Cezaevindeki Çocukların Meclis'e Mektupları: 'Keşke Serbest Bırakmasalarmış'
Cezaevindeki çocuklar, Meclis'e mektuplar göndererek ceza sistemindeki boşlukları ve yaşadıkları zorlukları dile getirdi.
EVRİN GÜVENDİK / ANKARA - Türkiye Büyük Millet Meclisi Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu, cezaevindeki gençlerden gelen mektuplarla dolup taşıyor. Komisyon Başkanı AK Parti Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut, son toplantıda bu mektuplardan birkaçı hakkında bilgi verdi. Durgut, isimlerini gizli tuttuğu gençlerin mektuplarından alıntılar yaptı. Bir mektupta, "17 yaşında hırsızlık nedeniyle cezaevine girdim. Yaptıklarımın cezasız kalacağını düşündüm, ancak 100 yıldan fazla ceza aldım, şimdi 26 yaşındayım" ifadeleri yer alıyor.
69 Yıllık Hapis Cezası
Durgut, tekrarlanan suçlar nedeniyle ceza alan bir gençten de bahsetti. Çocuğun mektubunda, "Serbest bırakıldığımda mutlu oluyordum, keşke salmasalarmış. 150-160 suç işledikten sonra yakalandım. 16 yaşında cezaevine girdim" yazıyor. Anne babası ayrıldıktan sonra sokaklarda kalan, uyuşturucu satan ve hırsızlık yapmaya zorlanan bir başka çocuğun mektubunda ise, "İlk suçlarımda serbest kalmasaydım belki daha dikkatli olurdum" sözleri dikkat çekiyor. Durgut, mükerrer suçlar nedeniyle 69 yıl 182 gün ceza alan başka bir çocuktan da bahsetti.
'Gençliğimi Feda Ettiler'
Bir diğer mektupta, "Çocukluğumda cahildim, uyuşturucuya alıştırıldım. Büyükler tarafından kullanıldım. Defalarca suç işledim ve yakalandım, çocuktum, serbest kaldım. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı defalarca verilerek serbest kaldım, bu suçların caydırıcılığı yoktu, çocukluğumu ve gençliğimi feda ettiler. İlk suçta değilse bile ikinci suçta bir yaptırım alsaydım, belki çoktan ıslah olmuş olurdum" ifadeleri yer aldı.
Bu durum iki temel gerçeği gözler önüne seriyor: Birincisi, suça sürüklenen çocukların büyük bir kısmı parçalanmış aileler, sokak hayatı, madde bağımlılığı, ihmal ve istismar gibi ağır sosyal sorunların içerisinden geliyor. İkincisi ise; çocukluk döneminde oluşan cezasızlık algısı.
Caydırıcı Cezalar
Toplum bir yandan suça sürüklenen çocukların korunmasını isterken diğer yandan da ağır suçlarda cezaların caydırıcı ve adalet duygusunu tatmin edecek şekilde uygulanmasını bekliyor. Çocukları koruyan, rehabilitasyonu esas alan bir adalet sistemi, diğer yanda ise suçu teşvik eden ve cezasızlık algısı yaratan bir hukuk düzeni arasında bir denge kurulmalı.

'Yasa Yara Bandı Olabilir'
Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Cemile Didem Karaboğa, komisyona sunum yaparken, "Çocukları koruma kanunumuz ileri düzeyde" dedi. Ancak kanunun etkili şekilde uygulanmadığını belirterek, "Ahmet Minguzzi, Atlas Çağlayan ve diğer tüm çocuklar üzerinden o annelerin ve ailelerin yaşadığı acıyı anlıyorum ama yasa yapmak sadece bir yara bandı görevi görür. Cezaları artırmak çocuk suçluluğunu önlemez. Bilimsel veriler bunu göstermiyor" ifadelerini kullandı.
'Okul Öncesi Eğitimle Başlanmalı'
Ankara 2 No'lu Barosu Aile Merkezi Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Saliha Sasa, çocukların suça sürüklenmesinin sadece ceza hukuku politikaları ile çözülemeyeceğini belirtti. "Ana sınıfından başlayarak karakter eğitimi verilmeli. Çocuklarımızın spor, müzik veya resim gibi yetenekleri geliştirilmelidir" önerilerinde bulundu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!