Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye Ekonomisi 1,6 Trilyon Dolara Ulaştı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 1,6 trilyon dolara ulaştığını açıkladı ve daha fazla hedefe ulaşılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ülke ekonomisinin son 23 yılda gösterdiği üstün performansı vurgulayarak, "239 milyar dolarlık bir ekonomiden 1,6 trilyon dolarlık bir seviyeye yükseldik. Bu kayda değer bir gelişme, ancak daha kat etmemiz gereken mesafe var" ifadelerini kullandı.
Uluslararası Yatırımcılar Derneği'nin (YASED) 45. Olağan Genel Kurulu'nda bir konuşma yapan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüdüğünü, dünya ortalamasının ise yüzde 3,5 olduğunu belirtti. Türkiye'nin nominal olarak dünyanın 16. büyük ekonomisi olduğunu söyleyen Yılmaz, satın alma gücü paritesine göre ise 11. sırada yer aldığını kaydetti ve daha yüksek hedeflere ulaşma kararlılığını dile getirdi.
Bölgedeki jeopolitik gelişmelere de değinen Yılmaz, İsrail, ABD ve İran arasında devam eden çatışmaların hem bölgesel istikrara hem de küresel ekonomiye zarar verdiğini belirtti. Türkiye'nin bu savaşın önlenmesi ve sona ermesi için çaba sarf ettiğini ifade eden Yılmaz, bu durumun Türkiye ekonomisine de olumsuz etkileri olduğunu, fakat uygulanan ekonomik programın kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın etkilerini hafifletmek için eşel mobil sisteminin devreye alındığını hatırlatan Yılmaz, kısa vadeli olumsuz etkileri azaltacak ve orta vadeli fırsatları destekleyecek politikalarla ilerlemeye devam edeceklerini söyledi.
"Türkiye ekonomisi şu an dünyanın nominal dolar bazında 16. büyük ekonomisi"
Yılmaz, Türkiye'nin son 23 yılda sergilediği performansı anlatarak, "Dünya ekonomisi yıllık ortalama yüzde 3,5 büyürken, Türkiye bu dönemde yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüme gerçekleştirdi. 239 milyar dolarlık ekonomiden 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomi haline geldik. Bu önemli bir aşama, fakat daha yüksek hedeflere birlikte ulaşmamız gerekiyor. Türkiye şu anda dünyanın nominal dolar bazında 16. büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesi ile ise 11. sıradadır. Daha iddialı hedeflere birlikte ilerleyeceğiz. Bölgemizde maalesef İsrail, ABD ve İran arasında yaşanan çatışmalar var. Bu durum hem bölgesel hem de küresel ekonomiye zarar veriyor. Türkiye olarak bu çatışmaların önlenmesi için çaba gösterdik ve şimdi bir an önce bitmesi için çalışıyoruz. Bu jeopolitik gelişmeler tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkiliyor. Çatışmalar sona erse bile tahribatın onarılması zaman alacaktır. Bu nedenle uyguladığımız ekonomik programları kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.
"Ülkemiz, 23 yılda makro ekonomik alanda kaydettiği gelişmeleri uluslararası yatırım anlamında da göstermiştir"
Yılmaz, akaryakıt fiyatlarındaki etkileri azaltmak için eşel mobil sistemine geçtiklerini belirterek, "Bu önemli bir adımdı. Benzer tedbirlerle kısa vadeli olumsuz etkileri sınırlandırıcı, orta vadeli fırsatları destekleyici politikalarla yolumuza devam edeceğiz. Ülkemiz son 23 yılda makro ekonomik gelişimini uluslararası yatırımlar konusunda da sergilemiştir. 90'lı yıllarda küresel doğrudan yatırımların sadece yüzde 0,2'sini çeken Türkiye, bugün yüzde 1'lik bir paya ulaşmıştır. 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım çekmiş durumdayız. Ülkemizde 88 bin uluslararası firma yatırım yapıyor. Geçen yıl dünya genelinde uluslararası yatırımlarda artış gözlemlendi. Ancak gelişmekte olan ülkelere dönük yatırımlarda pek artış olmadı, hatta azalma görüldü. Buna rağmen, ülkemiz yüzde 12'lik bir artışla 13,1 milyar dolar tutarında uluslararası yatırım çekmeyi başardı. Bu başarı, Türkiye'ye olan küresel yatırımcı güvenini gösteriyor. 2025 yılında e-ticaret yatırımlarıyla perakende ve toptan ticaret sektörü yüzde 32 payla en çok yatırım çeken sektör oldu. İmalat sektörü yüzde 31, bilgi ve iletişim sektörü ise yüzde 14 ile sıralandı" diye konuştu.
"Türkiye, 1 milyardan fazla kişiye Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmaları yoluyla erişim sağlıyor"
Yılmaz, "Ukrayna-Rusya çatışması, Uzakdoğu'dan gelen rekabet baskısı Avrupa'da yeni bir tartışma süreci başlatmış durumda. Türkiye'nin güvenlik ve rekabetçilik açısından Avrupa ile ilişkilerdeki önemi daha iyi anlaşılmaya başlandı diyebiliriz. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'ne sahip olması ve 30 farklı ülke ile serbest ticaret anlaşmalarının bulunması, artan korumacılık ve bölgeselleşme döneminde iş dünyamız için önemli bir korunaklı alan sağlıyor. Türkiye, 1 milyardan fazla kişiye, yüksek gelirli diyebileceğimiz bir nüfusa Gümrük Birliği veya serbest ticaret anlaşmaları yoluyla ulaşabiliyor. Bu doğrultuda Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize konuları, enerji ve lojistik gibi alanlarda olumlu bir gündem oluşturabileceğiz. Bu konularda çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.
"E-mobilite ve savunma sanayisinde derin entegrasyon, finans merkezi rolünde güçlenme hedefimiz"
Yılmaz, otomotiv, makine, kimya ve elektronik gibi orta-yüksek teknoloji sektörlerinde daha fazla yatırım beklediklerini belirterek, "Özellikle e-mobilite, batarya teknolojileri ve savunma sanayi gibi stratejik alanlarda daha derin bir entegrasyon hedefliyoruz. Savunma sanayicileri burada kritik hale gelmiş durumda. Tüm dünyada savunma harcamaları artıyor. Ancak bunu gerçekçi bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu konuda erken adımlar atan ülkelerden biri oldu" diyerek konuşmasını tamamladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!