İsrail'in Ebu el-Zuhur Saldırısı Bölgeyi Hareketlendirdi: "Demir Yumruk Türkiye'yi Durduramaz"
İsrail'in Suriye'deki Ebu el-Zuhur askeri havaalanına yönelik saldırısı, Ankara, Şam ve Washington hattında büyük tepki çekerken Tel Aviv'in çaresizliğini ortaya koydu.
Tel Aviv yönetiminin Suriye'nin kuzey kesiminde yer alan Ebu el-Zuhur askeri havaalanını hedef alması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yapılan analizlerde, bu askeri hamlenin İsrail'in bölgedeki diplomatik ve askeri çaresizliğini, aynı zamanda iç siyasette yaşadığı derin sıkışmışlığı gözler önüne serdiği vurgulanıyor. İsrail tarafı, saldırıyı Türkiye'nin bölgedeki askeri tahkimatını engelleme iddiasıyla savunmaya çalışsa da Ankara bu temelsiz iddiaları kesin bir dille yalanladı.
İsrail'in Seçim Hesapları ve Bölgesel Gerilim
Küresel diplomasinin merkezleri olan Washington, Şam ve Ankara, Tel Aviv'in gerilimi bilinçli bir şekilde tırmandırdığı noktasında ortak bir görüşe sahip. İngiltere merkezli küresel haber ajansı Reuters'a konuşan üst düzey diplomatik kaynaklar, askeri saldırganlığın perde arkasını net bir şekilde özetliyor. Kaynaklar, "İsrail'in güvenlik kaygıları, iki ay sonra gerçekleştirilecek olan genel seçimleri çevreleyen siyasi hesaplarla iç içe geçmiş durumdadır" ifadelerini kullanıyor.
Türkiye, 2011 yılından bu yana Suriye sahasında hem sınır güvenliğini korumak hem de terör unsurlarını temizleyerek istikrarı tesis etmek amacıyla meşru bir askeri varlık gösteriyor. Ankara'nın 2016 yılında başlattığı sınır ötesi harekatlar, 2020'de İdlib'deki askeri gücünü tahkim etmesi ve nihayetinde Esed rejiminin devrilmesinin ardından Ahmet eş-Şara'nın Cumhurbaşkanı koltuğuna oturması, Türkiye'nin bölgedeki stratejik konumunu daha da güçlendirdi. İsrail ise Türkiye'nin Suriye genelinde kurabileceği olası hava savunma sistemlerinin, kendi hava kuvvetlerinin serbest hareket alanını tamamen kısıtlayacağı endişesini taşıyor.
Diplomatik Cephede İsrail'e Karşı Ortak Duruş
İsrail'in son iki haftalık süreçte Suriye topraklarına yönelik gerçekleştirdiği 27 hava saldırısı ve 36 kara operasyonu, müttefiki ABD'nin bile tepkisini çekmiş durumda. Tel Aviv'in bu tek taraflı agresif adımlarını en sert tonda kınayan isimlerin başında, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack geldi.
Uluslararası analiz raporlarında, ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakın ilişkilerin yanı sıra Trump'ın Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine yönelik verdiği mesajlar, Washington yönetiminin Ankara'yı bölgedeki en kritik ve stratejik müttefiki olarak gördüğünü kanıtlıyor. Bu durum, küresel ölçekte pek çok aktörün İsrail'in tek taraflı hamlelerine karşı Türkiye'nin yanında konumlandığı şeklinde yorumlanıyor.

Gazze'de yürüttüğü savaş nedeniyle uluslararası arenada ciddi bir baskı altında kalan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Türkiye'yi giderek daha fazla bölgesel bir rakip olarak konumlandırmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail hükümetinin Gazze'deki katliamlarına yönelik sert eleştirileri sürerken, Netanyahu kabinesi de Ankara'yı doğrudan hedef alan açıklamalara sığınıyor. İsrail'in Ebu el-Zuhur gibi kritik üslere saldırarak Türkiye'nin Suriye sahasındaki etkinliğini sınırlamayı hedeflediği görülüyor.
Şam-Ankara Hattı Güçlenirken "Demir Yumruk" Yetersiz Kalıyor
Şam ile Ankara arasındaki coğrafi yakınlık ve son dönemde ivme kazanan ikili ilişkiler, Türkiye'nin Suriye'deki geleceğini bölgesel denklemin en önemli unsurlarından biri haline getiriyor. Cumhurbaşkanı Şara liderliğindeki yeni Şam yönetimi de bölgesel istikrarı sağlamak adına hem Arap dünyası hem de Batılı ülkelerle ilişkilerini geliştirmek için yoğun çaba harcıyor.
İsrail'in bu son askeri provokasyonunun, Washington ile ilişkileri ve Şam-Ankara hattındaki yeni dengeleri nasıl etkileyeceği küresel ölçekte tartışılmaya devam ediyor. Uluslararası güvenlik analistleri, İsrail'in Türkiye'nin Suriye, Lübnan ve Gazze genelinde derinleşen nüfuzunu engellemesinin imkansız olduğunu belirtiyor: "İsrail hasar verebilir, ancak tek başına demir yumruk Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu genişletmesini engellemeye asla yetmeyecektir."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!