İBB İştirakleri Davasında Çarpıcı İtiraf: "Patronun Firması" ve "Sistem" İddiaları Duruşmaya Damga Vurdu
İBB iştirakleri davasında eski Reklam Müdürü Adem Tuncay ve iş insanı Eyüp Subaşı'nın Murat Ongun ve "danışmanlar sistemi" hakkındaki iddiaları gündem yarattı.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun hemen karşısındaki büyük salonda görülen çıkar amaçlı suç örgütü davası, sanıkların çarpıcı itirafları ve karşılıklı suçlamalarıyla devam ediyor. Firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şoförü tutuksuz sanık Semih Bilgin'in savunma yaptığı sırada, tutuklu sanıklardan İBB iştiraki Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker fenalaşarak sağlık ekiplerinin müdahalesiyle kendine gelebildi. Duruşmanın ilerleyen saatlerinde ise İBB bürokratlarının ve iş insanlarının ifadeleriyle belediyedeki reklam ihalelerine yönelik çarpıcı iddialar gün yüzüne çıktı.
Adem Tuncay: "Cezaevinde Üzerimde Lojman Üzerinden Baskı Kuruldu"
Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık, İBB eski Reklam Yönetim Müdürü Adem Tuncay, belediyedeki kariyerine iddia edilen suç yapısından çok önce, 2006 yılında başladığını belirtti. 2022 yılında müdürlük makamına atandığını ve gözaltına alınana kadar bu görevi fiilen sürdürdüğünü ifade eden Tuncay, cezaevinde bulunduğu süreçte kendisine yönelik dolaylı baskılar uygulandığını iddia etti. Özellikle sanık Hakan Karaköse'nin tahliye edilmesinin ardından, daha önce kendisini hiç aramayan bazı belediye meclis üyeleri ve milletvekillerinin cezaevinde kendisini ziyaret etmeye başladığını söyledi.
Tuncay, kendisini meclis üyesi olarak tanıtan Ülkü isimli bir kadının ziyaretine gelerek Karaköse'nin ifadelerini sorduğunu ve hemen ardından konuyla ilgisiz bir şekilde "Belediye lojmanında mı oturuyorsunuz?" sorusunu yönelttiğini anlattı. Bu soruyu sıradan bir merak olarak görmediğini belirten Tuncay, "Aile düzenimin ve yaşam alanımın bilindiği mesajını vererek üzerimde dolaylı bir baskı ve telkin oluşturmaya çalıştılar" dedi. Kendi hür iradesiyle savcılığa başvurarak bildiklerini anlattığını ve kimseden yönlendirme almadığını vurgulayan Tuncay, tahliye olmasına rağmen İBB'deki görevine iade edilmediğini, buna karşın diğer birçok bürokratın görevine döndüğünü söyledi. Ayrıca eşinin de 2019 yılındaki yönetim değişikliğinin ardından 13 yıldır çalıştığı İBB'deki işinden çıkarıldığını sözlerine ekledi.
"Reklamist Patronun Firmasıydı, Murat Ongun'un Talimatları Uygulandı"
Cumhuriyet savcısının sorularını yanıtlayan Adem Tuncay, reklam alanlarındaki usulsüzlükler ve ayrıcalıklı şirketler hakkında çarpıcı iddialarda bulundu. Yönetmeliğe aykırı olan reklam alanlarının zabıta tarafından kaldırılmasının, dönemin Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un talimatıyla engellendiğini öne sürdü. Tuncay, Ongun'un bu talimatları Kağan Sürmegöz aracılığıyla zabıta birimlerine ilettiğini iddia etti.
Savcının, "Reklamist firmasının işlerinin Murat Ongun tarafından takip edildiği" yönündeki ifadesini sorması üzerine Tuncay, "Kağan Bey bize bu firmanın 'patronun firması' olduğunu defalarca söyledi. Patrondan kastı ise Murat Ongun'du. Bu şirketin taleplerine her zaman farklı ve ayrıcalıklı bir tarzda yaklaşılırdı" dedi. Tuncay ayrıca, Reklamist firmasının kârını katlamak amacıyla, dijital ekran ihalelerinde kârsız ve değersiz olan lokasyonların Modyo firmasına zorla kiralatıldığını öne sürdü.
Bu iddialara duruşma salonunda doğrudan yanıt veren tutuklu sanık Murat Ongun ise, "Sizi 20 yıldır çalıştığınız belediyede müdür yapan, size lojman veren Ekrem İmamoğlu örgüt lideriyse, siz de bu örgütün üyesi olursunuz. Hâlâ İBB lojmanında yaşıyorsunuz ve kimse size kötülük yapmıyor" diyerek suçlamaları reddetti. Tuncay ise lojmandan çıkarılması için sürekli bir baskı altında tutulduğunu iddia etti.
Eyüp Subaşı: "Danışmanların Yönettiği Bir Sistem Var"
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Panoffect Medya'nın sahibi tutuksuz sanık Eyüp Subaşı ise savunmasında, kamuya hiçbir zarar vermediklerini, aksine Kültür A.Ş.'ye toplamda 682 milyon TL kira ödediklerini ve 20 milyon doların üzerinde yatırım yaptıklarını dile getirdi. İddianamedeki ihalelerin tamamının gerçek ve belgeli ticari işler olduğunu savunan Subaşı, ekranların Reklamist firmasına devredilmesi için sistematik bir baskıya maruz kaldığını ileri sürdü.
Subaşı, "Fatih Keleş, Tuncay Yılmaz ve Murat Ongun ile yapılan görüşmelerde ekranların devri bize dikte edildi. Kabul etmeyince reklam alanlarımızdan bazıları indirildi. Bu sistematik bir yıldırma politikasıydı. En sonunda 75 milyon TL değerindeki devir rakamını, Ongun'un baskısıyla komik bir rakam olan 46 milyon TL'ye kabul etmek zorunda kaldım" dedi. Mahkeme başkanının "Sistem derken neyi kastediyorsunuz?" sorusu üzerine Subaşı, "Belediyede danışmanların sürekli dillendirdiği bir 'sistem' kelimesi var. Fatih Keleş veya Ertan Yıldız gibi danışmanlar bir talepte bulunuyorsa ve yönlendiriyorsa bu yapısal bir durumdur. Günün sonunda bu sistem müsaade etmediği sürece iş yapamaz hale geliyorsunuz" ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 14 saat süren yoğun duruşmada, çapraz sorguların tamamlanması ve 6 tutuksuz sanığın daha savunmasının alınmasıyla birlikte davada toplamda 108 tutuksuz sanığın savunma süreci tamamlanmış oldu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!