İsrail'in Soykırım İddialarına Karşı Savunması Zor Olabilir: Uzman Görüşleri
İsrail'in Gazze'deki eylemlerine karşı Güney Afrika'nın açtığı davada, İsrail'in soykırım kastı iddialarını çürütmesi zor görünüyor.
Lahey
Güney Afrika, İsrail'in 7 Ekim 2023'ten itibaren Gazze'de gerçekleştirdiği eylemlerin, 1948 Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvuruda bulundu. İsrail'in bu davaya 12 Mart'ta cevap dilekçesi sunması bekleniyor.
28 Ekim 2024'te Güney Afrika'nın sunduğu esas dilekçeye karşılık, İsrail'in Mart ayında sunacağı savunmada soykırım iddialarını çürütmesinin zor olacağı ifade ediliyor.
ABD Ohio Devlet Üniversitesi'nden emekli uluslararası hukuk profesörü John Quigley ve ABD Northeastern Üniversitesi'nden Hukuk ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Zinaida Miller, AA'ya İsrail'in savunması ve davanın seyrine dair görüşlerini paylaştı.
Profesör Quigley, İsrail'in savunmasında soykırım kastı konusuna odaklanacağını ancak başarı şansının düşük olduğunu belirtti. Quigley, "İsrail, mahkemeyi belirli bir sonuca ulaşmak için yüksek bir standart aranmaya ikna etmeye çalışacak. Ancak geçmişte mahkemenin kullandığı standart bu değil. Soykırım kastı için, sonucun gerçekleşeceği bilinciyle hareket etmek suçun varlığı için yeterlidir." dedi.
İsrail hükümeti ve ordusundan gelen açık ifadeler nedeniyle UAD'nin soykırımı tespit etmede zorlanmayacağını vurgulayan Quigley, "Mahkemenin, Güney Afrika'nın sunduğu kanıtları hem Soykırım Sözleşmesi'nde belirtilen eylemler hem de bu eylemlere eşlik eden kastı göstermek için yeterli bulacağını düşünüyorum." diye ekledi.
İsrail'in Ön İtirazda Bulunmaması Dikkat Çekiyor
İsrail'in yargı yetkisine ilişkin ön itirazda bulunmamasını "oldukça tuhaf" bulan Quigley, bunun birkaç nedeni olabileceğini dile getirdi.
Quigley, "Ön itiraz, davayı altı ay veya bir yıl daha uzatacak bir sürece yol açabilirdi. İsrail, bu davanın hızlı bitmesini istemiş olabilir. İsrail kaybetmeyi öngörmüş olsa bile medya ilgisinin kısa sürmesini tercih etmiş olabilir." dedi.
Diğer bir nedenin de, İsrail'in yargı yetkisine dair güçlü bir itiraz zemini bulamaması olabileceğini belirten Quigley, "Güney Afrika'nın Gazze'deki duruma doğrudan ilgisi olmadığı ve dolayısıyla İsrail ile bir uyuşmazlık bulunmadığı ileri sürülebilirdi. Ancak mahkeme, daha önce Gambiya'nın Myanmar'a açtığı davada, bu tür bir argümanı reddetmişti. Bu nedenle İsrail, geçerli bir itirazının olmadığını ve davanın çabuk bitirilmesinin daha iyi olduğuna karar vermiş olabilir." değerlendirmesinde bulundu.
Davadan bu yana beş hakimin görevi sona erdi ve yerlerine yenileri seçildi. Ayrıca, eski Başkan Yargıç Nevvaf Selam'ın Lübnan başbakanlığı için görevinden istifa etmesi ve Somalili eski başkanlardan Yargıç Abdulqawi Ahmed Yusuf'un görev süresinin dolması nedeniyle iki yeni hakim atandı. Quigley, "Bu değişikliklerin davanın sonucuna pek etkisi olmayacağını düşünüyorum. Yeni hakimlerin Güney Afrika'nın argümanlarını kabul etme olasılığı düşük değildir." diye konuştu.
Divan İçin Genel Tablo Net
Quigley, mahkemenin değerlendirmesi gereken çok fazla bilgi olduğunu ancak genel tablonun oldukça net olduğunu ve davanın özünün Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesi kapsamında olduğuna dikkati çekerek, "Bu madde, bir nüfusun yok edilmesini sağlamak amacıyla hesaplanmış koşulların bir nüfusa dayatılması eylemini yasaklıyor. Gazze'deki yıkım, mahkeme için çok ikna edici olacaktır." dedi.
Güney Afrika'nın İsrail'e karşı dava açmasının ardından Gazze'de daha fazla ölüm meydana geldiğini hatırlatan Quigley, "Güney Afrika'nın temel iddiası, İsrail'in kasıtlı olarak ölümlere yol açtığıydı ve şimdi bunun gerçekleştiğini görüyoruz. Çok sayıda insan, doğrudan askeri saldırılarla değil, maruz kalma, hastalıkların tedavi edilmemesi ve açlık nedeniyle öldü. Mahkemenin bu bilgiyi değerlendirmesi uzun sürmeyecektir." ifadelerini kullandı.
"Güney Afrika'nın İddialarına Karşı Makul Kanıt Yok"
Profesör Miller, İsrail'in insani yardımı kolaylaştırdığını, müzakerelerde bulunduğunu ve bazı sağlık yardımlarına izin verdiğini savunarak, soykırım kastını yalanlamaya çalışabileceğini belirtti. Ancak Miller, "Açlık, hastalık ve kapatma düzeyleri, doğrudan hedef alınan ölümleri çok aşıyor ve İsrail'in aldığı sınırlı önlemler bu durumu değiştirmiyor." dedi.
İsrail'in sunduğu argümanlar ve mahkemenin niyeti nasıl yorumlayacağı arasında bir fark olduğunu belirten Miller, "Uluslararası Adalet Divanı'nın vereceği kararın ötesinde, uluslararası hukuk ve insan hakları toplulukları, İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin soykırım teşkil ettiği konusunda genel bir uzlaşıya sahip. Güney Afrika'nın iddialarını çürütebilecek makul kanıt olduğunu sanmıyorum." şeklinde konuştu.
Miller, İsrail'in eylemlerinin meşru müdafaa kapsamında olduğunu ve soykırım kastını kanıtlama düzeyinde olmadığını savunabileceğini öngörüyor. "İsrail, insani yardımı kolaylaştırdığını, müzakereler yaptığını ve sağlık yardımlarına izin verdiğini iddia ederek, soykırım kastı iddialarını çürütmeye çalışabilir." dedi.
Miller, mahkemenin soykırım kastı için yüksek bir eşik belirlemeye devam etmesinin önemli olacağını vurgulayarak, "Mahkeme, başka bir kasıt kanıtlanabilirse, soykırım kastı bulma olasılığının düştüğünü belirtiyor. İsrail, silahlı çatışma sırasında soykırım dışında bir hedef olduğunu söyleyebilirse, bu durum soykırım kastının tespitini engelleyebilir." değerlendirmesinde bulundu.
UAD'de İsrail'e Karşı Açılan Soykırım Davası
Güney Afrika Cumhuriyeti, 1948 tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle 29 Aralık 2023'te İsrail aleyhine UAD'de dava açtı.
Divan, Gazze'deki durumun acil olması nedeniyle Güney Afrika'nın talebi üzerine 26 Ocak, 28 Mart ve 24 Mayıs 2024'te verdiği ihtiyati tedbir kararlarında, İsrail'in Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesinde tanımlanan fiillerin işlenmemesi için gerekli tüm önlemleri almasına karar verdi.
Güney Afrika, 28 Ekim 2024'te esasa ilişkin 750 sayfalık dilekçesi ve 4 bin sayfalık destekleyici belgeyi Divana sundu.
İsrail'in 28 Temmuz 2025'te sunması gereken cevap dilekçesi, İsrail'in talebi üzerine önce 12 Ocak 2026'ya, daha sonra yeniden talebi üzerine 12 Mart 2026'ya ertelendi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!