Bahçeli: "Trump ve Netanyahu Geri Dönüşü Olmayan Bir Hata Yapmıştır"
Devlet Bahçeli, Trump ve Netanyahu'nun geri dönüşü zor hatalar yaptığını belirtti.
Bahçeli'nin açıklamalarının ana hatları:
Değerli dava arkadaşlarım, muhterem milletvekilleri, değerli hanımefendiler ve beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, yurt içi ve yurt dışındaki tüm vatandaşlarımız, sizleri en içten dileklerimle, sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum.
Sevgili dava arkadaşlarım, Türk milletinin hafızasında derin izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadeleleriyle Türk milletinin davasını milletimizin ruhunda ölümsüz kılan merhum liderimiz Alparslan Türkeş Bey’i vefatının 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz. Türkeş Bey, Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp milletimizin vicdanında kökleştiren, onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası haline getiren eşsiz bir devlet ve dava adamıdır. O, her zaman milli aklı ön planda tutmuş, devletin sürekliliğini esas almış ve milletin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutmuştur. Onun hayalini kurduğu Türk Birliği ve Turan ülküsü Allah'ın izniyle mutlaka gerçeğe dönüşecektir. Büyük Türk milleti, geçmişinden aldığı güçle geleceğini inşa etme iradesine sahiptir. Bu his ve düşüncelerle, liderimiz Alparslan Türkeş Bey’i vefatının 29. yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle anıyorum.
Değerli dava arkadaşlarım, dünya genelinde değer sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği bir dönemde olduğumuz herkesçe bilinmektedir. Eski düzenin anlam kodları yok olmuş, fakat yeni egemenlik biçimleri henüz tam anlamıyla ortaya çıkmamıştır. Küresel düzenin derinden sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde, kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almalıyız. Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir. Bu, ortak aklımız ve ahlaki sorumluluğumuzdur. Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlıklar, eskinin tam olarak sona ermediğinin, yeninin ise henüz doğmadığının göstergesidir. Bu durum bir krizdir. Kriz, sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir. Ancak her kriz dönemi, diğer taraftan bir eşiktir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhur İttifakı ile birlikte kurduğu yapıcı ilişkiler, bu eşiği bölgenin istikrarı için bir hedefe dönüştürecektir. Dünya düzeni içerisinde İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak akılla krizlere karşı çözüm üretme yeteneklerini kaybetmiştir. Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise güçlü olanın haklı olduğu anlayışına evrilip huzursuzluğun ortaya çıkmasına, şiddetin normalleşmesine neden olmuştur.
Trump ve Netanyahu, zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla geri dönüşü zor bir hata yapmıştır. Bu hatalarında ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir. Onları bir araya getiren değerler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesine dayalı söz varlığı tükenmiştir. ABD'deki Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı askeri çevrelerdeki tartışmalar, Batı kamuoyunun vicdanının sesini dinlemeye devam ederse, Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Benzer şekilde, sağduyulu dünya Yahudilerinin Netanyahu’nun Siyonist ideolojik yaklaşımlarına karşı itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenmektedir. Bu sebeplerle her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın sonuçlar çıkarmak zorunludur. Milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereği de budur. Geçen 20 yıl içinde ortaya çıkan birçok konunun içeriğini oluşturan yeni dünya düzeni bugün bir düzen değil, bir kaos olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte ve dünya derinden sarsılmaktadır. Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu, bir fetret dönemini andırmakta ve geçmişin acı dolu, çatışmacı günlerine geri götürmektedir.
Bu gelişmeler ışığında, uluslararası ilişkilerin ve ulusal politikaların yeniden gözden geçirilmesi gereklidir. Geçmişten ders alarak, geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemek için çaba göstermek her birimizin görevidir. Geleceğin barış ve huzur içinde inşa edilmesi için ortak akıl ve vicdanla hareket etmeliyiz.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!