Göçün Değişen Yüzü: Kadınlar Bağımsız Gelecek ve Güvenlik Arayışıyla Yollarda
BM Kadın Birimi raporu, kadınların artık ailelerine eşlik etmek yerine eğitim, iş ve güvenlik arayışıyla bağımsız olarak göç ettiğini ortaya koyuyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi tarafından yayımlanan “Avrupa ve Orta Asya’da Hareket Halindeki Kadınlar: Karma göç dinamikleri, yapısal kısıtlar ve göç yolları üzerine karşılaştırmalı bir analiz” başlıklı yeni rapor, küresel göç hareketlerindeki tarihi bir dönüşümü gözler önüne seriyor. Araştırma, kadınların artık sadece aile üyelerini takip eden pasif aktörler olmaktan çıktığını; eğitim, insana yakışır iş, güvenlik ve ekonomik bağımsızlık talepleriyle tek başlarına göç etmeye başladıklarını ortaya koyuyor. Bu köklü değişim; Ukrayna’daki savaş, Güney Kafkasya’daki jeopolitik gerilimler, Batı Balkanlar’daki çözülememiş çatışma sonrası sorunlar ve yıkıcı iklim krizlerinin gölgesinde yaşanıyor.
Eğitimli Kadınlar "Aşırı Nitelikli" İşlerde Güvencesiz Çalışıyor
Gelişmekte olan ülkelerden ayrılan kadınlar, giderek daha fazla eğitim ve kariyer odaklı hedeflere yöneliyor. Batı Balkanlar ve Türkiye’den yurt dışına giden öğrencilerin yarısından fazlasını kadınlar oluştururken, bu öğrencilerin büyük kısmı mezuniyet sonrası kariyerlerini de gittikleri ülkelerde inşa etmeyi seçiyor. Ancak yüksek eğitim seviyesine sahip göçmen kadınlar, mesleki donanımlarına uygun işler bulmakta ciddi engellerle karşılaşıyor. Rapora göre, Kuzey Makedonya’dan göç eden kadınların yaklaşık yüzde 45’i, Arnavutluk’tan gidenlerin yüzde 50’si ve Kosova kökenlilerin yüzde 55’i, mevcut işleri için "aşırı nitelikli" pozisyonlarda istihdam ediliyor.
Avrupa genelinde hızla yaşlanan nüfus; ev işleri, hasta ve yaşlı bakımı, konaklama ile perakende sektörlerinde göçmen kadın emeğine olan talebi artırıyor. Kırgızistan’dan göç eden kadınların yüzde 30’u, Tacikistan’dan gelenlerin ise yüzde 50’si bu güvencesiz alanlarda çalışmak zorunda kalıyor. Çoğunlukla kayıt dışı, düşük ücretli ve sosyal güvenceden yoksun olan bu işler; sömürü, kötü çalışma koşulları ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskini de beraberinde getiriyor. Türkiye örneğinde ise kadınlar göçmen nüfusunun önemli bir kısmını oluşturmasına rağmen, resmi çalışma izinlerinin yalnızca yüzde 27,2’sini alabiliyor.
Savaş, Çatışma ve Görünmeyen Tehlike: İnsan Ticareti
Bölgesel çatışmalar ve savaşlar, kadınları göç yollarına sürükleyen en büyük etkenlerin başında geliyor. 2022-2024 yılları arasında Avrupa Birliği ülkelerine sığınan göçmenler incelendiğinde, Moldova Cumhuriyeti kökenlilerin yüzde 61’ini, Ukrayna kökenlilerin ise yüzde 56’sını kadınların oluşturduğu görülüyor. Savaşın sürdüğü Ukrayna içinde ise yerinden edilmiş hanelerin yaklaşık yüzde 60’ının reisi kadınlardan oluşuyor; bu durum savaşın yükünü en çok kadınların sırtlandığını açıkça gösteriyor.
Göç yollarındaki en karanlık tehditlerden biri olan insan ticareti ise kadınları hedef almaya devam ediyor. 2022 yılı verilerine göre, tespit edilen insan ticareti mağdurlarının Arnavutluk’ta yüzde 74’ünü, Kosova’da yüzde 93’ünü ve Karadağ’da yüzde 81’ini kadınlar ve kız çocukları oluşturdu. Başta Romanlar olmak üzere dışlanmış topluluklara mensup kadınlar bu riskle çok daha savunmasız şekilde yüzleşirken; koruma, adalet ve destek mekanizmalarına erişimde büyük yetersizlikler yaşanıyor. Güney Kafkasya’da 2023 yılında en az 112 kadın insan ticareti mağduru olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de ise 2019-2023 yılları arasında saptanan insan ticareti mağdurlarının yüzde 82’sini kadınlar ve kız çocukları oluşturdu. Bu grupta 266 kız çocuğunun bulunması dikkat çekerken, Türkiye’deki vakaların yarısından fazlasının cinsel sömürü, geri kalanının ise iş gücü sömürüsü kaynaklı olduğu belirlendi.
İklim Krizinin Göç Ettirdiği Kadınlar ve Gelecek Öngörüleri
Avrupa ve Orta Asya genelinde yaşanan kuraklık, sel, çevre kirliliği ve aşırı sıcaklar gibi iklim krizleri, insanları yaşam alanlarını terk etmeye zorluyor. Projeksiyonlar, 2050 yılına kadar Orta Asya’da 2,4 milyona yakın insanın iklimle bağlantılı afetler nedeniyle yerinden olacağını öngörüyor. Çevresel yıkımlardan en çok etkilenen kesimlerin başında yine kadınlar geliyor.
Raporun sonuçlarını değerlendiren BM Kadın Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Belén Sanz Luque, göç olgusunun uzun süre toplumsal cinsiyetten bağımsız bir süreç gibi ele alındığını belirterek şu ifadeleri kullanıyor: "Bu rapor ise bambaşka bir gerçeği gözler önüne seriyor. Avrupa ve Orta Asya genelinde kadınlar; öğrenci, işçi, bakım emekçisi, girişimci, mülteci ve toplum lideri olarak göçü bizzat şekillendiriyor. Göç bazen savaştan, şiddetten ya da afetten kaçışken; bazen de eğitime, insana yakışır bir işe ve yeni fırsatlara uzanan bir yolculuktur. Nedeni ne olursa olsun, kadınlar güvenli, hak temelli ve kendi gerçekliklerine duyarlı göç yollarını hak ediyor. Göçün artık bir kadın yüzü var ve bunu görme zamanımız geldi."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!