İsrail'den Türkiye ve KKTC'ye Yönelik Tehditler: İran Savaşı Bir Ön Hazırlık mı?
İsrail, Türkiye ve KKTC'ye yönelik tehditlerini sürdürürken, İran savaşı sonrası Türkiye'nin hedef olabileceğine dair söylemlerini artırıyor.
Haber-ÖZEL
İsrail, İran'a yönelik operasyonların ardından bir sonraki hedefin Türkiye olabileceğine dair söylemlerini arttırıyor ve bu iddiaları uluslararası arenada sıkça dile getiriyor.
Türkiye'nin yanında yer alan Siyonizm karşıtı devletler ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a desteklerini ifade etseler de, İsrailli politikacılar ve analistler saldırgan söylemlerini sürdürüyor.
Son gelişmelerde, Türkiye'ye karşı düşmanlık besleyen İsrailli analist ve askeri stratejist Shay Gal, Türkiye'nin elde ettiği başarıların İsrail için bir tehdit oluşturduğunu belirten bir makale kaleme aldı. Gal, İsrailli diplomatlara Türkiye'ye yönelik olası bir saldırıyı uluslararası hukuk çerçevesinde meşrulaştırmaya çalışıyor.
Yunanistan'ı Türkiye'ye karşı kışkırtmaya çalışan Gal, İran savaşını bir prova olarak nitelendirirken, Türkiye'nin her zaman öncelikli bir dosya olduğunu vurguladı.

TÜRKİYE'NİN BAŞARILARINDAN KORKU DUYULUYOR
Gal, Türkiye'nin Akkuyu nükleer santrali, geliştirdiği füzeler, fırlatma altyapıları, KKTC'deki Türk varlığı ve nüfus yoğunluğu, Somali'deki faaliyetler, Gazze'ye desteği ve savunma sanayisindeki hamlelerini sıralayarak, “Türkiye'nin birbirinden bağımsız gibi görünen bu başarıları bir bütün olarak entegre etmesi tehdit oluşturuyor” dedi.
Gal, Türkiye'nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu'yu hedef alarak, bu tesisin 5. Madde kapsamında doğrudan bir savunma varlığı olmadığını ancak yapısal bir zafiyet olarak görülebileceğini ifade etti. “Nükleer santral, sivil üretimden operasyonel desteğe kayarsa, bu müdahale bir saldırı değil, bir karşılık olur.” diye ekledi.
Gal, 5. Madde'nin ittifakın uzlaşmasını gerektirdiğini belirterek, “Bir tesis savunma değil de tehdit oluşturuyorsa, bu uzlaşma sağlanamaz. Bu durumda hedefin açığa çıkması ve erişilebilir hale gelmesi kaçınılmazdır.” dedi.

TAYFUN FÜZELERİNE DAİR ÇEKİNCELER SÜRÜYOR
İsrailli analist Gal, daha önce Tayfun balistik füze testleri üzerine yazdığı birçok makalede, Türkiye'nin Yunanistan'a ve İsrail'e karşı bir güç gösterisi yaptığını belirtti. Gal, Türkiye'nin uzay çalışmaları ve bağımsız fırlatma kapasitesine dikkat çekti.
Gal, “Fırlatma araçları ve balistik füzeler benzer temellere dayanır. Yörüngeye erişimi kontrol eden bir ülke, uzun menzilli taşıma kapasitesini de yönetebilir.” dedi.

“KUZEY DÜĞÜM NOKTASI” OLARAK KIBRIS'A ODAKLANILDI
Gal, Anadolu, KKTC ve Afrika boynuzundaki sistemlerin İsrail'i menzil içine aldığını ifade ederek, Türkiye'nin en büyük eğitim ve lojistik faaliyetlerinin Mogadişu'da olduğunu ve Türk askeri varlığının bölgeden çıkarılması için Poseidon Gazabı adlı bir plana odaklanılması gerektiğini belirtti.
Gal, KKTC'deki Türk varlığının bölgeden uzaklaştırılması için Yunanistan ve Rum Yönetimi ile koordineli bir askeri operasyon planlandığını söyledi.
Kıbrıs adasını bir operasyon sahası olarak nitelendiren Gal, İHA'lar, deniz kontrolü ve istihbarat için hazırlıkları vurguladı ve “Kuzey bir düğüm noktasıdır. Türk kontrolü devam ederse, bu durumun ne kadar sürdürülebileceği…” dedi.

KKTC'YE YÖNELİK POSEİDON GAZABI PLANI
NATO üyesi olmayan ancak Türkiye'nin attığı her adımı NATO çerçevesinde değerlendiren İsrailli analistler, Türkiye'nin Hamas ile işbirliğinin NATO'ya aykırı olduğunu öne sürüyorlar.
Gal, Türkiye'nin başarılarını güvenlik tehdidi olarak niteleyerek, “NATO'nun 5. Maddesi bir kalkan değildir” diyerek KKTC'deki Türk varlığını yok etmek amacıyla Poseidon Gazabı adı verilen planı savundu.
Gal, “Poseidon'un Gazabı” senaryosunda, hukuki hiyerarşinin belirleyici olacağını söyledi. Avrupa Birliği üyesi ülkeler AB hukuku ve Avrupa Birliği Antlaşması'nın 42(7). maddesi ile bağlıdır. Eğer durum AB hukuku çerçevesinde “AB toprağında hukuka aykırı bir işgal gücünün kaldırılması” olarak değerlendirilirse, bu uzlaşma sağlanmayabilir.
Türkiye eyleme geçerse, 5. Madde otomatik olarak devreye girmez; aksine ittifak içinde çatlak yaratabilir. Kudüs'te bu hukuki gerçekliğin farkında olunduğu ifade ediliyor.” dedi.

“SAVAŞ İSTEMİYORUZ AMA HAZIRLIKLIYIZ”
Gal, İsrail'in Türkiye ile savaş istemediğini ancak olası bir çatışma için hazırlık yaptığını belirtti. İran savaşı sırasında katmanlı savunma ve diplomatik baskı altında sınırların test edildiğini ifade etti. “Teknik sorunlar çözülebilir. Siyasi sorunlar yönetilebilir. Hukuki sorunlar işletilebilir. Ancak operasyonel zaman aralığı daralıyor.” dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!