İsrail Ateşkese Rağmen Lübnan’da Yıkıma Devam Ediyor: Dinamitlerle Taş Üstünde Taş Bırakmadılar
Lübnan'da sağlanan ateşkes mutabakatlarına rağmen İsrail ordusunun güney bölgelerinde patlayıcılarla gerçekleştirdiği sistemli yıkım faaliyetleri hız kesmiyor.
Lübnan ile İsrail arasında uluslararası arabulucular vasıtasıyla yürütülen diplomatik temaslar ve varılan ateşkes mutabakatlarına rağmen, sahada askeri hareketlilik ve yıkım operasyonları hız kesmeden devam ediyor. İsrail ordusu, Lübnan’ın güney kesimlerinde yer alan yerleşim birimlerini patlayıcı maddeler kullanarak harabeye çevirmeyi sürdürüyor.
Nebatiye Bölgesinde Şiddetli Patlamalar ve Sistemli Yıkım
Lübnan resmi ajansı NNA'nın aktardığı bilgilere göre, İsrail askeri birlikleri Nebatiye vilayeti sınırları içinde yer alan Kefer Tebnit beldesinde son derece güçlü patlayıcılarla büyük bir imha operasyonu gerçekleştirdi. Benzer şekilde, aynı bölgeye bağlı olan Meys el-Cebel beldesinde de geniş çaplı yıkıma neden olan çok sayıda kontrollü patlama gerçekleştirildiği bildirildi.
Saldırıların ve imha çalışmalarının yalnızca bu bölgelerle sınırlı kalmadığı belirtiliyor. Nebatiye'nin Beyt Yahun ve Konin beldelerinin çevre alanlarında sabaha karşı şiddetli patlama sesleri yankılandı. Yerel kaynaklar, İsrail güçlerinin bu stratejik noktalarda da patlayıcı düzenekler kullanarak sivil altyapıyı ve yerleşim alanlarını ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerine kararlılıkla devam ettiğini aktarıyor.
Ateşkes Sürecinin Kronolojisi ve Diplomatik Girişimler
İsrail ordusu, Lübnan topraklarına yönelik geniş kapsamlı ve yoğun hava taarruzlarını 2 Mart tarihinde başlatmış ve bu operasyonların ardından ülkenin güneyindeki pek çok stratejik beldeyi fiilen işgal etmişti. Saldırıların yol açtığı insani kriz derinleşirken, diplomatik kanallarda ise yoğun bir trafik yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan tarihinde yaptığı resmi açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve ilk etapta 10 günlük bir süreyi kapsayan geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını kamuoyuna duyurmuştu. Bu gelişmenin ardından, ABD'nin arabuluculuğunda 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen 3. tur müzakereler neticesinde, 17 Mayıs itibarıyla ateşkes süresi 45 gün daha uzatılmıştı.
Sürecin küresel aktörleri bir araya getiren en önemli aşamalarından biri de İran ve ABD arasında yaşandı. İki ülke, Pakistan'ın arabuluculuğunda yürüttükleri hassas müzakereler sonucunda 14 Haziran'da çatışmaların tamamen durdurulmasını ve ihtilafların diyalog yoluyla çözülmesini öngören 14 maddelik tarihi bir mutabakata imza attıklarını ilan etti. Bu mutabakat, doğrudan Lübnan sahasındaki savaşın da sonlandırılmasını hedefliyordu. Son olarak Washington'da gerçekleştirilen doğrudan müzakerelerin 5. turunun ardından, 26 Haziran tarihinde iki ülke arasında kapsamlı bir çerçeve anlaşması imzalanmıştı.
İnsani Bilanço Ağırlaşıyor: Milyonlarca Göçmen ve Binlerce Ölü
Diplomatik masada imzalanan anlaşmalara rağmen sahada süregelen askeri operasyonlar, Lübnan halkı için tam bir insani felakete dönüşmüş durumda. Lübnan hükümeti tarafından yapılan resmi açıklamalarda, İsrail'in işgal ve saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalarak ülke içinde yerinden edilen sivillerin sayısının 1 milyonu aştığı vurgulandı.
Öte yandan, yaşanan can kayıpları da her geçen gün ürkütücü boyutlara ulaşıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı son resmi verilere göre, İsrail ordusunun saldırıların başlangıç tarihi olan 2 Mart'tan bu yana gerçekleştirdiği bombardıman ve operasyonlarda hayatını kaybeden Lübnan vatandaşlarının sayısı 4 bin 328'e yükseldi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!