Hürmüz Boğazı’ndaki Gerginlik Yeni Ticaret Koridorlarını Gündeme Getirdi
Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik, Türkiye'nin yeni ticaret koridorları oluşturma potansiyelini gündeme getirdi.
Ankara
Son dönemde ABD ve İsrail'in, İran'a gerçekleştirdiği saldırıların ardından, dünya ticaretinde önemli bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler, enerji ve tarım ürünlerinin arzında sıkıntılara yol açtı. Bu durum, Türkiye'nin 'Tahıl Koridoru' girişimi gibi yeni bir koridor oluşturma misyonu üstlenebileceği düşüncesini gündeme getirdi.
Hürmüz Boğazı'ndaki kriz enerji piyasalarını sarstı
Avrupa, Hürmüz Boğazı kaynaklı yeni bir enerji krizi riskiyle karşı karşıya
Gerilim, stratejik petrol rezervlerinin önemini yeniden vurguladı
Petrol talebinin yüzde 70'inin stratejik boğazlardan taşındığı biliniyor
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, ABD ve İsrail'in ortak saldırıları sonrası Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının, küresel piyasalarda tarım ürünleri ve gıda tedarikine etkilerini değerlendirdi.
Prof. Dr. Gülçubuk, Hürmüz Boğazı'nın yalnızca enerji piyasaları için değil, aynı zamanda küresel gıda sistemi ve gıdaya erişim açısından da stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. Boğazın kapatılmasının küresel tarım, enerji maliyetleri, gübre fiyatları, lojistik maliyetler, sigorta risk primleri ve finansal riskler üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.
"Dünya genelinde ve Türkiye'de tarım sektörü enerjiye bağımlıdır. Akaryakıt, elektrik, sulama, gübre, soğuk zincir, depolama ve nakliye gibi üretim ve dağıtım süreçleri enerji maliyetleriyle doğrudan bağlantılıdır. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak krizler enerji fiyatlarında, tarımsal maliyetlerde ve gıda fiyatlarında ani artışlara neden olabilir," dedi.
"Türkiye, stratejik ürünlerde bölgesel dağıtım merkezi olabilir"
Bu gelişmelerden en çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin etkileneceğini belirten Gülçubuk, Türkiye'nin bu süreçte önemli bir rol üstlenebileceğini vurguladı. Türkiye'nin, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda üstlendiği 'Tahıl Koridoru' rolünü, enerji ve gıda koridoru oluşturma misyonuyla genişletebileceğini belirtti.
Gülçubuk, Türkiye'nin enerji ve gıda tedarik zincirlerinin sürekliliğini sağlamak için bölgesel bir dengeleyici aktör olabileceğini belirtti. Türkiye'nin Karadeniz, Akdeniz ve Orta Doğu arasında köprü konumda olduğunu ve bu coğrafi avantajını kullanarak enerji akışının ve tarımsal ticaretin kesintisiz devam etmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
"Liman altyapısı, depolama kapasiteleri ve ticari ağlar kullanılarak Türkiye, süreçte stratejik ürünlerde bölgesel bir dağıtım merkezi haline gelebilir. Bu yaklaşım, Türkiye'nin gıda güvenliğini güçlendirmekle kalmayacak, küresel gıda piyasalarında istikrarın korunmasına da katkı sağlayacaktır," dedi.
"Büyük tonajlı gemiler için alternatif rota mevcut değil"
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarının ardından küresel gıda tedarik zincirinin kırılganlıklarını ortaya çıkardığını belirtti.
Bayramoğlu, uluslararası piyasaların petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara odaklanırken, tarım iktisatçılarının gübre arz güvenliğine öncelik verdiğini ifade etti. Hürmüz Boğazı'nın stratejik öneminin enerji boyutunun ötesinde olduğunu belirtti.
"Haziran 2025 verilerine göre, dünya genelinde ticarete konu olan gübre hacminin yüzde 33'ü bu boğazdan geçmektedir. Aylık olarak, bölgeden 3 ila 3,9 milyon ton gübre sevkiyatı yapılmaktadır. Bunun 1,5 ila 1,8 milyon tonu sülfür, 1,2 ila 1,5 milyon tonu ise üre oluşturmaktadır," dedi.
Bayramoğlu, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının küresel sülfür arzını yüzde 44, üre arzını ise yüzde 30 daraltacağını ifade etti. Büyük tonajlı gemiler için pratikte uygulanabilir bir alternatif rotanın bulunmadığını belirtti.
"Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi oluşturulabilir"
Bayramoğlu, 2022'deki Karadeniz krizi ile 2025'teki Hürmüz krizinin yapısal benzerliklerinin dikkat çekici olduğunu belirtti. Her iki krizde de savaş ortamında kritik bir deniz koridorunun kapandığını ve tarımsal girdi ticaretinin sekteye uğradığını ifade etti.
Bayramoğlu, bu krizlerde uluslararası alanda meşruiyeti olan bir arabulucuya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. "Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi"nin teknik ve diplomatik açıdan mümkün olduğunu söyledi.
Bayramoğlu, Türkiye'nin "Tahıl Koridoru" oluşturma başarısının tarihsel arabuluculuk kapasitesinin bir kanıtı olduğunu belirtti. Hürmüz krizinde benzer bir rol üstlenip üstlenemeyeceğinin Ankara'nın stratejik kararlarına ve krizin çözümüne bağlı olduğunu ifade etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!