İzmir Marşı Dinlerken Gelen Büyük Pişmanlık: Şerif Hüseyin’in Osmanlı İtirafı
Osmanlı’ya isyan eden Şerif Hüseyin’in, Amman’da İzmir Marşı çalınırken döktüğü pişmanlık gözyaşları diplomat Feridun Cemal Erkin’in anılarında yer alıyor.
Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü diplomasi tarihindeki en önemli figürlerden biri olan ve 1962-1965 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenen Feridun Cemal Erkin, kaleme aldığı "Dışişlerinde 34 Yıl" adlı anı kitabında tarihin bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. 1980 yılında aramızdan ayrılan tecrübeli diplomatın dört ciltlik eserinin ilk cildinde, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu'na karşı İngilizlerle iş birliği yaparak Mekke'de isyan başlatan Şerif Hüseyin ve ailesine dair çarpıcı bir tarihi itiraf yer alıyor.
İstanbul’da Yetişen Bir Ürdün Kralı: Emir Abdullah
Kitapta aktarılan bilgilere göre Feridun Cemal Erkin, İkinci Dünya Savaşı’nın bölgedeki etkilerini analiz etmek amacıyla 1942 yılında geçici bir görevle Arap coğrafyasına gönderilir. Bu seyahatleri sırasında, Şerif Hüseyin’in oğlu olan ve o dönem henüz İngiliz mandası altındaki Ürdün’ü yöneten Emir Abdullah tarafından ülkeye davet edilir. 1882 yılında Mekke’de doğan, eğitimini Osmanlı payitahtı İstanbul’da tamamlayan ve Meclis-i Mebûsan’da Hicaz mebusu olarak görev yapan Emir Abdullah, dört yıl sonra ülkesinin bağımsızlığını ilan etmesiyle Ürdün’ün ilk kralı (I. Abdullah) unvanını alacaktır. Gençliğinde babası ile İngiliz makamları arasında köprü görevi üstlenen Abdullah, Osmanlı'ya karşı yürütülen isyanın da aktif planlayıcıları arasında yer almıştır.
Şune Ovası’ndaki Çadırda Yapılan Tarihi Görüşme
Feridun Cemal Erkin, hatıratında Emir Abdullah’ı "İstanbul kültürüyle yetişmiş, Şura-yı Devlet üyeliği yapmış ve Türkçeyi en kusursuz İstanbul şivesiyle konuşan bir beyefendi" olarak tanımlıyor. Kendisini Şune Ovası’ndaki çadırında ağırlayan Emir ile baş başa verdikleri yemekte, tarihe geçecek nitelikte ibretlik bir sohbet gerçekleşir. Emir Abdullah, babası Şerif Hüseyin’in Osmanlı’ya başkaldırmasının ardından yaşadığı trajik sonu şu sözlerle Erkin'e aktarır:
"İngilizler, babamın Osmanlı yönetimine isyan edip müttefiklerle iş birliği yapması karşılığında vaat ettikleri Hicaz Krallığı sözünü tuttular. Ancak bu saltanat uzun sürmedi; Vehhabiler babamı tahtından indirdi ve yerine Kral Suud geçti. İngiliz koruması altında Kıbrıs’a sığınan babam orada ağır bir hastalığa yakalandı. Onu Amman’a getirdim, burada uzun süre acılar içinde yattı."

Amman Sarayında Yankılanan İzmir Marşı ve Büyük Vicdan Azabı
Emir Abdullah, babasının Amman’daki hastalık günlerinde saray bandosunun bahçede konser vermesinin bir gelenek olduğunu belirterek, Erkin’e unutulmaz bir anısını anlatır. Bir gün bando çalarken, rüzgarla birlikte içeriye hepimizin çok iyi bildiği İzmir Marşı’nın ezgileri süzülür. Babasının eski günleri hatırlayıp hüzünlenmesini istemeyen Emir Abdullah, pencereyi kapatmaya yeltenir. Ancak Şerif Hüseyin oğluna şu tarihi ve sarsıcı sözlerle engel olur:
"Evladım, o pencereyi neden kapatıyorsun? İzmir Marşı’nın bana eski günleri ve velinimetimi hatırlatmasından mı korkuyorsun? Ben velinimetine ihanet etmiş asi bir kulum, günahım çok büyüktür. Kral olacağımı sandım ama ilahi adalet beni sürgün yollarına düşürdü. Hastalandım, buralara sığındım. Bırak pencereyi aç, o marşı sonuna kadar dinleyeyim. Çektiğim vicdan azabı, o eski hatıralarla daha da katlansın. Bu dünyada çektiğim ıstırap artsın ki, yüce Allah bu günahkar kulunu dünyada cezalandırmış olsun ve hesap gününde daha büyük bir azaptan korusun."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!