İngiltere'de Andy Burnham Dönemi: 'Manchesterism' Modeli ve Ekonomik Sınavlar
İngiltere'nin yeni Başbakanı Andy Burnham, devleti ekonomide öncü kılan yeni yol haritasını açıkladı. Kısıtlı bütçe ve enflasyon baskısı altındaki yeni modeli inceledik.
İngiltere'nin yeni Başbakanı Andy Burnham, ülke ekonomisini kökten değiştirecek devlet odaklı yeni büyüme modelini devreye alıyor. Burnham liderliğindeki hükümet; kısıtlı bütçe imkanlarına rağmen sanayileşmeyi canlandırmayı, sosyal konut yatırımlarını artırmayı ve bölgesel yönetimlerin yetkilerini genişletmeyi hedefleyen iddialı bir yol haritası çizdi. Bu kapsamlı ekonomik dönüşümün ilk somut adımı ise enerji faturaları üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesiyle atıldı.
İngiliz Sanayisinde Yeni Dönem: "Manchesterism" ve Yerelleşme
Başbakan Andy Burnham, İngiltere'yi 1980'lerden bu yana süregelen aşırı merkeziyetçi ve özelleştirmeci yaklaşımdan uzaklaştırmayı planlıyor. "Manchesterism" olarak adlandırılan ve Burnham'ın Manchester Belediye Başkanlığı dönemindeki yerel kalkınma tecrübelerine dayanan bu yeni doktrin, ekonomik gücü Londra'nın tekelinden alıp bölgelere yaymayı amaçlıyor. Burnham, ülkeyi yeniden sanayileştireceklerini belirterek, kamu alımlarının yerli üretimi ve İngiliz sanayisini destekleyecek şekilde yönlendirileceğini vurguladı. Bu doğrultuda, önümüzdeki 10 yılı kapsayacak stratejik bir kalkınma planının bu yılın sonlarında kamuoyuna açıklanması bekleniyor.
Hükümetin ilk somut hamlesi olarak, 1 Ekim'den itibaren geçerli olmak üzere enerji faturalarındaki yüzde 5'lik katma değer vergisinin (KDV) 6 ay süreyle sıfırlanacağı duyuruldu. Bu düzenleme sayesinde hanelerin yıllık ortalama 45 sterlin tasarruf sağlaması ve bu adımın ülke genelinde enflasyonu yüzde 0,1 puan aşağı çekmesi öngörülüyor.
Sınırlı Bütçe ve IMF'den Gelen Kritik Kamu Harcaması Uyarıları
Burnham'ın vaat ettiği sosyal konut yatırımları, savunma harcamalarının artırılması ve yerli üretimin desteklenmesi gibi projelerin önündeki en büyük engel ise kamu maliyesindeki dar hareket alanı. İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Resolution Foundation, hükümetin mali kurallar çerçevesindeki serbest fon limitinin 23,6 milyar sterlinden yaklaşık 10 milyar sterline gerilediğine dikkat çekerek, harcanmaya hazır fazladan bir kaynağın bulunmadığı uyarısında bulunuyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) da İngiltere ekonomisine yönelik yayımladığı analizde benzer endişeleri dile getirdi. IMF, Birleşik Krallık'ın mevcut bütçe tablosunun kamu harcamalarında artışa izin vermediğini vurguladı. Enerji desteklerinin bütçe dengesini bozmaması adına diğer alanlardaki tasarruflarla dengelenmesi gerektiğini belirten Fon, Orta Doğu kaynaklı enerji risklerine karşı "ihtiyatlı" olunmasını önerdi. IMF ayrıca, İngiltere ekonomisinin 2025'te yüzde 1,4 olan büyüme hızının 2026'da yüzde 1'e gerileyeceğini tahmin ediyor.
Enflasyon Tehdidi ve Para Politikasında Daralan Hareket Alanı
Hükümetin karşı karşıya olduğu bir diğer büyük risk ise küresel jeopolitik gerilimlerin tetiklediği enflasyonist baskılar. İngiltere'de yıllık enflasyon, ABD ile İran arasındaki geçici uzlaşmanın enerji fiyatlarını aşağı çekmesiyle haziran ayında yüzde 2,6'ya geriledi. Mayıs ayında bu oran yüzde 2,8 seviyesindeydi. Ancak iki ülke arasındaki gerilimin yeniden tırmanması, enerji maliyetleri üzerinden enflasyonu tekrar tetikleme riski barındırıyor.
Ülkenin köklü düşünce kuruluşlarından Ulusal Ekonomik ve Sosyal Araştırma Enstitüsü (NIESR) analizine göre, hazirandaki gerilemenin yarattığı olumlu hava kısa sürecek. Temmuz ayı itibarıyla enflasyonun yeniden yükseliş trendine girmesi ve bu seyrin 2027'nin ilk çeyreğine kadar devam etmesi bekleniyor. Bu durum, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz indirim süreçlerini zora sokarak Burnham hükümetinin büyüme hedeflerini daha da baskılayabilir.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!