İsrail'den Suriye'de Sınırları Zorlayan Hamle: Ankara-Tel Aviv Hattında Sıcak Çatışma Riski mi Doğuyor?
İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur Havaalanı'na düzenlediği saldırılar sonrası Ankara-Tel Aviv hattında gerilim tırmanıyor. Uzmanlar sıcak temas riskini değerlendirdi.
Suriye'nin kuzeyinde yaşanan son askeri hareketlilik, Orta Doğu'daki güç dengelerini kökten sarsacak yeni bir gerilimin fitilini ateşledi. İsrail'in Suriye topraklarında gerçekleştirdiği hava operasyonlarının ardından doğrudan Ankara'yı hedef alan mesajlar vermesi, iki ülke arasındaki diplomatik ve askeri ilişkilerin geleceğine dair soru işaretlerini artırdı. Tel Aviv yönetiminin "Türkiye ile çatışma riskini göze aldık" yönündeki açıklamaları, bölgedeki nüfuz mücadelesinin doğrudan bir savaşa dönüşme ihtimalini tartışmaya açtı.
İsrail'in Ebu Zuhur Saldırısı ve Türkiye'ye Yönelik Açık Tehditler
İsrail ordusu, Suriye'nin kuzey kesiminde yer alan ve Türkiye sınırına yaklaşık 70-80 kilometre mesafede bulunan kritik öneme sahip Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na yönelik 8 ardışık hava saldırısı düzenledi. Bu harekatın hemen ardından İsrail Başbakanlığı, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını ve olası konuşlanmalarını doğrudan hedef alan sert bir açıklama yayımladı. İsrail medyasında, özellikle Kanal 13 ve Maariv gazetelerinde yer alan haberlerde, Tel Aviv'in Türkiye ile askeri bir çatışma riskini göze alarak bu adımı attığı vurgulandı.
İsrailli yetkililer, Ankara'nın Suriye sahasına hava savunma sistemleri, insansız hava araçları (İHA) ve ek askeri unsurlar yerleştirmesinden ciddi endişe duyduklarını dile getirdi. Kanal 13'e konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, Türk ordusuyla açık bir savaş istemediklerini ancak yapılan son hamleyle bu riskin göze alındığını itiraf etti. İsrail tarafının endişelerinin odağında, Türk donanmasının sahip olduğu uçak gemileri ve 12'den fazla denizaltıdan oluşan caydırıcı gücü yer alıyor. ABD'nin eski Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise bu gelişmelerin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında kontrolsüz bir askeri tırmanmaya yol açabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulundu. Barrack, Türk kuvvetlerinin ani bir tehdit algısıyla savaş uçaklarını kaldırabileceğini belirterek durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.
Bölgesel Savaş Tuzağı ve Ankara'nın Çok Boyutlu Diplomasi Stratejisi
Yaşanabilecek askeri tırmanışın arka planını değerlendiren Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, İsrail'in Lübnan ve İran sahalarında hareket alanının daraldığına dikkat çekti. Başbuğ'a göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşı bölgesel ölçekte yayabilmek için geriye kalan tek elverişli coğrafya olarak Suriye'yi görüyor. ABD'nin Lübnan ve İran konusunda İsrail'e getirdiği kısıtlamalar nedeniyle Tel Aviv'in Suriye üzerinden yeni bir kriz yaratmak istediğini belirten Başbuğ, bu planın Türkiye'yi bir bataklığa çekme amacı taşıdığını ifade etti.
Başbuğ, Türkiye'nin bu tehlikeli tuzağın farkında olduğunu ve doğrudan askeri reaksiyon vermek yerine diplomatik kanalları sonuna kadar zorlayacağını vurguladı. Ankara'nın öncelikli stratejisinin Washington üzerinden İsrail'e baskı kurmak olduğunu belirten uzman, bölgedeki bu kontrolsüz saldırganlığı durdurabilecek yegane gücün ABD olduğunu söyledi. Türkiye'nin, ABD'ye müttefiklik ilişkilerinin zarar görebileceği yönünde net mesajlar ilettiğini aktaran Başbuğ, "Arka kapı diplomasisi bitmedi, aksine asıl şimdi başlıyor" diyerek kritik temasların kesintisiz sürdüğünü ifade etti.
Mekke Anlaşması ve Bölgede İnşa Edilen Siyasi Çelik Kubbe
Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı ise İsrail'in pervasız adımlarının arkasında Netanyahu'nun içeride ve dışarıda sıkışmış olmasının yattığını belirtti. Taşçı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın bölgedeki jeopolitik dengeleri tamamen değiştirdiğini ve İsrail üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Bu anlaşmanın, İsrail'in bölgede uzun süredir yararlandığı kaos ortamına karşı güçlü bir alternatif üçüncü yol sunduğunu savundu.
Türkiye'nin sadece savunma sanayisinde "Çelik Kubbe" projesiyle değil, Balkanlar'dan Doğu Akdeniz'e, Körfez'den Afrika Boynuzu'na kadar uzanan geniş bir coğrafyada adeta siyasi bir çelik kubbe inşa ettiğini belirten Taşçı, Ankara'nın anlık tepkiler yerine bu jeopolitik ittifakları tahkim etmeye odaklanacağını söyledi. Dr. Taşçı, ABD'nin tarihinde ilk kez Türkiye ile olan stratejik ilişkilerini İsrail'e kıyasla daha faydalı görebileceği bir döneme girildiğini de sözlerine ekledi. Özellikle 27 Ekim tarihine kadar İsrail'in saldırı ve tahriklerinin devam etmesi halinde, küresel ölçekte İsrail'i dengeleme ihtiyacının daha yüksek sesle tartışılacağını belirten Taşçı, Suriye'de çizilen kırmızı hatların Tel Aviv açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!