Doğu Akdeniz'de Kartlar Yeniden Dağıtılıyor: Türkiye-Mısır İttifakı Atina ve Tel Aviv'i Telaşlandırdı
Ankara-Kahire hattındaki savunma ve enerji yakınlaşması Doğu Akdeniz'deki dengeleri sarsıyor. Türkiye ve Mısır'ın stratejik ortaklığı Yunanistan ve İsrail'i alarma geçirdi.
Türkiye ile Mısır arasında uzun süren diplomatik soğukluğun ardından başlayan normalleşme süreci, kısa sürede iki bölgesel gücün stratejik ortaklığına dönüştü. Karşılıklı atılan adımlar, ortak askeri tatbikatlar ve savunma sanayii alanında imzalanan tarihi anlaşmalar, Doğu Akdeniz’deki tüm jeopolitik dengeleri kökten sarsacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Ankara ile Kahire arasındaki bu hızlı yakınlaşma, bölgedeki diğer aktörler olan Yunanistan ve İsrail'de ise ciddi bir endişe dalgası yaratmış durumda.
Ankara-Kahire Hattında Savunma Sanayii ve Askeri İş Birliği Rüzgarları
İki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden stratejik bir boyuta taşınması adına son dönemde diplomatik ve askeri temaslar ivme kazandı. Mısır Savunma Bakanı'nın Ankara'ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında imzalanan "Türkiye-Mısır Savunma İş Birliği Niyet Mektubu", bu yeni dönemin en somut göstergelerinden biri oldu. Ancak iş birliği sadece kağıt üzerinde kalmıyor; sahada da büyük bir hareketlilik gözleniyor. İki ülkenin tam 20 yıl aradan sonra kapsamlı bir ortak hava tatbikatı düzenlemesi, ardından Türkiye, Mısır ve Azerbaycan arasında üçlü askeri tatbikatların hayata geçirilmesi, bölgedeki askeri dengeleri doğrudan etkiliyor. Özellikle Türk savunma sanayii ürünlerinin Mısır pazarındaki görünürlüğünün artması ve Kahire yönetiminin Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN'a olan ilgisi, uluslararası savunma kulislerinde en çok konuşulan konular arasında yer alıyor.
Atina ve Tel Aviv’de "Büyük Kayıp" Endişesi Hakim
Ankara ile Kahire arasındaki bu çok boyutlu entegrasyon, İsrail ve Yunanistan tarafından adeta mercek altına alındı. İsrail basını, özellikle geniş F-16 filolarına sahip olan Türkiye ve Mısır'ın savunma alanında ortak hareket etme potansiyelinden duyduğu rahatsızlığı gizlemiyor. Mısır'ın Türk havacılık teknolojilerine yönelmesi ve KAAN projesine dahil olma ihtimali, Tel Aviv'in güvenlik projeksiyonlarında ciddi bir risk unsuru olarak değerlendiriliyor. Diğer taraftan Yunanistan ise Akdeniz'deki tüm stratejik üstünlüğünü kaybetme korkusu yaşıyor. Atina'daki analistler, Türk-Mısır ittifakının kalıcı hale gelmesi durumunda bölgedeki en büyük kaybedenin Yunanistan olacağı konusunda hemfikir. Atina yönetimi, bu gidişatı engellemek adına Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail üzerinden Mısır'a diplomatik baskı kurmaya çalışsa da, son dönemde Türkiye ile ABD ilişkilerinde yaşanan olumlu seyir bu çabaları boşa çıkarıyor.
Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanları ve Enerji Denklemi Sil Baştan
Milyarlarca dolarlık enerji rezervlerinin merkezinde yer alan Doğu Akdeniz'de, Türkiye ve Mısır'ın atacağı olası ortak adımlar oyunun kurallarını tamamen değiştirebilir. Geçmiş yıllarda Ankara ile Kahire arasındaki gerginlikten yararlanan Mısır; İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile ortak bir blok oluşturmuştu. Ancak bu blok, Türkiye'nin dışlandığı hiçbir enerji projesinin hayata geçemeyeceği gerçeğiyle yüzleşti ve somut bir başarı elde edemedi. Bugün ise rüzgar tersine esiyor. Ankara, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda Mısır ile yapılacak bir anlaşmanın Kahire'ye çok daha geniş bir egemenlik alanı kazandıracağını savunuyor. Türkiye'nin derin deniz sondaj faaliyetlerindeki teknolojik birikimi ve doğalgaz taşıma hatlarındaki stratejik konumu, iki ülkenin ortak arama ve işletme faaliyetleri yürütmesini kolaylaştırabilir. Gazze'deki insani kriz sonrası İsrail ile yan yana durmaktan kaçınan bölge ülkeleri için de Türkiye-Mısır aksı, Akdeniz'de yeni ve güçlü bir çekim merkezi oluşturuyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!