İnsanlık Tarihinin Karanlık Sayfası: Hocalı Katliamı
1992'de Hocalı'da yaşanan katliam, Azerbaycan halkı için derin bir yara olarak kalmaya devam ediyor. Ermeni güçlerinin kadın, çocuk, yaşlı demeden gerçekleştirdiği bu katliamda 613 kişi hayatını kaybetti.
Bakü'den Bildiriliyor
26 Şubat 1992'de Ermeni birlikleri tarafından Hocalı'da gerçekleştirilen katliam, Azerbaycan halkı tarafından derin bir üzüntüyle anılıyor. Bu acı dolu olayda, kadın, çocuk ve yaşlı demeden pek çok masum hayatını kaybetti.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Azerbaycan topraklarına yönelik saldırılara başlayan Ermeniler, 1991'in sonlarında Hocalı'yı kuşatarak kontrol altına alma girişiminde bulundu. Bu stratejik bölge, tek havaalanına sahip olması nedeniyle büyük önem taşıyordu.
25 Şubat 1992'de şiddetlenen saldırılar, Ermeni güçlerinin eski Sovyetler Birliği'ne ait 366. motorize alayın desteğiyle Hocalı'ya üç koldan saldırmasıyla doruk noktasına ulaştı.
Ermeniler, sadece işgalle yetinmeyerek, bölgede yaşayan sivilleri acımasızca katletti ve esir aldıkları insanlara işkence uygulayarak insanlık tarihine kara bir leke sürdü.
Hocalı'da o dönemde yaşayan yaklaşık 7 bin kişiden 613'ü, aralarında 106 kadın, 70 yaşlı ve 63 çocuğun da bulunduğu Azerbaycan vatandaşı, bu katliamda yaşamını yitirdi. 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 Azerbaycanlı esir alınmış ve bunların 150'sinden bir daha haber alınamamıştır.
Bu korkunç olayda 8 aile tamamen yok olurken, 25 çocuk her iki ebeveynini, 130 çocuk ise anne ya da babasını kaybetti.
Adli tıp raporları ve tanık ifadeleri, Hocalı sakinlerinin akıl almaz işkencelere maruz kaldığını, bunlar arasında kafa derisi yüzme, kulak, burun ve cinsel organların kesilmesi, gözlerin çıkartılması gibi vahşetlerin yaşandığını gösteriyor.
Katliamda yaşamını yitirenler arasında hamile kadınlar da bulunuyordu ve bu kadınlar süngüyle karnı deşilerek öldürülmüşlerdi. O dönemde çekilen fotoğraf ve görüntüler, katliamın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Hocalı'da yaşananlar, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Birleşmiş Milletler'in Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi gibi birçok uluslararası anlaşmayı ihlal eden bir insanlık suçu olarak değerlendiriliyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 22 Nisan 2010 tarihli kararında, Hocalı'da yaşananları savaş suçları ve insanlık aleyhine suçlarla eşdeğer gördü.
Bugüne kadar 18 ülkenin parlamentosu ve ABD'deki 24 eyaletin meclisi, Hocalı'da yaşananları kınayan ve soykırım olarak tanıyan kararlar aldı.

“34 Yıl Boyunca Acıyla Yaşıyorum”
Hocalı'da yaşananları unutmayan tanıklar, bu acı dolu anıları hala yüreklerinde taşıyor. Olaydan sağ kurtulanlar, işkence ve kayıpların acısını hala derin bir şekilde hissediyorlar.
Katliamın mağdurlarından 69 yaşındaki Elmira Kerimova, ailesiyle birlikte Ermeni güçler tarafından esir alındı ve ağır işkencelere maruz kaldı.
Yaklaşık bir hafta boyunca çocuklarıyla birlikte işkence altında esaret yaşayan Kerimova, kocasını ve kardeşini kaybettiği o günlerin izlerini hala taşımakta.
25 Şubat 1992'de, akşam saatlerinde Ermenilerin tank ve zırhlı araçlarla saldırıya geçtiğini, kasabayı yoğun bir bombardımana tuttuğunu belirten Kerimova, ailesi ve diğer Hocalı sakinleriyle kaçmaya çalıştıklarını dile getirdi.
O sırada 6 yaşında bir oğlu, 3 yaşında bir kızı olan ve 6 aylık hamile olan Kerimova, dağlık alanda saklanırken Ermeniler tarafından esir alındıklarını anlattı.
Esir düşmelerinin ardından Ermenilerin kocasının kafasına silah dipçiğiyle vurduğunu ve kendisinin de hamile olduğunu söyledikleri halde dövüldüğünü belirtti. “Eşim ve erkek kardeşim de karşı koydukları için feci şekilde dövüldü. Erkek kardeşim bir çukura itildi ve üzerine el bombası atıldı, ardından canlı canlı yakıldı.” şeklinde konuştu.
Çocuklarının da işkenceye maruz kaldığını söyleyen Kerimova, “Oğlumun dizini kırdılar. Bizi döve döve Askeran'a götürdüler ve hapishaneye attılar. Hapishanede beni dışarı çıkarıp işkence yaptılar. Saçlarımdan tutup sürüklediler ve sırtıma tekme attılar. O gece bebeğimi kaybettim.” dedi.
Kerimova, “Erkekler ayrı bir yerde tutuluyordu. Eşimi dört kişiyle birlikte Hankendi'ne götürdüler ve orada kafasını kestiler. Kesik kafasını getirip bana gösterdiler. Bakmak istemedim ama kafama silah dayadıkları için baktım ve saçlarından eşim olduğunu anladım.” diye ekledi.
Esaret süresince kendilerine sadece temizlik için kullanılan kovalarla su verildiğini belirten Kerimova, Ermenilerin özellikle genç kızlara acımasızca davrandığını söyledi.
Elmira Kerimova, Ağdam bölgesindeki Azerbaycan birliklerinin komutanı Allahverdi Bağırov'un çabalarıyla benzin karşılığında serbest bırakıldıklarını ifade etti.
Ermenilerin kız kardeşini ve kız kardeşinin çocuğunu da öldürdüğünü belirten Kerimova, “Ermenilerin bize yaptıkları vahşet, hiçbir şekilde açıklanamaz. Bu olayların canlı tanığı olarak 34 yıldır ölü gibi yaşıyorum.” dedi.
Abonelik için lütfen bizimle iletişime geçin.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!