Deprem Riski Büyüyor: 5 İli Kapsayan Kritik Uyarılar
Jeofizik Mühendisi Ali İlker Bulut, Türkiye'deki deprem risklerine dair önemli açıklamalarda bulundu. 7 büyüklüğünde deprem riski olan bölgeler...
Jeofizik Mühendisi Ali İlker Bulut, CNN Türk'te gerçekleştirdiği açıklamalarda, son dönemde yaşanan depremleri doğal tektonik hareketlerin bir sonucu olarak değerlendirdi. Türkiye'deki deprem sayısının son yıllarda belirgin bir artış gösterdiğini belirten Bulut, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından artçı sarsıntıların devam ettiğini ve bunun depremlerin sıklaştığı algısını oluşturduğunu ifade etti.
Özellikle dikkat çeken bir konu, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerindeki Yedisu segmentine yönelik yapılan uyarılar oldu. Uzun süredir kırılmayan bu bölgenin önemli miktarda enerji biriktirdiğini vurgulayan Bulut, Erzincan'dan Bingöl'e uzanan bu segmentte 7 büyüklüğünde bir depremin beklendiğini belirtti. Böyle bir senaryoda Erzincan, Tunceli, Bingöl, Bayburt ve Gümüşhane gibi illerin ciddi şekilde etkilenmesi bekleniyor.
7 Büyüklüğünde Deprem Çemberi 5 İli Tehdit Ediyor
Depremlerin kesin zamanının öngörülemez olduğunu belirten Bulut, “Periyot dolmuş olabilir, fakat yarın mı yoksa 10 yıl sonra mı olur, bunu net bir şekilde söylemek mümkün değil” diyerek belirsizlik vurgusu yaptı. Buna rağmen, bilimsel çalışmalarla bu bölgelerin uzun süredir “potansiyel deprem üretme alanı” olarak bilindiğini belirtti.
Türkiye'nin depreme hazırlık konusunda birçok önemli adım attığını ancak hiçbir ilin tam olarak hazır olmadığını ifade eden Bulut, yapı denetimi, zemin etütleri ve kentsel dönüşüm çalışmalarının önemine dikkat çekti.
Jeofizik Mühendisi Ali İlker Bulut, değerlendirmelerine şöyle devam etti;
“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, eski adıyla Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın 1996’da yaptığı çalışmalarda, büyük deprem üretmesi beklenen alanlardan biri de burasıdır. Neden bunu konuşuyoruz? Erzincan’da deprem oldu. Doğu Anadolu Fay Hattı’nda kırılan bir alan var. Van’da deprem oldu. Erzincan ile Bingöl arasındaki Yedisu segmenti ise tarihsel ve paleosismik çalışmalarda daha önce büyük deprem üretmiş bir alan. Bu depremler genellikle 7’nin üzerinde oluyor. Biz büyük depremleri 6 ve üzeri olarak tanımlarken, potansiyel alan ifadesini ise genelde 7 ve üzeri depremler beklediğimiz yerler için kullanıyoruz. Erzincan’dan Bingöl’e uzanan bu kırılmamış segment, bizim için potansiyel bir alan. Bu bölge yılda yaklaşık 20 mm hareket ediyor ve bu enerji boşalamamış durumda. Yaklaşık 250 yıllık bir periyoda yaklaşıyoruz. Dolayısıyla 7 büyüklüğünde bir depreme karşılık gelen enerji birikmiş durumda. Birçok bilimsel çalışma ile ispatlanmış bir alanı konuşuyoruz. Depremin nereleri etkileyeceği; fayın nerede kırılacağına, derinliğe ve zemin yapısına bağlıdır. Ancak Erzincan, Tunceli, Bingöl, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane’de etkili olması beklenen bir depremden söz ediyoruz.”
Türkoğlu-Osmaniye Fay Hattı'nda 7 Büyüklüğünde Deprem Uyarısı
Son günlerde gündemde olan Türkoğlu–Osmaniye hattına da değinen Bulut, bu bölgenin de uzun süredir büyük deprem üretmeyen ve “sismik boşluk” olarak tanımlanan alanlardan biri olduğunu belirtti. Ancak bu tür bilimsel makalelerin yanlış yorumlanmaması gerektiğini, bu çalışmaların doğrudan “hemen deprem olacak” anlamına gelmediğini özellikle vurguladı.
Marmara ve Ege bölgelerine yönelik endişelere de açıklık getiren Bulut, Doğu Anadolu’daki bir depremin Marmara’yı tetiklemesinin beklenmediğini ifade etti. Ancak Marmara’da zaten bağımsız bir deprem riski bulunduğunu ve bu bölgenin periyodunu doldurmuş faylar içerdiğini hatırlattı.
Ege ve Akdeniz açıklarında, özellikle Girit çevresinde son dönemde artan sismik hareketliliğe de dikkat çeken Bulut, deniz içi depremlerin tsunami riski nedeniyle ayrıca önem taşıdığını söyledi.
“Son günlerde Türkoğlu-Osmaniye hattının konuşulmasının sebebi de burada uzun süredir kırılmamış bir segment bulunmasıdır. Bu bölge zaten risk haritalarında kırmızı olarak yer alıyor. Bilmediğimiz tek şey depremin ne zaman olacağıdır. Bu yüzden sonuç hep aynı noktaya çıkıyor: hazırlıklı olmak. Makaleler ise akademik çalışmalar olup, vatandaş tarafından doğrudan yorumlanmamalıdır. Devlet bu veriler doğrultusunda yönetmelikler üretir ve uygulamaya koyar. İstanbul için geçerli olan kurallar Osmaniye ve çevresi için de geçerlidir. Marmara Bölgesi’ne gelince; burada büyük bir deprem beklentisi var. Ancak Doğu Anadolu’daki bir depremin Marmara’yı tetiklemesini beklemeyiz. Bu ancak çok büyük, 8.5–9 büyüklüğündeki depremlerle mümkün olabilir. Marmara’da ise periyodunu doldurmuş, 7’nin üzerinde bir deprem üretmesi beklenen bir alan var. Ama bunun ne zaman olacağını kesin olarak söylemek mümkün değil. Ege Bölgesi’nde ise İzmir ve çevresi zaten aktif fay hatları üzerinde bulunuyor. Son dönemde Girit ve Antalya Körfezi açıklarında da hareketlilik gözleniyor. Bu bölgelerde tarihsel olarak 8’in üzerinde depremler meydana gelmiştir. Deniz içi depremler ise tsunami riski nedeniyle ayrıca önemlidir. Bu nedenle bu bölgeler de risk haritalarında kırmızı alanlar arasında yer almaktadır.”
Deprem Fırtınası mı?
“Şimdi deprem fırtınası kavramında biz, Balıkesir depremleri gibi yerlerde, yani aşağıda volkanik kaynaklı dolaşan depremlerde “fırtına” ifadesini kullanıyoruz. Ama siz sıklıktan bahsediyorsanız, ki bu ara depremler sıklaşmış gibi bir görüntü sergiliyor; bu tabii 6 Şubat depremlerinin tetiklediği alanlarda artçı depremlerin devam ediyor olması, Balıkesir ve Kütahya’daki jeotermal kökenli depremlerin de bu işin içine girmesiyle ilgili.
Girit Adası’nda özellikle yoğun bir aktivasyon var. Oradaki depremlerle bizim yıllık 18.000–24.000 olan deprem sayımız 2025’te 50.000’in üzerine çıktı. 50.000 tane, 1 ile 7 büyüklüğü arasında depremle karşılaştık. Dolayısıyla bir sıklık görüntüsü veriyor. Ancak bu depremler, biliyorsunuz, tektonik hareketlerdir ve bunların periyotlarına bağlıdır.
Bizi sıkıştıran levhalar var: Afrika levhası, Arap levhası gibi. Yukarıda Avrasya levhası önümüzde duruyor. Biz batıya doğru gitmek istiyoruz. Bu arada Arap levhasının üzerine çıkmak istiyoruz. Girit Adası üzerinde yükseliyoruz. Bu hareketlilik devam ettiği sürece deprem aktivasyonu da devam ediyor. Bu rijit bir ortam olduğu için, yani sürtünme kuvvetinin yenilmesi gereken bir süreç olduğu için, belirli periyotlarda büyük depremler üretiyor. Küçük depremlerle de bu aktivasyonun içinde olduğumuzu bize hatırlatıyor.”
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!