Kolon Kanseri Riskini Tetikleyen Faktörlere Dikkat Edin!
Kolon kanseri riski, yaşam tarzı ve genetik faktörlerle artıyor. Doç. Dr. Halit Karaca'nın uyarıları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi edinin.
Memorial Kayseri Hastanesi'nde görev yapan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili kritik uyarılarda bulundu. Dr. Karaca, "Aşırı alkol tüketimi, sigara kullanımı, obezite, raf ömrü uzun işlenmiş gıdalar, insülin direnci, yoğun radyasyon etkisi ve bağışıklık sisteminin zayıflaması kolon kanseri riskini artıran faktörler arasında yer alıyor," dedi. {{IMG_0}}
Kolon kanseri, özellikle yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları nedeniyle dünya genelinde yaygınlaşan bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Küresel ölçekte en sık teşhis edilen üçüncü kanser türü olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında ise ikinci sırada yer alıyor. Türkiye ve dünya genelinde 45 yaş altındaki bireylerde görülme sıklığı artıyor. Ancak, teşhis ve tedavi alanındaki yenilikler yaşam kalitesini ve süresini artırma potansiyeli taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Halit Karaca, bu konuda detaylı bilgiler sundu. Dr. Karaca, "Kolon kanseri vakalarının yüzde 70'i rastgele ve beklenmedik zamanlarda ortaya çıkıyor. Genetik mutasyonlar ise bu vakaların yüzde 3-5'ini oluşturuyor. Hastaların yaklaşık yüzde 20-25'i aile öyküsüne sahip. Bu durum, kalıtsal mutasyonların hastalığın ortaya çıkmasında rol oynadığını gösteriyor. Kalıtsal genetik sebeplerden kaynaklanmayan kolon kanseri vakalarında ise tanı konulan yaş ortalaması 65 üstüdür. Ailede kolon kanseri hikayesi olması, kişinin bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Kalıtsal kolon kanseri mutasyonları, HNPCC, FAP ve Peutz-Jegher sendromu gibi durumlar, risk faktörlerindendir. Kolonoskopi sırasında tespit edilen adenomların, özellikle villöz ve tübülo-villöz adenomlar gibi yüksek riskli poliplerin varlığı, kanser riskini artırabilir. Ülseratif kolitin ilk 10-20 yılı içindeki yıllık kanser görülme oranı yüzde 0,5 iken, sonrasında bu oran yıllık yüzde 1'e çıkar. Crohn hastalığı da ileokolik bölgede bulunduğunda kanser riskini artırabilir. Alkol tüketimi, sigara bağımlılığı, obezite, işlenmiş gıdalar, insülin direnci, radyasyon ve zayıf bağışıklık sistemi gibi faktörler bu riski artırmaktadır. Erken teşhis, gelişmiş görüntüleme teknikleri ve cerrahi yenilikler, kemoterapi ve radyoterapi alanındaki ilerlemelerle birlikte, kolon kanseri tedavisinde yaşam süresinin uzamasına katkı sağlıyor. Özellikle doğru planlanmış kemoterapi, yeni nesil akıllı ilaçlar ve immünoterapiler, kanserin diğer organlara yayılmasını engellemede önemli başarılar kaydediyor. Kolon kanseri tedavisinde kemoterapi, hızlı büyüyen kanser hücrelerini yok etmek amacıyla damar yolundan ya da oral yolla uygulanabilir. Kemoterapi, cerrahi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler (akıllı ilaçlar) ve immünoterapi ile birlikte kullanılır. Bu tedavi, iyileşme şansını artırmak, kanserin tekrarlama riskini azaltmak, belirtileri hafifletmek ve hastaların daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak adına önem taşır. Cerrahi öncesi veya sonrası uygulanan kemoterapi, hastaların sağ kalım oranlarını yükselterek, kolon kanseri tedavisinde önemli bir aşama kaydedilmesini sağlamıştır," ifadelerini kullandı. {{IMG_1}}
Adjuvan kemoterapinin kolon kanserinin tekrarlama riskini azaltmadaki rolüne dikkat çeken Doç. Dr. Halit Karaca, "Kolon kanseri ameliyatı sonrasında kalan kanserli hücreleri yok etmek ve tekrarlama riskini azaltmak için adjuvan kemoterapi önerilir. Genellikle ameliyat sonrası 8 hafta içinde başlanan bu tedavi, kanserin nüks etme veya metastaz yapma riskinin yüksek olduğu durumlarda önemlidir. Eğer kanser hücreleri lenf düğümlerine yayılmışsa, bağırsakta perforasyon meydana gelmişse veya kanser hücreleri hızlı yayılma eğilimindeyse, tedavi kişiye özel planlanarak başarı şansı artırılabilir," diye konuştu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!