karanlığıyla sarıldığını ifade eden Devlet Bahçeli, "Siyonist ve emperyalist cinayet şebekesi, Ramazan ve bayram demeden, kutsal günlerimizi karartmak için her türlü şiddet yolunu denedi." dedi.
Bu yıl Ramazan Bayramı ve Nevruz'un birlikte kutlandığını belirten Bahçeli, "Çevremizde kan, silah ve şiddetle çizilen korku tablosunu gözlemlerken, milli birlik ve kardeşliğimizin, iç barış ve huzur ortamının en büyük gücümüz ve güvencemiz olduğunu bir kez daha anladık ve gösterdik. Aramıza ekilmek istenen nifak tohumlarını bertaraf etmek için her zamankinden daha istekliyiz." şeklinde konuştu.
Bahçeli, "Amacımız daha güçlü bir Türkiye'dir," diyerek, "Daha refah bir millet hedefimizdir. Daha güçlü bir devlet için çaba sarf ediyoruz. Kalbinde vatan, millet ve bayrak sevgisi olan, Allah aşkını taşıyan her bireyimizle aynı aydınlık geleceğin peşindeyiz. Milliyetçi Ülkücü Hareket olarak, zor gecelerde ayazları yenip gözyaşlarımızı içimize akıttık, ne olursa olsun Türk milletine hizmetten asla vazgeçmedik. Başkalarının senaryolarıyla vakit kaybetmeyeceğimizin farkındayız. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut arıyor. Asırlar öncesinde olduğu gibi, devletimizin küresel güç olması için yeni bir fırsat doğmuştur. Türk ve Türkiye Yüzyılı bu amaçla önemli bir yol haritasıdır." değerlendirmesini yaptı.
"Terörsüz Türkiye" hedefini tarihi bir fırsat olarak nitelendiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin kalıcı, kapsayıcı bir barış ve bayram ortamına ulaşması; dayanışma ve yardımlaşma ile aynı hedefe yönelmeleri ve aynı safta birleşmeleriyle sağlanacaktır. Artık Türk İslam coğrafyasında savaşların sona ermesini istiyoruz. Masumların, çocukların, savunmasız ve sivil halkların katledilmesine tahammül edemiyoruz, bu zulmün sona ermesini diliyoruz. Artık gökyüzünde füzelerin izi değil, hilalin şan ve şerefi, birliğin ve dirliğin sesi hakim olsun istiyoruz. Böyle bir uyanış ve yeniden doğuş, özgürlüğe, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye'yi bir merkez yapacaktır."
Bahçeli, Selçuklu bayrağındaki çift başlı kartalın Osmanlı ve Cumhuriyet'e miras kalan stratejik vizyonunun herkes için rehber olması gerektiğini vurguladı. "Bu, bir pençesi batıyı, diğeri doğuyu kavrayan ve üç kıtayı koruyan ahlak ve asalet sembolüdür. Bu mirastan doğan al bayrak jeopolitiğinin önü açıktır. Sonsuza kadar var olacak Türkiye bu vizyondan doğacaktır. Tüm bunlar dünyaya yalnızca başkent Ankara'dan bakarak gerçekleşecektir." dedi.
Bahçeli, Türk milletinin ve Türk-İslam aleminin Ramazan Bayramı'nı bir kez daha kutlayarak, Nevruz Bayramı'nın da yeni bir diriliş ruhuna kaynak olmasını temenni etti.
Katar'da meydana gelen helikopter kazasında şehit olan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri ve 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN teknisyenini hatırlatan Bahçeli, şehitlere Allah'tan rahmet, acılı ailelere ve dost ülke Katar'a başsağlığı diledi.
İran'a Yönelik Saldırılar
Devlet Bahçeli, 24 Ekim 1945'te kurulan Birleşmiş Milletler'in uluslararası barış ve güvenliği korumak, insan haklarını geliştirmek ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak amacıyla en perişan dönemini yaşadığını belirtti. Teşkilatın hukuksal işlevini ve bağlayıcı iradesini yitirdiğini vurguladı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının 25. gününde komşu bölgelerin karışıklık içinde olduğunu ifade eden Bahçeli, ABD, İsrail ve İran'ın karşılıklı açıklamalarının barış umutlarını tehdit ettiğini söyledi.
İran'ın stratejik öneme sahip Pars Doğal Gaz Sahası ve Natanz Nükleer Tesisi'ne saldırıların ardından İran'ın Katar ve Suudi Arabistan'daki petrol rafinelerine ve İsrail'in nükleer sahasına misillemede bulunmasının tansiyonu artırdığını ifade eden Bahçeli, "Kabus senaryolarının gündeme gelmesi, üst düzey devlet ve siyaset adamlarına suikastlar düzenlenmesi, 3. Dünya Savaşı'nın fiilen başladığına dair iddiaların yayılması, nükleer silahların kullanımıyla ilgili korkutucu imaların sıradanlaşması, enerji krizinin kapıya dayanması, Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı'nı içeren hesaplaşmaların ve karşılıklı gözdağlarının savaşın başlangıç noktasından öngörülemez ve kontrol edilemez bir hale geldiğini göstermektedir. 1. ve 2. Dünya Savaşları öncesinde yoğunlaşan, jeopolitik sıkışmanın ve zora dayalı sertleşmenin devamlı artan siyasi, askeri ve ekonomik baskının aynısı, belki daha fazlası bugün gözlemlenmektedir." dedi.
İran'ın dini liderlerine, devlet ve siyaset sahnesindeki üst düzey isimlere yönelik operasyonların düşmanlığı artırdığını ve uzun sürecek çatışmaları derinleştirdiğini ifade eden Bahçeli, "28 Şubat'tan bu yana İran İslam Cumhuriyeti'nin kolay bir hedef olmadığı anlaşılmıştır. Rejim ve devlet yönetimi etrafında birleşen İran halkı, saldırılara karşı adeta etten duvar örmüştür. Sınırlarımızın ötesinde devam eden savaş göstermiştir ki bir halkı içten çözmeden hiçbir muhasım güç başarıya ulaşamaz. 'Terörsüz Türkiye' hedefimiz Allah'ın bir lütfu ve aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik temelindeki iradesinin hikmetli aklıdır." ifadelerini kullandı ve "'Terörsüz Türkiye' hedefimize burun kıvıranlar şimdi köşe bucak kaçmaktadır." dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!