Haaretz Analizi: YPG'nin Şam ile Entegre Olması İsrail'in 'Bölünmüş Suriye' Planını Nasıl Çökertti?
Haaretz yazarı Zvi Barel, YPG'nin Şam yönetimiyle entegrasyonunun İsrail'in Suriye'yi bölme ve azınlıkları koz olarak kullanma stratejisini bitirdiğini yazdı.
İsrail’in önde gelen yayın organlarından Haaretz gazetesinde yayımlanan çarpıcı bir analiz, Suriye’deki yeni dengelerin Tel Aviv’in bölgesel stratejilerine indirdiği ağır darbeyi gözler önüne serdi. Gazetenin deneyimli yazarı Zvi Barel, terör örgütü YPG ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimi arasında sağlanan uzlaşmanın, Washington ve Ankara’nın da desteğiyle "birleşik Suriye" hedefine giden yolu temizlediğini belirtti. Barel’e göre bu tarihi gelişme, İsrail’in sahadaki etnik ve mezhepsel azınlıklar üzerinden kurduğu tüm stratejik oyun planını adeta sıfırladı ve Şara'nın ülkeyi kendi liderliği altında birleştirmesinin önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırdı.
İsrail'in Tampon Güç ve İstihbarat Üssü Arayışı
Zvi Barel yazısında, Tel Aviv yönetiminin Suriye’deki YPG varlığına yüklediği kritik misyonu detaylandırdı. İsrail’in, Irak ve İran’da izlediği politikalara benzer şekilde, Suriye’nin kuzeydoğusundaki YPG unsurlarını Şam, Tahran ve Ankara üçgenine karşı hem aktif bir istihbarat üssü hem de bölgesel dengeleri sarsacak bir tampon güç olarak konumlandırmayı amaçladığını aktardı. Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından, Türkiye’nin desteğiyle inşa edilecek tek parça ve güçlü bir Suriye yapısının önüne geçmek isteyen İsrail, sahadaki YPG ve güneydeki Dürzi grupları en önemli kozları olarak görüyordu. Özellikle YPG ile güneydeki Süveyda vilayetinde bulunan bazı Dürzi milislerin işbirliği içerisine girmesi ve Şam’daki yeni idareye karşı ortak bir direnç hattı oluşturması, Tel Aviv’in bu bölünme senaryolarını besleyen en büyük dayanak noktası olmuştu.
Temmuz 2025 Kırılması ve ABD'nin Yoğun Baskısı
Barel'e göre, Temmuz 2025’te bölgede yaşanan kritik gelişmeler, İsrail’in öne sürdüğü mezhepsel korkuları tetikleyen bir zemin hazırladı. Tel Aviv, Suriye’nin tümünü yönetme kabiliyetini felç edecek mezhepsel duvarlarla çevrilmesini ve kendisinin bu kaotik siyasi iklimde vazgeçilmez bir hakem rolü üstlenmesini umuyordu. Ancak İsrail’in bu planı, bölgedeki iki büyük aktör olan ABD ve Türkiye’nin stratejik vizyonuyla tamamen ters düştü. ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile kucaklaşması, Washington’ın Kürt kartından vazgeçtiğinin en somut ilanı oldu. Bu süreçte ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam ile YPG arasında bir uzlaşı sağlanması adına mekik diplomasisi yürüttü. Barrack’ın, örgüte yönelik mali ve askeri tüm desteklerin kesileceği yönünde ağır baskı ve tehditlerde bulunarak onları Şam ile anlaşmaya zorladığı belirtildi.
Dürzi Kartı ve İsrail İçin Bölünme İllüzyonunun Sonu
YPG’nin fesh edilerek Şam yönetimine entegre olmasıyla birlikte, İsrail’in elinde yalnızca Süveyda’daki sınırlı sayıdaki Dürzi milis kuvveti kaldı. İsrail’in açıkça desteklediği Dürzi lider Hikmet el-Hecri, Süveyda’daki Dürzilerin kendilerini "İsrail’in bir parçası" olarak gördüklerini ve hatta benzer inanç bağlarına sahip olduklarını iddia etse de bu durum sahadaki genel gidişatı değiştirmeye yetmiyor. Barel, Hecri’nin bile ABD’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü baltalamaktan vazgeçmesi yönünde İsrail’e yapacağı baskıyı engelleyemeyeceğini bildiğini vurguladı. Trump’ın talimatıyla Barrack’ın öncülük ettiği; Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın da aktif destek verdiği bu bütünleşme süreci, İsrail’e çok net bir uyarı niteliği taşıyor. Haaretz yazarı Barel, İsrail’in bölgedeki etkinliğini tamamen kaybetmemesi için artık "bölünme illüzyonunu" terk etmesi ve Şam yönetimini sadece bir düşman değil, masaya oturulabilecek potansiyel bir muhatap olarak kabul etmesi gerektiği çağrısında bulundu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!