İklim Krizi Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğini Derinleştiriyor: Kadınlar Neden Daha Büyük Risk Altında?
BM Kadın Birimi verilerine göre iklim krizi eşitsizlikleri körüklüyor. 2050 yılına kadar 158 milyondan fazla kadın aşırı yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle hayata geçirilen "Eşitlik ve Kadınların Güçlenmesi için Güçlü Sivil Alan" projesi kapsamında hazırlanan yeni yazı dizisi, iklim değişikliği ile toplumsal cinsiyet eşitliği arasındaki kritik bağı tüm boyutlarıyla gözler önüne seriyor. Her pazartesi günü Milliyet Eşitlikçi Hikayeler’de okuyucularla buluşacak olan bu dizinin ilk bölümünde; COP31’in küresel önemi, iklim adaleti kavramı ve Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi’nin sürece yönelik vizyoner yaklaşımı mercek altına alınıyor.
Küresel Kararların Alındığı Tarihi Zirve: COP31
Kısa adı COP olan Taraflar Konferansı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) çatısı altında her yıl organize edilen, küresel iklim politikasının en üst düzey karar alma mekanizmasıdır. Dünya liderlerini, hükümet temsilcilerini, bilim insanlarını, sivil toplum örgütlerini ve iş dünyasını bir araya getiren bu dev zirve, gezegenin geleceğini kurtaracak taahhütlerin müzakere edildiği en önemli platformdur.
Türkiye, ev sahipliğini üstlendiği COP31 kapsamında uluslararası diplomasiyi hareketlendirmeyi ve geçmiş zirvelerde verilen sözlerin somut adımlara dönüştürülmesini hızlandırmayı amaçlıyor. Zirvenin; küresel emisyon azaltımı, iklim finansmanına erişim ve iklim değişikliğine uyum gibi hayati başlıkların çözüme kavuşturulmasında öncü bir rol oynaması bekleniyor.
Çoklu Kriz Çağında Kadınların Mücadelesi
Dünyamız bugün iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevresel bozulma olmak üzere birbirini tetikleyen üç büyük krizle mücadele ediyor. Rekor seviyelere ulaşan sıcaklıklar, kontrol altına alınamayan orman yangınları, yıkıcı kuraklıklar ve ekosistemlerin çöküşü bu acı tabloyu her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Bu krizler tüm insanlığı tehdit etse de, yarattığı tahribat toplumun tüm kesimleri için aynı düzeyde gerçekleşmiyor.
İklim krizinin sosyo-ekonomik etkileri; gelir düzeyi, yaş, engellilik durumu, coğrafi konum, göç ve bakım sorumlulukları gibi parametrelere göre büyük farklılıklar gösteriyor. Kadınlar ve kız çocukları; tarım arazisi, temiz su, enerji, finansal kaynaklar ve teknolojiye erişimde yaşadıkları dezavantajların yanı sıra eğitim, sağlık ve karar alma mekanizmalarındaki temsil eksikliği nedeniyle krizden en ağır şekilde etkilenen kesim oluyor. Bu doğrultuda BM Kadın Birimi, iklim değişikliğini sadece ekolojik bir problem olarak değil, aynı zamanda temel bir insan hakları, adalet ve kalkınma meselesi olarak tanımlıyor.
BM Kadın Birimi’nin 2026 İklim ve Çevre Stratejisi
BM Kadın Birimi, iklim krizine karşı daha dirençli ve eşitlikçi bir gelecek inşa etmek amacıyla 2026 yılına kadar uygulayacağı stratejiyi beş temel sütun üzerine kuruyor:
1. Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Politikalar: İklim ve çevre politikalarında kadınların ve kız çocuklarının özel ihtiyaçlarını gözeten, yasal düzenlemeleri ve kurumsal yapıları bu doğrultuda dönüştüren yaklaşımları yaygınlaştırmak.
2. Karar Alma Mekanizmalarında Temsil: Kadınların iklim eylemlerinde söz sahibi olmalarını, liderlik rollerini üstlenmelerini ve karar alma süreçlerine etkin katılımını desteklemek.
3. Finansmana Doğrudan Erişim: Kadın hakları örgütlerinin, yerel kooperatiflerin ve kadın girişimlerinin yeşil fonlara ve iklim finansmanına kolayca ulaşmasını sağlamak.
4. Adil ve Yeşil Dönüşüm: Sürdürülebilir yeşil ve mavi ekonomilere geçiş sürecinde, kadınlar için insana yakışır iş olanakları yaratmak, sosyal koruma kalkanlarını güçlendirmek ve fırsat eşitliğini güvence altına almak.
5. Veriye Dayalı Çözümler: Toplumsal cinsiyet ve çevre odaklı veri üretimini artırmak, bu verilerin analiz edilerek politikalarda etkin şekilde kullanılmasını sağlamak.
"Kadınlar Sadece Mağdur Değil, Çözümün Ta Kendisidir"
BM Kadın Birimi Ülke Direktörü Maryse Guimond, iklim krizinin yarattığı adaletsizliğe dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulunuyor: "BM Kadın Birimi olarak çok net bir gerçeğin altını çiziyoruz: İklim değişikliği mevcut eşitsizlikleri derinleştiriyor, kadınlar ve kız çocuklarını orantısız bir biçimde etkiliyor. Kadınlar, yalnızca iklim krizinden etkilenen kişiler değil, sahip oldukları bilgi, deneyim, liderlik ve çözüm üretme kapasitesiyle iklim eyleminin ayrılmaz bir parçası. Bu nedenle kadınlar iklim politikalarında yalnızca temsil edilmemeli, aynı zamanda bu politikalara yön vermelidir."
Sayılarla İklim Krizinin Cinsiyetçi Yüzü
İklim değişikliğinin küresel ölçekte yarattığı tahribat ve eşitsizlikler, çarpıcı istatistiksel verilerle de tescilleniyor:
158,3 Milyon Kadın Yoksulluk Tehdidinde: İklim önlemlerinin alınmadığı senaryolarda, 2050 yılına kadar 158,3 milyon daha fazla kadın ve kız çocuğunun aşırı yoksulluk sınırının altına düşeceği tahmin ediliyor. Bu sayı, erkekler için öngörülen miktardan 16 milyon daha fazla.
Doğal Afetlerde 14 Kat Daha Yüksek Ölüm Riski: Kadınların iklim kaynaklı doğal afetlerde hayatını kaybetme olasılığı, erkeklere oranla tam 14 kat daha yüksek seyrediyor.
Gıda Güvencesizliği Kapıda: Çevresel bozulmalar nedeniyle 2050 yılına gelindiğinde 236 milyon daha fazla kadının gıda güvencesinden yoksun kalacağı öngörülüyor.
Temiz Su ve Hijyen Krizi: Dünya genelinde yaklaşık 1,1 milyar kadın ve kız çocuğu güvenli içme suyuna erişemezken; 1,7 milyar kadın ise sağlıklı tuvalet ve temel hijyen hizmetlerinden mahrum bir yaşam sürüyor.
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!