Bakan Güler: AB'nin NATO'yu Destekleyen Rolüne Geri Dönmesini Bekliyoruz
Ankara'da düzenlenen NATO konferansında Bakan Güler, AB'nin NATO'ya destek vermesini ümit ettiklerini belirtti.
Ankara'da İletişim Başkanlığı ve SETA tarafından düzenlenen 'NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak için Stratejik Konumlanma' başlıklı konferansa, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş katılım sağladı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO'nun dönüşüm sürecine değinerek, "Türkiye tarih boyunca ittifakın karşılaştığı her zorluğu üstlenmiş ve sahada etkili katkılarda bulunmuştur. 74 yıl boyunca ittifak ve Türkiye çeşitli zorluklarla yüz yüze gelmiştir. Soğuk Savaş'ın keskin kutuplaşmasından Balkan krizlerine, Afganistan'dan Afrika'nın güvenlik sorunlarına, terör tehdidinden hibrit saldırılara kadar geniş bir tehdit yelpazesi ile karşı karşıya kaldık. NATO, bu süreçte proaktif ve dayanışma içinde hareket ederek, dünyanın en etkili savunma örgütü olduğunu kanıtladı. Bu nedenle, geçmişin tecrübeleriyle bugünün güvenlik ortamına bakmak, NATO'nun vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye'nin ittifaktaki artan önemini açıkça göstermektedir" dedi.
'Kalıcı Barışın İlk Adımı Olarak Ateşkes'
Bakan Güler, bölgesel çatışmaların, terörizmin, hibrit savaşların ve vekalet savaşlarının yaygınlaştığını belirterek, "Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli, ticaret savaşlarının etkileri ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı oluşturma potansiyeli önümüzdeki dönemin güvenlik konuları arasında yer alıyor. Çin'in potansiyel bir rakip olarak ortaya çıkmasıyla, özellikle ABD'nin dikkati büyük ölçüde Hint-Pasifik bölgesine kayarken, Hindistan-Pakistan ve Pakistan-Afganistan hattında çatışma eğilimleri beliriyor. Son dört yıldır süregelen Rusya-Ukrayna savaşı ve İsrail'in Lübnan, Gazze ve Suriye'ye saldırıları bölgesel güvenliği tehdit ediyor. Geçen ay İsrail ve ABD'nin İran'a müdahaleleri ve İran'ın bölge ülkelerine misillemeleri, bölgemizi ve dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta. Bu nedenle ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladık; bu önemli adımın, kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz" ifadelerini kullandı.
'NATO'nun Birliği İçin 5. Maddeye Bağlılık'
Güler, 2026 NATO Ankara Zirvesi'nde hedeflerinin ittifakın birliğini ve günümüz tehditlerine karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasını vurgulamak olduğunu belirtti. "Ankara Zirvesi'nden beklentimiz, müttefiklerin 5. maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir. Ayrıca, savunma harcama taahhütlerini somutlaştırmaları, savunma üretim kapasitesini artırmak, yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni iş birliği alanlarını belirlemeleri gerekmektedir. Zirvede, Avrupa Birliği'nin NATO'yu destekleyici konumuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde, AB'nin bu yaklaşımı Avrupa'nın güvenliğine zarar verebilir" dedi.

'BM'nin Etkinliği Azaldı'
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan gerilim, küresel sistemde bir eskalasyon endişesi yaratıyor. Bu durum, farklı krizlerin çatışmalara dönüşme ihtimalini artırıyor ve geleneksel güvenlik paradigmasını değiştiriyor. Bu jeopolitik ortam, silahlanma, etnik çatışmalar, enerji ve ticaret savaşları gibi riskleri barındırıyor. Ancak, uluslararası kuruluşlar bu tablo karşısında etkisiz kalıyor. Birleşmiş Milletler, çatışmaları önleme veya durdurma noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumda. Bu gelişmeler, NATO'nun iç dayanıklılığını ve iş birliğini güçlendirmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. NATO, müttefiklerinin güvenliğini temin edebilecek dayanıklılığı geliştirdiği ölçüde krizlere çözümler sunabilir" dedi.
'Türkiye, NATO'nun Stratejik Ortağı'
Duran, Türkiye'nin NATO'nun stratejik ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, ittifaka istikrar gibi birçok alanda kritik katkılarda bulunuyor. Jeopolitik konumumuz ve tarihsel bağlarımızla Orta Doğu'da etkili, Karadeniz ve Doğu Akdeniz güvenliğinde öne çıkan bir aktörüz. Türkiye, 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda örnek teşkil ediyor. Bu perspektifle Türkiye, askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik tehditleri bütüncül biçimde ele alıyor, sert ve yumuşak gücü entegre ederek güvenliğini sağlıyor. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geliştirdiği kapasitelerle bölgesel ve küresel alanda belirleyici bir güç haline geldi. Ülkemiz, kendi güvenliğini sağlamakla kalmayıp, bölgesel ve küresel barış ve güvenlik ortamının korunması için de çaba göstermektedir" dedi.
'NATO, Eşi Benzeri Görülmemiş Zorluklarla Yüzleşiyor'
SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş, "Krizlerin hızla yayıldığı ve gündemlerin değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte NATO, benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı, özellikle İttifak’ın doğu kanadında tehdit algılarını derinleştirdi. İran’a müdahale bağlamında ortaya çıkan farklı yaklaşımlar, İttifak içi uyum tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Bu tür tartışmalar NATO tarihinde yeni değil, ancak günümüzde ölçek ve çeşitlilik açısından çok daha karmaşık. Bu dönemde ortak savunma anlayışının güçlendirilmesi ve caydırıcılık stratejisinin korunması her zamankinden daha önemli. 2026'da Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılacak Ankara Zirvesi, NATO’nun geleceğini şekillendirecek. Türkiye, 70 yılı aşkın süredir NATO’nun operasyonlarına en fazla katkı sunan ülkelerden biri. Ukrayna-Rusya çatışması ve İran’a yönelik saldırılar, Türkiye’nin jeopolitik konumunun ve stratejik kapasitesinin önemini bir kez daha ortaya koydu" dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!