Kısaca
- Afet sonrası hizmet boşluklarını kapatan bakım emeği, COP31 öncesinde iklim politikalarının ve sürdürülebilir ekonominin merkezine alınıyor.
- Afetlerin ardından oluşan hizmet boşluklarının yüzde 76’sının ücretsiz bakım emeğiyle karşılandığı belirtilirken, küresel iklime uyum finansmanının ise sağlık ve eğitim gibi alanlara sınırlı düzeyde ayrıldığı ifade ediliyor.
Afetlerin ardından oluşan hizmet boşluklarının yüzde 76’sının ücretsiz bakım emeğiyle karşılandığı belirtilirken, küresel iklime uyum finansmanının ise sağlık ve eğitim gibi alanlara sınırlı düzeyde ayrıldığı ifade ediliyor. UN Women ve Dünya Bankası verilerine göre, bakım sektöründeki iş imkanları imalat sektörüne kıyasla 26 kat daha az sera gazı üretirken, bu alana yapılacak yatırımların 2035 yılına kadar küresel ekonomiye önemli katkılar sağlaması ve milyonlarca kişiye istihdam yaratması öngörülüyor.
Bakım ekonomisinin istihdamdaki yeri nedir?
Dünya genelinde yaklaşık 381 milyon kişiyi kapsayan bakım iş gücü, toplam istihdamın yüzde 11,5’ini oluşturuyor. Ücretli bakım çalışanlarının yüzde 65’ini kadınların oluşturduğu bu sektörde, çalışanların büyük bir bölümü düşük ücret ve sosyal güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Ayrıca çalışma çağındaki kadınların yüzde 45’i ücretsiz bakım sorumlulukları nedeniyle iş gücüne katılamazken, bu durum bazı ülkelerde bakım emeğinin değerinin gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 40’ına yaklaşmasına rağmen görünmez kalmasına neden oluyor.
Antalya'da düzenlenecek COP31 zirvesinde neler tartışılacak?
Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), bakım ekonomisini toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle gündeme taşıyacak. Brezilya’nın Belém kentinde kabul edilen Belém Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı kapsamında, ülkelerden iklim değişikliği bağlamındaki bakım emeği değerlendirmelerini Mart 2027’ye kadar sunmaları bekleniyor. UN Women, bu zirvede afet dönemlerinde bakım hizmetlerinin kesintisiz sürmesi ve altyapı yatırımlarının artırılması yönündeki önerilerini paydaşlarla ele alacak.
Afet sonrası süreçlerde ücretsiz bakım emeğinin kritik rolü, UN Women ve Dünya Bankası tarafından hazırlanan politika notlarıyla vurgulanırken, bu emeğin iklim krizine karşı çözümün bir parçası olduğu savunuluyor. 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirilecek COP31 zirvesi, bakım ekonomisinin iklim politikalarına entegrasyonu ve kadınların ev içi sorumluluklarını azaltacak kamu hizmetlerinin yaygınlaştırılması için önemli bir platform oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Milliyet işbirliğiyle yürütülen çalışma, küresel iklim krizinin toplumsal cinsiyet üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlıyor. İlgili süreç, devletlerin ve işverenlerin bakım hizmetlerini özel bir sorumluluktan çıkarıp kamusal bir yükümlülük haline getirmesini, afet planlarında sağlık ve sosyal koruma sistemlerine daha fazla yer ayrılmasını hedefleyen uluslararası bir politika çerçevesinde ilerliyor.
Çıkarılacak sonuç
Bakım emeğinin iklim kriziyle olan doğrudan bağlantısı, bu hizmetlerin yalnızca sosyal bir ihtiyaç değil, aynı zamanda ekonomik ve çevresel bir strateji olduğunu ortaya koyuyor. Bakım hizmetlerine yapılan yatırımların, hem sera gazı emisyonlarını düşürme potansiyeli taşıdığı hem de afet sonrası toparlanma süreçlerinde toplumsal direnci artırdığı görülüyor.
Ücretsiz bakım emeğinin görünür kılınması ve bu alandaki eşitsizliklerin giderilmesi, ekonomik büyüme ve toplumsal cinsiyet eşitliği hedefleriyle doğrudan ilişkilidir. Bakım sorumluluklarının dengeli dağılımı, kadınların iş gücüne katılımını artırarak küresel gayrisafi yurt içi hasıla üzerinde pozitif bir etki yaratabilir.
Muhtemel etkiler
Bakım hizmetlerine ayrılan kamu kaynaklarının artırılması, özellikle çocuk ve yaşlı bakımı gibi alanlarda çalışan kadınların iş gücüne katılımını kolaylaştırabilir. Bu durum, hane halkı gelirlerinin yükselmesine ve ekonomik istikrarın desteklenmesine katkı sağlayabilir.
İklim politikalarının bakım ekonomisiyle uyumlu hale getirilmesi, afet sonrası iyileştirme süreçlerinde daha kapsayıcı ve etkin bir sistem kurulmasını sağlayabilir. Engelli bireylerin ve bakım sorumluluğu olan kişilerin kamu hizmetlerine erişiminin kolaylaşması, toplumsal refahın artmasına ve krizlere karşı daha dirençli bir toplum yapısının oluşmasına yardımcı olabilir.
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!