İsrail'in Kudüs'teki İlhak ve Sürgün Politikaları: Ir Amim Raporu
Ir Amim raporu, İsrail'in Kudüs çevresinde ilhak ve sürgünü hedefleyen politikalarını detaylandırıyor.
Ir Amim adlı insan hakları kuruluşu, Tel Aviv'in Kudüs çevresinde yürüttüğü ilhak ve sürgün politikalarını ele alan bir rapor yayımladı. "Büyük Kudüs: Kudüs Çevresindeki C Bölgesi'nde İlhak ve Sürgün" başlıklı raporda, İsrail'in işgal altındaki Kudüs çevresinde attığı adımların Filistin köy ve beldelerini nasıl izole ettiğine dikkat çekildi.
Raporda, İsrail'in doğu ve güney Kudüs'te yasa dışı yerleşim yerleri kurarak ve altyapı projeleri geliştirerek, askeri gücü de kullanarak ilhak politikalarını nasıl bir sürgün stratejisine dönüştürdüğü detaylandırıldı.
Ir Amim'in bulgularına göre, İsrail, Kudüs'ün doğu ve güney sınırlarında yeni yasa dışı yerleşim yerleri ve kaçak yapı inşasını hızlandırıyor.
Özellikle, Doğu Kudüs kırsalındaki Maale Adumim yerleşimine 3.400 konut inşasını kapsayan E1 projesi, Maale Adumim'in güneyine "Mişmar Yehuda", Beytüllahim'in doğusuna "Yatziv" ve batısına "Bar Kochva" projeleri üzerinden Filistin topraklarını bölme hedefi güdüyor.
Bu projeler, Filistin yerleşimlerini kuşatarak İsrail'in kontrol altındaki bölgeleri genişletme stratejisine hizmet ediyor.
Raporda ayrıca, İsrail'in yasa dışı yerleşim yerlerini birbirine bağlamak için büyük çaplı yol projelerine yatırım yaptığı, Kudüs'ün kuzeydoğusundaki yeni 45 numaralı yol ve 60 ile 437 numaralı yolların genişletildiği belirtildi.
Bu yollar, İsraillilerin Kudüs'e ulaşımını kolaylaştırırken, Kafr Aqab ve Kalandiya gibi on binlerce Filistinlinin yaşadığı bölgelerin tecrit edilmesine yol açıyor.
İsrail güçlerinin, Filistinlilerin kullandığı yollara 16 yeni demir kapı yerleştirerek giriş çıkışları kapatma yetkisini elinde tuttuğu ve bu kapılardan bazılarını aylarca kapalı tuttuğu ifade edildi.
Rapor, Ayrım Duvarı'nın Kudüs'ün kuzeybatısında kalan Beit Iksa ve an-Nabi Samwil köylerinde Filistinlilere idari zorluklar çıkarıldığını belirtiyor.
Eylül 2025'te uygulamaya konulan yeni "izin rejimi" ile, yıllardır kendi topraklarında yaşayan Filistinlilere "geçici oturma izni" alma zorunluluğu dayatıldığı, bunun ise onları mülkiyet haklarından mahrum bırakıp topraklarını terk etmeye zorlayan bir sürgün politikası olduğu kaydediliyor.
Raporda ayrıca, İsrailli yerleşimciler ve İsrail ordusunun, özellikle hayvancılıkla geçinen Bedevi topluluklara ve kırsal Filistinlilere yönelik şiddet olaylarının son üç yılda artış gösterdiği vurgulanıyor.
İsrail'in "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilere ait evleri yıkma politikasının coğrafi olarak yayılması ve hız kazanması da dikkat çekiyor. Özellikle E1 sınırındaki El-İzzariye, El-Valaje ve Vadi Hummus bölgelerinde Filistinlilere verilen yıkım ve "inşaatı durdurma" tebligatlarındaki artış, İsrail'in Sivil Yönetimi aracılığıyla Filistin varlığını silme hedefinin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Rapor, İsrail'in C Bölgesi'nde "ilhak eşittir sürgün" stratejisiyle, Filistinlileri ekonomik ve sosyal olarak dar alanlara hapsederek varlıklarını tehdit ettiğini belirtiyor.
1995'teki İkinci Oslo Anlaşması'na göre Batı Şeria, Filistin kontrolündeki "A Bölgesi", Filistin sivil idaresi ve İsrail güvenlik kontrolündeki "B Bölgesi" ve tamamen İsrail kontrolündeki "C Bölgesi" olarak üçe ayrılıyor. "C Bölgesi" Batı Şeria'nın yüzde 61'ini kapsıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!